-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Peygamberimiz döneminde münafıklar çıkar umuduyla Resulullah’ın yanına gelip kahpece faaliyet yapıyor, herkesin görmediğini anlamadığını sanıyorlardı. 20 yıl, 175 bin 200 saat boyunca İslam için hizmet ediyorlardı. Bir çok kabileden çok sayıda insan getiriyor, evini, atını, parasını, malını veriyorlardı. Peygamberimiz’i ve Müslümanları sürekli zenginleştiriyorlardı. Bunların karşılığında da çok büyük menfaat bekliyorlardı. “Peygamber vefat edecek her şey kendilerine kalacak” sanıyorlardı. Ama baktılar ki asıl kendileri çöküyorlar, her şeyleri bitmiş duruma geliyorlar. Peygamber ise her geçen gün daha da dinçleşiyor, güçleniyor. O zaman “biz ayrılalım” dediler. Ama tüm malını, mülkünü, ömrünü İslam için verdikten sonra, yaşlanıp çöküp tirit olduktan sonra defolup gidiyor. İşte bu, tarih boyunca tüm münafıkların enayiliğidir.
Adnan Oktar
Münafıklar ahmakça Allah’a tuzak kuruyorlar, Allah bu tuzaklarını tam tepelerine geçiriyor. Mal ve mülk hırsı yapıyor, eşşek gibi çalışıyorlar. Ömrü, gençliği eşşek gibi çalışarak geçiyor. Malını yığıyor, yığıyor, yığıyor ama yiyeceği vakti kalmıyor. Gençliği Müslümanlara hizmet ederek geçmiş, geride kalmış. Bir yandan adım adım ölüme gidiyor, ölümü de dehşet verici bir acıyla oluyor. Bir sofra kuran adam düşünün. Emek emek sofrayı hazırlıyor, her detayı yapıyor tam elini uzatıp yemeği yiyecekken biri gelip odunla kafasına vurarak sofradan alıyor. İşte bu müminlere müthiş bir neşe vesilesi olan, Allah’ın münafıklara kurduğu nefis tuzaktır. (Tevbe Suresi, 55: Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azaplandırmak ve canlarının inkar içindeyken zorlukla çıkmasını ister.)
Adnan Oktar