-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İngiliz derin devleti bir ülkeyi yıkmak ya da parçalamak istediğinde önce o ülkede sanatın, bilimin, kültürün olmadığı, zevksiz, kirli, kavgacı, sevgiyi ve nezaketi bilmeyen insanlardan oluşan bir ortam meydana getiriyor. O zaman bu ülkeleri yıkmak çok kolay oluyor. “Bakın İslam’ı yaşayan bu ülkeler böyle bir felaketin içine sürükleniyor, bu ülkeleri yıkıp yeniden kuralım” diyorlar. Suriye’de ve Irak’ta hep aynı taktiği uyguladılar. Şimdi de Türkiye’ye aynı şeyi uygulamak istiyorlar. Sanatın, güzelliğin, kadın özgürlüğünün, neşenin, bilimin olmadığı, insanların yaşama sevincinin kalmadığı, içine kapalı bir ülke oluşturmak istiyorlar. Biz buna ilimle irfanla müsaade etmedik ve etmeyeceğiz. Kuran’ın aydınlık, modern, kaliteli, nezih, sevgi ve hayat dolu ruhunu yaşantımızla gösteriyoruz ve tüm Türkiye’ye, dünyaya bu güzel Kuran ahlakının hakim olmasını istiyoruz.
Adnan Oktar
Müzik, eğlence, dekolte, sanat karşıtlığı özellikle sahil kesimlerinin Ak Parti’den uzaklaşmasına sebep oluyor. Tayyip Hocam moderndir, Başbakanımız modern ve aydındır. Ak Parti insanların yaşam tarzlarına saygılıdır, ama bazı çevrelerin üslupları Ak Parti aleyhine oluyor. Bunu insanları Ak Parti’den uzaklaştırmak için özel olarak yapıyor olabilirler. Müzik, dans, kadın özgürlüğü, fikir özgürlüğü, neşe, sanat, bilim Kuran ahlakına göre helaldir. Allah insanların özgür yaşamasını ister.
Adnan Oktar
Bazıları monoton hayat istiyor. Gençler neşeli olsun, hayat dolu olsun istemiyor. Neşeden, sevinçten hoşlanmıyor. Hayatı grileştirmek, ölü hale getirmek, çekilmez hale getirmek istiyorlar. Bunlar sanata, kadın hürriyetine, özgürlüğe, sevecenliğe, dostluğa, arkadaşlığa her şeye karşılar. Herkes kendileri gibi olsun istiyorlar. Güleni azarladığı eğleneni mutsuz ettiği bir hayattan yanalar. Kendileri mutsuz oldukları için insanları da kendileri gibi yapmak istiyorlar. Tek kelime sevgiden, dostluktan, neşeden, sanattan bahsetmiyorlar. Dostluğu, arkadaşlığı bilmedikleri için herkese karşı oluyorlar. Böyle kişiler Ak Parti’yi de baskıcı, yasakçı, özgürlük karşıtı bir parti gibi göstermek istiyor, Ak Parti ve Tayyip Hocam’a da tuzak kuruyorlar. Tayyip Hocam özgürlük isteyen, gençlerin neşesinden yana olan, modern dindardır. Ama bu kişiler Ak Parti’yi güzelliğe, neşeye, sanata, bilime karşı gibi gösteriyorlar ve bu yüzden sahil kesimlerinde Ak Parti’nin oy kaybetmesine sebep oluyorlar.
Adnan Oktar
Özellikle Ortadoğu ülkelerinde ve dünyanın bir çok yerinde kadına çok yanlış ve garip bir bakış açısı var. “Kadını bir şekilde tuzağa düşürürsün, eve götürür, namusunu lekelersin, ondan sonra da gıcık olur evine gönderirsin” anlayışı yaygın. Sonra yine canın isterse yine çağırırsın gelmezse ölümle tehdit edersin, dövmekle tehdit edersin diye çarpık bir mantıkları var. Bu çok büyük bir vicdansızlık ve zulüm. Kadın Allah’ın yarattığı en güzel, en kutsal varlıktır. Ve kadın aklıyla tutkusuyla imanıyla güzeldir. Kadını korkutuyorsun, aşağılıyorsun, merhametsizlikle yaklaşıyorsun, küçük düşürmek istiyorsun ondan sonra da kadından şikayet ediyorsun. Kadınların önce ahiretini korumak gerekir. Kadını 20-30 yıllığına değil sonsuza kadar seveceksin. Sonsuza kadar seveceğine göre önce imanına özen göstermen, cennete gitmesine gayret etmen gerekir. Onurlu, namuslu, şerefli yaşamasını sağlayacaksın. Kadının onurunu namusunu elinden alırsan saygı duymazsan hiçbir anlamı kalmaz. Kadının saygı duyulması gereken mübarek bir varlık olduğunu bilecek ve ona göre davranacaksın. O zaman kadının güzelliğini Allah sana açar.
