Eğer doğru söylüyorsan, bize vaat ettiğini getir (görelim.)
inancın ve ibadetlerin insan sağlığı üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek derecede olumlu bir etki meydana
olarak yakalıyor hücre, alıyor o kırmızı rengi verecek şekilde molekül yapısında oluşturup bileşik meydana
Yakini olmayan insanlara yakin meydana getirecekler.
Olmuş, meydana gelmiş, tahakkuk etmiş.
Müjde hanımın iyi niyetli olduğu belli, sevecen ama meydana gelecek tahribat ve acı iyi niyetle dengelenmiyor
pişmanlık, bir anda unutulmayan, insanı harekete geçiren, hatta kimi zaman insanda köklü değişiklikler meydana
Yani burada meydana gelen kin ve öfke, kim yapıyorsa, hangi şaşkın yapıyorsa, bu tarif edilecek gibi
Parmak izi, parmakların son eklemi ve uç kısmındaki kıvrımların meydana getirdiği bir izdir.
Müjde hanımın iyi niyetli olduğu belli, sevecen ama meydana gelecek tahribat ve acı iyi niyetle dengelenmiyor
Bu vasfı müminler taşıdığında, aralarında bir kardeşlik bağı meydana gelir.
, çevresinde gelişen hiçbir olay, sevdiği insanın tavırlarında, duygularında ya da düşüncelerinde meydana
davranış ve konuşmalarında Kuranın sınırlarını gözetecek bir bilinci korumasında önemli aksaklıklar meydana
Hatta sempatiklik bir yana, bilmiş bir ruh hali, o kişi üzerinde çok ciddi şekilde bir iticilik meydana
Antenler, koklama sinirleri ve zarlar evrimle meydana gelmiş olamazlar.
Yani Peygamber (s.a.v.) böyle meydan okusun, diyor. Çünkü bütün güç Bende diyor Allah.