-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İnsanlar genelde bir sorunları olduğunda bunu karşılarındaki insanla halletmeye çalışıyorlar. Ya küsüyorlar, ya darılıyorlar, ya karşılarındakinin sevgisinden şüphe ediyorlar. Halbuki doğru olan, kişinin her meselesini Allah’la halletmesidir. Bu önemli gerçek toplumda ciddi şekilde unutuluyor. Allah’ı -haşa- unutmak ise büyük bir faciadır. İnsanın karşısındaki kişiyi değil Allah’ı esas alması gerekir. Her talep Allah’tan istenir. Yoksa insanların bir talebi karşılayacak, bir sorunu çözebilecek güçleri yoktur. Mutlaka herşeyi Allah’tan istemek lazım. Aksi çok büyük hata olur. Kişi bir sorunu olduğunda, özenle Allah’a dua edip, Allah’tan yardım istemeye devam etmeli. Tabii ki insan sebeplere sarılır, dua mahiyetinde hükmen karşısındaki insana sorununu söyler, konuşur, onu olumlu yönde düzeltmeye, iyiye doğruya çekmeye çalışır. Ama temelinde asıl Allah’tan istemek doğru olandır. Çünkü kalbi yaratmayı Allah yapar, şahıslar yapamaz. Aksinde kişi ciddi bir hatanın içine düşmüş olur, ciddi bir sıkıntının içine sürüklenmiş olur. Bu hatada asla diretilmemesi gerekir.
Adnan Oktar
Yapmacık sevgi, sevgi taklidi yapmak çok büyük bir beladır. “Ay canım seni ne çok özledim, inanmazsın hayret edecek şekilde seni seviyorum” diyor. Son derece yapmacık bir üslup. “A müdür Kemal bey geldi” diyor önünü ilikliyor, “biz sizi çok severiz” diyor. Halbuki sadece korkuyor. Gerçek sevgi, Allah için Allah korkusuyla Allah sevgisiyle olur. Bir insan temizdir, insancıldır, merhametlidir, vicdanlıdır, Allah’tan çok korkuyordur, cesurdur, Allah için kendini adamıştır, bunların hepsini görürsün ve öyle seversin. Hiçbir güzel ahlak özelliği görmeden sevdiğini iddia etmek samimi değildir.
Adnan Oktar
Allah sevgisi en hayati konudur. Allah’ı sevmekteki esas konu insanın kendisini sıkmamasıdır. İnsanlar şirke akıl almaz eğilimlidir. Şirke karşı beyni sürekli muhafaza altında tutmak, çok samimi olmak lazım. Dikkat şirk konusunda olmalı. Samimiyet de zevklidir, enerji gerektirmez. Samimiyet dünyanın en tatlı, en zevkli nimetlerinden birisidir. Allah sevgisi insanların bir kısmında eksik olduğu için insanların birbirine sevgisi de düşük oluyor. Yerine hasetlik, kin, nefret, öfke geliyor. Doğrudan Allah’ı çok sevseler insanların şu an dünyada yaşadıkları hayat bambaşka olur, dünya alenen cennet gibi çok rahat edecekleri bir yer olur. Dünya çapında bir çok insan Allah’a karşı nankör olduğu için, Allah da onları sezdirmeden eziyor. Onlar kendilerince Allah’ı kandırdıklarını sanıyorlar, Allah ise onları sezdirmeden eziyor. Tüm güzelliklerin tek kaynağı Allah’tır. Sevginin tek kaynağı Allah’tır. Çocuğunu, karısını, kedisini, kuşunu çok sevdiğinde Allah’ı sevdiğini bilmiyor bir çok insan. Görüntünün tamamı Allah’a aittir.
