Amino asitler protein oluşturmak üzere kimyasal olarak birleşirken açığa su molekülü çıkar.
Le Chatêlier Prensibi olarak bilinen kurala göre, açığa su çıkaran bir reaksiyonun (kondansasyon reaksiyonu
), su içeren bir ortamda sonuçlanması mümkün değildir.
Bitki hücresinde bulunan kloroplast isimli bir organel sayesinde bitkiler su, karbondioksit ve güneş
Bitki hücreleri, içlerindeki kloroplastlar sayesinde su, karbondioksit ve güneş ışığını kullanarak nişasta
Modern teknoloji, fotosentezi taklit etmek bir yana, detaylarını çözmeyi bile henüz başaramamıştır.
Üstteki şema bu iddiayı ifade etmektedir: Darwinizme göre canlılar giderek dallanan bir ağaç gibi birbirlerinden
Her türlü keşfe rağmen fosil kayıtları hala (türler arası) boşluklardan oluşmaya devam etmektedir. 181
Darwinden sonraki yıllarda, onun taraftarları bu yönde (fosiller alanında) gelişmeler elde etmeyi ummuşlardır
Vücut parçaları değişik mineralli sularla veya sadece minerallerle dolarsa, buna taşlaşma denir.
Kemiklerin şeklinden, üzerindeki kas bağlantılarından hayvanın nasıl durduğu ve nasıl hareket ettiği
Fakat gerçekte doğa sadece her canlının birbiriyle kıyasıya mücadele ettiği, herkesin birbirini yok etmek
Başkalarına yardım etmek, buna bağlı olarak o canlının sağ kalma olasılığını azaltacağına göre, uzun
Yavruları yumurtadan çıktıktan sonra onları ağzında suya kadar taşır.
Benzeri darbelerin ardından Deweyin yolunu izleyenler onun görüşlerini bir parça revize etmek zorunda
kurtuluşa ulaştıracağı düşünülmekte ve en sonunda insanoğlunun kutsal amacının da bu sürece hizmet etmek
Sümerlerden kalan Enuma-İliş adlı yazıtta anlatıldığına göre, ilk başta bir su karmaşası vardı ve bu
su karmaşasının içerisinden birdenbire Lahau ve Lahamu adlı tanrılar ortaya çıkmıştı.
Yani Sümer efsanelerine göre canlılık, cansız su kaosundan birdenbire oluşmuş ve evrimleşerek gelişmişti
Evrimciler, kuyruklu su kurbağasının Eusthenopteron foordiden türediğini öne sürmüşlerdir.
Ama bir balık olan Eusthenopteron ile kuyruklu su kurbağası Icthyostega arasındaki bu teorik ara geçiş
Eusthenopteron normal bir balıktır ve kuyruklu su kurbağasına birçok yönden benzemez.
evrimsel ilişki kuramadıkları farklı canlı gruplarında beş parmaklılık özelliği olduğunu kabul etmektedir
kavramı çökmüş durumdadır. 66 19. yüzyıl materyalistleri, o dönemin ilkel bilim düzeyi içinde büyük hararetle
inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim
buradan yola çıkarak hayvanların daha iyi kamufle olmalarını sağlayan renk değişikliklerini ifade etmektedir
Evrim için gereken şey, bir türün diğer bir türe değiştiğini bilimsel olarak ispat etmektir.
Kloroplastlar ait oldukları hücreden bağımsız hareket etmez.
Moleküler biyolog Whitfield, bu durumu şöyle ifade etmektedir: Prokaryotik endosimbiosis (yutma) belki
Eğer bir prokaryot bir diğerini içine alamaz ise, endosimbiosisin nasıl kurulduğunu tahmin etmek güçtür
böyleyse sünger gibi basit ve değişmemiş hayat formlarını evrimsel başarısızlıklar olarak mı kabul etmeliyiz
Herdurumda sıvının içerisindeki moleküllerin rastgele hareketlerinin yerini, anında son derece düzenli
Bunun ana nedeni, bunların düzen ve kompleksliği ayırt etmeyi başaramamalarıdır. 140 Yine aynı bilim
yanlıştır Isı alçaltılarak termal etki yeterince küçültüldüğünde, atomları birbirine bağlayan güçler, su
canlıların yeryüzünde küçük kademeli değişimlerle ortaya çıkmaları ve zaman içinde de değişmeye devam etmeleri
Evrim teorisinin dört ayaklıların kökeni hakkındaki varsayımı ise, bu canlıların suda yaşamakta olan
Sudan karaya geçiş tezi )
Kimse doğal seleksiyonun zayıf olanın elenmesindeki rolünü inkar etmez.
DNAları arasındaki kuralsız ilişkinin evrimin açıklayamadığı büyük bir sorun olduğunu şöyle ifade etmektedir
RNA ve DNAyı oluşturmasının imkansızlığını, evrimci Fransız bilim adamı Paul Auger de şöyle ifade etmektedir
kontrol eden sayısız kompleks işlevin tamamen rastlantıya dayalı bir süreç sonucunda oluştuğunu iddia etmek
Evrimciler, sudan karaya geçiş tezlerini çürüten canlıların bulunmasıyla birlikte, bu konuda başka teorilere
evrim sahtekarlığı olduğu ortaya çıkmış ve bu kez aynı gazeteler dino-kuşun palavra olduğunu kabul etmek
İnsanın iki ayağı üzerinde dik yürümesi, başka hiçbir canlıda rastlanmayan, çok özel bir hareket şeklidir
İki ayaklılık ) Diğer bazı hayvanlar ise iki ayaklı olarak sınırlı bir hareket kabiliyetine sahiptirler
hayvanlar ender olarak (örneğin bir yiyeceğe ulaşmak istediklerinde) iki ayakları üzerinde kısa süreli hareket
Sıçrayan zemin böcekleri Dipsocoridae üst-familyasına dahil olan, genellikle su kenarlarında yaşayan
ve çok hızlı hareket edebilen böceklerdir.
yıldır değişmeden kalan bu canlılar, Darwinistlerin doğa tarihi hakkındaki tüm iddialarını yerle bir etmekte
kınkanatlılar (Nitidulidae) familyasına dahil olan bu bitki böceği, çoğunlukla zarar görmüş bitkilerin öz suları
Yetişkinler çiçeklerin ya da yeşilliklerin üzerinde yaşar, bitki öz su ve polenleriyle beslenirler.
