logo HARUN YAHYA
Cumhuriyetin ilk yıllarından beri devam eden ve çoğu zaman açıkça ifade edilmeyen bir “halkı ikiye bölme” hareketi vardır. Bir tarafta Atatürkçü, aydın, resmi, müziği, dansı, heykeli, sanatı seven, hayat dolu bir kesim. Diğer tarafta Atatürk’ten hoşlanmayan, içine kapalı, müzikten resimden sanattan da haz etmeyen, eğlenceye neşeye karşı bir kesim. Bu Türkiye’de eskiden beri devam eden, adı konulmamış bir ayrışmadır ve iki taraf da bir şekilde birbirine öfke duyar ve uzlaşamaz. Genellikle darbelerde de bu ayrışma bahane gösterilir. 60’da, 71’de, 80’de hep böyle olmuştur. Darbelerin anatomisi incelendiğinde bu durum açıkça görülür. İşte biz bu uzlaşmazlığı ortadan kaldıran bir anlayışa sahip olduğumuz için hedef oluyoruz. Biz anlatımlarımızla hem iki kesimin birbirine öfkesini ortadan kaldırıyoruz, hem de bu iki kesimin hayatlarının birbiriyle uzlaşmasını sağlıyoruz. Atatürkçü aydın kültürlü bilgili resimden sanattan hoşlanan kesimle dindarlar arasında bir mesafe olmasına gerek olmadığını gösteriyoruz. Aydın, modern, neşeli, hayat dolu, sanatı müziği güzelliği seven, kaliteye önem veren, Kuran’a sadık, Kuran’a mutabık sünneti uygulayan bir arkadaş topluluğu olarak varlığımızla çok önemli bir fitneyi izale ediyoruz. Hem iki kesim arasında uzlaşma sağlıyoruz hem de iki kesimin birbirine olan öfkesinin yersiz olduğunu gösteriyoruz. Böylece milletin ve vatanın birliğine yönelik çok önemli bir hizmet veriyoruz. Çoğu kişi bunun farkında değil ama İngiliz derin devleti farkında ve bu yüzden var gücüyle bizim üzerimize geliyor. Adnan Oktar
Samimiyetin istikrarlı ve kararlı olması lazım. Düşünürken dürüst olmak önemlidir. Samimi insan hep Allah’ın lehinde düşünür. Allah bazen insanın karşısına özel olarak, Allah’a eleştirel gözle bakan kişiler çıkarır. Bu özel bir denemedir. Onu görünce “aa ben de eleştirel bakayım” deyip hatanın içine düşüyorlar. İnsanın sağlıklı ve dürüst düşünebilmesi için, dünyaya dair bilgisini sık sık gözden geçirmesi gerekir. Gözsüz gören var. Sırf bu konuyu düşünmek Allah’ın varlığını anlamak için yeterlidir. İnsanın gördüğünün idrakında olması muazzam bir şey. Birinin sesi duyması, birinin dokunmayı hissetmesi, birinin kokuyu alması, birinin yemeğin tadını alması Allah’ın varlığı dışında açıklanabilecek bir konu değil. 5 duyu başlı başına Allah’ın varlığının delilidir. Ama Allah imtihan için kuşkular da oluşturur. Mesela çocuk ölümleri olur ya da kendi başına gelen hastalıklar, sıkıntılar olur. Allah hem varlığının delillerini çok güçlü yaratır hem de kuşkuya düşmenin delillerini verir. Dikkatli bakan, kuşkuya düşülecek şeylerin özel yaratıldığını anlar. Samimiyetten uzaklaşmamak için, Allah’ın varlığının delilleri ısrarla unutmamak, çok tekrar yapmak gerekir. Allah “Beni çok zikredin” diyor, çokça zikretmekte bu sır saklıdır. Çokça zikir bir kelimeyi sürekli tekrar etmek değildir. Allah’ın varlığını, varlığının delillerini şuurlu olarak, tekrar tekrar aklından geçirmektir. Adnan Oktar
9770
/ 98