Adnan Oktar
Gençlerle yaptığımız sokak röportajlarında egoistliğin büyük oranda ortadan kalktığını, bağnazlığa kapalı, Allah’a iman eden, Kuran Müslümanlığını kabul eden, aydın, sevecen, sevgi dolu, güzelliği ve kaliteyi arayan bir nesil yetiştiğini görüyoruz. Bu, Mehdiyet’in etkisini, Allah’ın lütfunu bizlere gösteriyor. Mehdiyete hikaye gözüyle bakanların uğraşmalarına rağmen kendi kafalarında bir nesil yetiştiremediklerini, gelenekçi içe kapalı bir nesil yetişmediğini görüyoruz. Tam tersine çok olumlu, aydın, hayat dolu, Allah’ı çok seven, dindar, neşeli, ufku geniş bir nesil yetiştiğini görüyoruz.
Adnan Oktar
Dünyaya geldiğimizde ne olduğumuzu anlamaya çalışırız. Bu görüntü ne, bu ses ne, dokunma nasıl oluyor, bunları kim bize gösteriyor, kim duyuruyor, bu duyguları alan varlık kim? Uçsuz bucaksız uzayda neden varız? Bunu düşündüğümüzde hemen Yaratıcı’nın farkına varırız. O zaman Yaratıcı’nın bizden ne istediğini düşünürüz. Bu kadar emek, bu kadar ilgi, bu kadar muazzam ve ince mühendislik, bu kadar detay neden var? İmtihan diyoruz, peki imtihan olan insan neden imtihan olur? “İyi olduğu anlaşılır gidip cennette oturur.” Bu değil. Kuran’ı incelediğimizde sevginin dışında bir amaç olmadığını görüyoruz. Deccaller, firavunlar, iyilikler, kötülükler, güzellikler, imtihanlar, acılar bunların hepsinin gayesinin saf sevgi olduğunu görüyoruz. O zaman biz de tüm insanların dünyada sevgiyi, saf ve gerçek sevgiyi yaşamasını istiyoruz. Allah’ın da insanları sevmesini istiyoruz. Buna rıza denir; Allah’ın rızası. Allah’ın rızasını kazanmak Allah’ın sevgisini kazanmaktır. Hayatın tüm amacı sevgiyi kazanmaktır. Ahirette müminlere Allah “Benden razı oldunuz mu?” diye soruyor. Ana soru bu. Niye okuyorsun; Allah rızası için. Niye evleniyorsun; Allah rızası için. Niye çalışıyorsun; Allah rızası için. Niye güzel ahlak gösteriyorsun; Allah rızası için. Bir tane hedef var Allah’ın sevgisi. Allah’ın rızasını kazanmak amacı Allah’ın sevgisini kazanmaktır.
Adnan Oktar
Sevginin temel noktası şuur açıklığı ve samimiyettir. İnsanın adi, basit komplekslerle boğuşmamısı lazım. Beynin saflığını, temizliğini, keskinliğini çok iyi muhafaza etmesi lazım. Allah’ın varlığını bilmek müthiş bir sevinç vesilesi ve rahatlıktır. Sonsuz Akla sahip bir varlığın kontrolündesin, seni seviyor ve sen ne istersen yapıyor. Bu çok büyük bir nimet. En başta sevginin tamamının Allah’a yöneltilmesi önemlidir. Sevgiyi tamamen Allah’a yönelttiğinde, Allah sevilecek insanlar olarak sana tecelli eder. Allah böylece sevgiyi Kendisi’ne yönelteni ödüllendirir. Dikkatin Allah’tan dağılmaması çok önemlidir. Allah’ı unutup herhangi bir insan, cisim, çıkar, fikir akımına dikkatin gitmemesi gerekir. Allah’ın Fatiha’da bildirdiği dosdoğru yol, Allah’tan dikkatin hiç dağılmamasıdır. İnsan aklı bazen zayıflığa yatkındır, bir anda kayıp gidebilir. Kaydığını fark ettiğin anda hemen toparlamak gerekir. Hiçbir kayma olmadan dümdüz gidildiğinde Allah sonsuza kadar sevgi içinde yaşatır.
Adnan Oktar