Kötülük organize bir harekettir.
Global hareket eden, bir kolu koptuğunda hemen yenisi çıkan bir organizmadır.
Darwin, teorisinin en büyük zorluğu fosiller karşısında yaşayacağını şöyle itiraf etmektedir: Eğer gerçekten
İnaçlı Hristiyan, Musevi ve Müslümanların birlikte hareket etmesi çok büyük emelleri gerçekleştirecek
O yüzden de parlayıp sönen hareketler olarak kalıyor; hatta kimi zaman da marjinalleşip yeraltına iniyorlar
tıpkı günümüzdeki eğrelti otları gibi fotosentez yapıyor, aynı mekanizmaları kullanarak topraktan suyu
farkı olmadığını gösteren bu fosil, evrimcilerin doğa tarihiyle ilgili tüm iddialarını yerle bir etmektedir
Bu soruna tatminkar bir cevap bulunamayışı devam etmektedir ve sonunda çoğu biyolog bu sorunun fosil
Fosil kayıtlarındaki değişmezlik, tek başına evrim teorisini yerle bir etmektedir.
teorisinin büyük bir aldatmacadan ibaret olduğunu, tüm canlıları Allah ın yarattığını bir kez daha teyit etmektedir
Corner, fosillerin bitkilerin sözde evrimini değil, Yaratılış gerçeğini desteklediğini şöyle ifade etmektedir
Bir orkidenin, bir su mercimeğinin ve bir palmiyenin aynı atadan gelmiş olmalarını aklınız alıyor mu?
Tatlı su ıstakozu olarak da adlandırılan kerevitler, yüz milyon yılı aşkın zamandır değişmeyen canlılardan
Astacoidea üst familyasına dahil olan bu canlılar, genellikle çok soğuk olmayan tatlı sularda yaşarlar
sivrisinekleri, canlıların evrim geçirmediğini, tüm canlıları Allah ın yarattığını bir kez daha teyit etmektedir
Böylece su kaybı en aza indirilmiş olur. Sudan tasarruf en küçük detaylarda bile kendini gösterir.
Böylece anne, en az su kaybıyla yavrusunun su ihtiyacını gidermiş olur. 2- Görme ve Haberleşme: Deniz
memelilere evrimleştiklerini, sonra da bu memelilerin yeniden suya dönerek suda yaşam için gerekli olan
Amfibiyenler yumurtalarını suya bırakırlar.
Yumurtalar su içindeki gelişimleri için uygun bir yapıdadırlar; son derece geçirgen ve şeffaf bir zar
Amniotik yumurta olarak da bilinen sürüngen yumurtasının sert kabuğu hava geçirir, ama su geçirmez.
BÖBREK ENGELİ Balıklar bedenlerindeki zararlı maddeleri doğrudan suya bırakırlar.
Bir balığın sudan çıktığında bir-iki dakikadan fazla yaşayamadığını düşünürsek, sudan çıkan balıkların
ortamda su bol olduğundan hemen süzerek atabilirler.
Dawkins, bir yandan da hararetle savunduğu evrim teorisinin içine düştüğü imkansızlığı ifade etmektedir
Yüzlerce yıldır yaşadıkları ülkelerini, doğup büyüdükleri yerleri terk etmek zorunda bırakılan milyonlarca
Mesela tavrıyla, hareketleriyle, İngiliz derin devletinin propagandasını yapar.
Eğer gizlice tespit etme imkanı olsa hemen görülür bu. Ondan daha tembeli bulunmaz.
Sadece onları lafa tutmak, onları boş işlerle meşgul etmek, rahatsız etmek için ister.
Çünkü bunu ispatladıkları takdirde, kendi üstünlüklerini ve diğer ırkları ezme, sömürme ve hatta gerektiğinde
yok etme haklarını bilimsel olarak ispatlamış olacaklarını düşünüyorlardı.
Bu düşünceden hareketle canlılardaki bütün çeşitliliğin kökeninde çevreye uyum kavramının olduğunu varsaydı
ve bu kanun, bütün yaşayan canlıları belirlenmiş bazı sınırlar içinde sabit tutar diyerek ifade etmektedir
Evrim teorisinin dört ayaklıların kökeni hakkındaki varsayımı, bu canlıların suda yaşamakta olan balıklardan
Evrimcilerin tesadüfler sonucu gerçekleştiğini iddia ettikleri, -sözde- suda yaşayan canlıların karaya
Sudan karaya geçiş tezi ) 98 Maria Genevieve Lavanant, Bilim ve Teknik, Nisan 1984, Sayı 197, s.22
olarak ya da soyları tükenip yok olarak tarih sahnesinden çekilmiş özgün bir insan ırkını temsil etmektedir
Örneğin kara hayvanları büyük çöller ve sularla ya da yüksek dağlarla birbirinden ayrılabilirler. 94
(Nitekim bu nedenle tür kavramı biyolojide tartışma konusu olmaya devam etmektedir.) 2) Asıl önemli nokta