İnsanlar hakikaten evlerinden bir anda dışarıya çıktılar yani. Bir işari yön olarak.
O gün, evleri yıkılan kardeşlerimiz sadaka sevabı almış oldular.
düşünmeye davet etmiştir: Bil ki, gamlar ve kederlerin (ki bunlar bir ateştir) bildiğin cehennem evinin
karşılığında bir başka ev vardır.
İç savaş 200,000 kişinin hayatını yitirmesine ve milyonlarca kişinin, hem sevdiklerini hem de evlerini
Suriyede pek çok insan annesini, babasını, eşini, kardeşlerini, evini, sosyal hayatını, kariyerini kaybetti
Bambu ve kamıştan birbirine yakın yapılmış evlerden oluşan 12 kampta çoğu zaman aç, susuz olarak yaşayan
Çoğu insan rahat, sıcak konforlu evlerinde huzur içinde oturup, çocuklarını memnun etmek için çabalarken
Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir.
Bu dirilişten belli bir süre sonra insan, yaşamı sona erince tekrar öldürülür ve toprağa geri döner,
6 milyon Suriyeli de bunları hiç düşünmemişti ama bugün hepsi evlerini terk etmek zorunda kaldılar.
Toplam 2 milyon mülteciye kamplarında ev sahipliği yapan Suriyede bugün en zor durumda olanların bir
Yizhak Cohen ve Bayan Şoşana Bekerman adına, İstanbulda 9 Mayıs 2013 tarihinde düzenlenen konferansa ev
İsrail heyeti ve uluslararası temsilciler adına, Ankara ve İstanbuldaki görüşmelere ev sahipliği yaptığınız
Buradaki insanların hepsi zer aleminde söz vermiş olan insanlar.
Sevmeye, yakın olmaya, kardeşliğe söz vermiş insanlar.
Allah ömrüne bereket versin. Çok sevdiğimiz bir büyüğümüz.
(Hutbe-i Şamiye, Sâdâ-yı Hakikat, s. 94) Müminlerin emiri (sav) öğütlerinde bize şu müjdeyi verdi ki;
kardeşlerimizin açıklamaya muhtaç fikirlerini ortaya atmak, ehl-i dünyayı ve siyasetçileri telaşa verir ve vermiş
diye sorduğumda şöyle cevap verdi: ... HZ. MEHDİ (a.s.) DÜNYAYI FETHEDECEK, İsa b.
sokaklar, askerin geçeceği her yer caddeler şura bura falan önce, mesela kaç metre hesabıyla diyelim 4 er
, 5 er metre hesabıyla topçu ateşiyle dövülmesi lazım.
O bahsedildiği yere gelir, sizden kim onu zikrederse onun üzerine selam versin o her sene hacca gelir
, küfür ve hakaret içeren yazı ve işaretlerin yazılıp çizilmesi, mezarlıklarının tahrip edilmesi, evlerin
Kundaklama olayları, patlayıcı maddeyle maddi zarar verme, yangın çıkarma, camilerin, evlerin, derneklerin
işyerlerinin posta kutularına dini değerlere hakaret ve tehdit içeren mesaj ve mektupların bırakılması, ev
Mehdinin ismi hakkında şu bilgileri vermiştir: ...
(Nasr Suresi, 1-3) Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik.
(Al-i İmran Suresi, 133) Allah insana çok mükemmel bir ruh gücü vermiştir.
SORDUĞU SORULARLA ÖLÇEBİLİR: Allah dünya hayatındaki her türlü güzelliği insanların kullanımına vermiştir
Şüphesiz üzerinde yaşadığımız dünyanın ve evrenin renklerle donatılmış olması Allahın bizim için yarattığı
yeryüzündeki canlılara, tabiat olaylarındaki düzenden insan vücuduna ve bir kelebeğin kanadına kadar evrendeki
hücre zarını, insan daha öneminin şuuruna varmadan, her hücresinde var ederek kendisine canlılık vermiştir
Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel
The plan is: If the Islamic world ever comes together, they will be a strong force; thus, they should
They are very much aware of the fact that Muslims have the power to destroy any sinister plan if they ever
Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu.
Allaha sığınıp tevbe ederlerse, buna karşılık Allahın üzerlerindeki nimetleri artıracağını haber vermiştir
Kuranın gerçek şeriatının kadına en büyük değeri vermiş olduğunu, bir kadının ülke idaresini en mükemmel
İhtiyaçları Vardır İslam toplumlarına tarih boyunca en çok zararı bağnaz zihniyete sahip insanlar vermiştir
özelliğine dikkat çekmiş ve yobazlığın çok önemli bir tehlike olduğunu hadis-i şeriflerinde haber vermiştir
anlaşılır. www.munafiklarintemelozellikleri.beyazsiteler.com Yobazlık Tarih Boyunca İslamiyete Zarar Vermiştir
ücret talep etmeden o hanımların koyunlarını aldın, suladın ve aldın geri götürdün ki bayağı bir emek verdin
Kardeşin Harun (a.s.) u sana verdim, yardımcı olarak.