Adnan Oktar
İnsanlar genelde bir sorunları olduğunda bunu karşılarındaki insanla halletmeye çalışıyorlar. Ya küsüyorlar, ya darılıyorlar, ya karşılarındakinin sevgisinden şüphe ediyorlar. Halbuki doğru olan, kişinin her meselesini Allah’la halletmesidir. Bu önemli gerçek toplumda ciddi şekilde unutuluyor. Allah’ı -haşa- unutmak ise büyük bir faciadır. İnsanın karşısındaki kişiyi değil Allah’ı esas alması gerekir. Her talep Allah’tan istenir. Yoksa insanların bir talebi karşılayacak, bir sorunu çözebilecek güçleri yoktur. Mutlaka herşeyi Allah’tan istemek lazım. Aksi çok büyük hata olur. Kişi bir sorunu olduğunda, özenle Allah’a dua edip, Allah’tan yardım istemeye devam etmeli. Tabii ki insan sebeplere sarılır, dua mahiyetinde hükmen karşısındaki insana sorununu söyler, konuşur, onu olumlu yönde düzeltmeye, iyiye doğruya çekmeye çalışır. Ama temelinde asıl Allah’tan istemek doğru olandır. Çünkü kalbi yaratmayı Allah yapar, şahıslar yapamaz. Aksinde kişi ciddi bir hatanın içine düşmüş olur, ciddi bir sıkıntının içine sürüklenmiş olur. Bu hatada asla diretilmemesi gerekir.
Adnan Oktar
Samimiyetin istikrarlı ve kararlı olması lazım. Düşünürken dürüst olmak önemlidir. Samimi insan hep Allah’ın lehinde düşünür. Allah bazen insanın karşısına özel olarak, Allah’a eleştirel gözle bakan kişiler çıkarır. Bu özel bir denemedir. Onu görünce “aa ben de eleştirel bakayım” deyip hatanın içine düşüyorlar. İnsanın sağlıklı ve dürüst düşünebilmesi için, dünyaya dair bilgisini sık sık gözden geçirmesi gerekir. Gözsüz gören var. Sırf bu konuyu düşünmek Allah’ın varlığını anlamak için yeterlidir. İnsanın gördüğünün idrakında olması muazzam bir şey. Birinin sesi duyması, birinin dokunmayı hissetmesi, birinin kokuyu alması, birinin yemeğin tadını alması Allah’ın varlığı dışında açıklanabilecek bir konu değil. 5 duyu başlı başına Allah’ın varlığının delilidir. Ama Allah imtihan için kuşkular da oluşturur. Mesela çocuk ölümleri olur ya da kendi başına gelen hastalıklar, sıkıntılar olur. Allah hem varlığının delillerini çok güçlü yaratır hem de kuşkuya düşmenin delillerini verir. Dikkatli bakan, kuşkuya düşülecek şeylerin özel yaratıldığını anlar. Samimiyetten uzaklaşmamak için, Allah’ın varlığının delilleri ısrarla unutmamak, çok tekrar yapmak gerekir. Allah “Beni çok zikredin” diyor, çokça zikretmekte bu sır saklıdır. Çokça zikir bir kelimeyi sürekli tekrar etmek değildir. Allah’ın varlığını, varlığının delillerini şuurlu olarak, tekrar tekrar aklından geçirmektir.
Adnan Oktar
Türkiye’nin Suriye politikasının Suriye devletinin ve topraklarının bütünlüğünün korunmasından yana olması gerekir. Suriye’deki devletin tanınmasına ve bu devletle birlikte, Rusya, İran, Türkiye ittifak ederek ortak hareket etmeye ihtiyaç var yoksa PKK legal hale gelir. Suriye Hükümeti toplanacak, Devletin Başı yani Esad Meclisi toplayacak, “gelin bana yardım edin” diyecek. Rusya, İran ve Türkiye ortak yardım edecekler. O zaman PKK’nın Suriye’yi bölme planı tamamen ortadan kalkar. Suriye Devletinin talebiyle de bu gerçekleştiği için BM, ABD vs kimse itiraz edemez. Eğer Türkiye, Suriye Devleti’yle böyle bir ittifak içine girmezse bölgede –Allah korusun- Komünist PKK devleti kurulmasına istemeye istemeye yardımcı olmuş olur. Bu ihtimalin tamamen ortadan kalkması için Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması bu korunmanın sağlanması için de Suriye Devletiyle bağlantı kurulması şarttır. Bu konuda Rusya, Türkiye’ye aracı olabilir. İran, Türkiye, Rusya ve Suriye yönetimleri bir araya gelir ortak karar alır. Suriye devletiyle bu konuda iş birliği yapmak vicdani olarak da siyasi olarak da doğru karardır. Hükümetimiz bu konuda cesur olsun çekinmesin. Suriye’nin cinayet işlediği doğru, bir zulüm olduğu doğru, ancak bu görüşme yapılması için bir engel değil. ABD, Rusya, İngiltere, Suudi Arabistan, Irak vs her ülkenin işlediği cinayetler var. Bu mantıkla yaklaşırsa Türkiye kimse ile diyalog kuramaz. Akılcı davranıp -PKK’nın bölgeden tamamen kazınması için- Suriye, Rusya, İran ve Türkiye’nin işbirliği yapmasını desteklemek gerekir.
Adnan Oktar
Türkiye’nin solu gerici soldur, çok gerici bir kafaya sahiptir. Stalin Devri’nin soludur. Dolayısıyla hepsi olmasa da büyük bir bölümü; bağnaz, tutucu ve gelenekçidir. Çok katıdırlar. Kılık kıyafeti bile, Stalin bıyığı. Stalin tarzında konuşuyor. Stalin’in kültüründe kalmışlar, 2017’lerin insanı değil. Adam 1920’ler, 1930’ların kafasında. Geliştirememiş kendisini. Onun için kadınlara karşı da katıdır. Mesela; solcu kadınlarına bakın erkek gibidirler. Makyaj yapmazlar, askeri kıyafetler giyerler. Hepsi olmasa da birçoğu bakımsızdır. Kötü bir görünüm vardır. Serttirler, sevgisizdirler. Gelenekçi Ortodoks kesimde de yine öyle kadınların bir çoğu bakımsız, çoğunlukla güzel bir koku hissedemezsin. Güzel bir bakım hissedemezsin. Hepsi için demiyorum, bir kısmı için diyorum çünkü çok iyi olan, çok değerli olan insanlar da var. Ama kadın karşıtlığı onlarda da çok şiddetlidir. Onlar zaten kendileri savunuyorlar kadınların akılsız olduğunu, yarım akıllı olduğunu, sopa yemesi gerektiğini erkeklerden daha kapsamlı anlatıyorlar. Kadının dediğinin tersinin yapılması gerektiğini su gibi ezberlemiş onlar. Kadınlara ait hükümler diye o konuda alim olmuş kadınlar var. Kendi kendine hakaret ediyor ve bunu takva adına yapıyor, Allah'ın hükmü bu, zaten böyle olması lazım diyor. Bundan sonra bu münasebetsizliğe yol vermeyeceğimizi biz gösterttikten sonra Türk gençliğinde muazzam bir uyanma oldu. Bakın 150.000'in üstünde insanla görüştük. Hepsinin pozitif, son derece hür, aydın, Kuran Müslümanı olduğu, aklı başında, şefkatli ve merhametli olduğu, yardımsever, nezih, savaşlara karşı, kan dökülmesinden nefret eden, dostluk ve sevgiden çok zevk alan, sanatı, estetiği, bilimi coşkuyla savunan, demokrat, hür düşünceyi savunan, cumhuriyetçi akla sahip kaliteli gençler olduğunu, kadın özgürlüğünü savunduklarını görüyoruz. Dolayısıyla yaptığımız ilmi mücadele elhamdülillah meyvelerini verdi ve vermeye devam ediyor meyvelerini.
Adnan Oktar