Pariste yayınlanan Le Temps gazetesinin 20 Ağustos 1908 tarihli sayısında, Selanikteki iki önemli İttihatçı
yapılan röportajda verilen bilgiler, masonluğun bu hareket içindeki etkisini göstermektedir: Mülakatı yapan
Masonluğun yöntemiyle ilgili işlemleri yapar.
Fosil kayıtları teorinin iddialarını açıkça yalanlamakta, canlılığın detaylarını inceleyen biyokimya
Bilim açıkça evrim teorisine başkaldırmaktadır ve bu gerçeğin artık evrimciler tarafından gizlenebilir
Nitekim bu kuralın 16. yüzyılın sonlarında delindiği ve artık Müslümanların da rahatlıkla localardaki
Berlin Büyükelçisi Sadullah Paşa, o dönemin ünlü gazetecisi ve edebiyatçı Şinasi Bey gibi bir çok yazar
Artık masonluk Osmanlı topraklarında adını ciddi şekilde duyurmaktaydı.
GÖRÜNTÜLERİN YANKILARI Gazete manşetlerine taşınan bu önemli görüntüleri Yazar Fehmi Koru şu şekilde
gördükleri biraderler her hareket ve konuşmalarından önce ellerini boğazlarına götürerek kesme işareti yapan
yandan ise; İskoç Ritine tabi mason localarının Londradan Fransa obediyansına tabi olanların da Paristen
şu önemli haberi geçiyordu: Türkiye Mason cemiyeti, memleketimizin sosyal tekamülü ve günden güne artan
TBMM Başkanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Ankara Valisi, İstanbul Valisi üst düzey aktif masondu
Bunu güzelce mutalaa et, bir takrirle Halk Partisi grup başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli hücum
Darwinistlerin asla vazgeçemedikleri tesadüf putu artık açıkça terk edilmiştir.
Fosil kayıtlarında tek bir ara fosil bile olmaması karşısında izah ve iddialarını değiştirmek zorunda
Darwinizmin dünya çapındaki yıkılışının etkilerini görmek ve Darwinistlerin de Darwinizmi terk etmeye
Tarih, İslamiyetin, Ortadoğuya adaletli, hoşgörülü, müşfik bir yönetim tarzı sunan tek inanç sistemi
Aksine, Müslümanların tek bir çatı altında birlik olduğu dönemlerde bu bölgede asırlar süren bir istikrar
Türkiye, tarihin en köklü medeniyetlerinden birinin varisidir.
Avrupa Birliği benzeri bir oluşumun bu bölgede gerçekleşmesi, dünya siyasetinin tek odaklı bir yapılanmadan
Uyuşturucu bağımlısını kurtarmanın tek yolu o kişiye irade kazandırılmasıdır.
Bir insana sarsılmaz irade veren tek güç ise dindir.
Artık vazgeçtiniz değil mi?
da kıskançlık krizi sonucu en yakınını veya hiç tanımadığı birisini öldüren, hatta bu işi parayla yapan
Kim bunları yaparsa ağır bir ceza ile karşılaşır.
Allah tek bir kişiyi öldürmenin, tüm insanları öldürmek kadar ağır bir suç olduğunu ayetlerinde bize
Allaha iman etmek, Onun her şeyin tek yaratıcısı, tek sahibi ve tek hakimi olduğunu kavramaktır.
Şüphesiz: Bizim Rabbimiz Allahtır deyip sonra doğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); artık onlar için
bugüne kadar gerçek anlamda bir çözüme ulaşılamamıştır.Ancak burada şu nokta üzerinde durmakta da yarar
Ancak gerçek anlamda etkili olacak tek çözüm Kuran ahlakının yaşanmasıdır.
ziyade kabusa çevirdiğini göstermiştir: Atom bombası veya kimyasal silahlar üreterek toplu katliamlar yapanlar
Eğer bir teleskop alıp yıldızları gözlemler ve ölçümler yaparsanız, yıldızların sizden uzaklaştığını
Ama kanıtlar biriktikçe artık oyunun bittiği ve sabit durum teorisinin bir kenara bırakılması gerçeği
Acaba gerçekten yanar mı? gibi bir düşünceye kapılmaz.
Kader, Allahın geçmiş ve gelecek tüm olayları tek bir an olarak bilmesidir.
Allah için zamanın tek olduğunu Kuranda kullanılan üsluptan da anlarız.
Bunlardan kurtulmanın tek yolu ise dinin yaşanmasıdır.
Haris ve tamahkar insanların bu bakış açılarının temelinde aslında yaşam felsefeleri yatar.
Artık vazgeçtiniz, değil mi?
hoşgörü, sevgi ve barış dolu, insanların birbirlerine karşı anlayış gösterdikleri, huzurlu bir ortamda yaşarlar
) Çekişmek, sürtüşmek, düşmanlık, kin, nefret gibi duyguların tamamı şeytanın insanlar üzerindeki telkini
Bediüzzamanın da söylediği gibi, bu hastalıkların tek çaresi nefsinden taraf olmayıp, daima dostuna taraf
İbrahim tek başına kavmine karşı verdiği cesur ve akılcı mücadele ile de örnektir.
Artık Allaha benzerler aramaya kalkışmayın; çünkü Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.
Artık, ilerde bileceksiniz. Aşağılatıcı azap kime gelecek ve sürekli azap kimin üstüne çökecek.
dahi sevgi, kardeşlik, dayanışma, fedakarlık ve sadakat duyguları gibi manevi duygular köreldiğinde, artık
Acaba gerçekten yanar mı? gibi bir düşünceye kapılmaz.
Bu kişiler yukarıda bahsettiğimiz süreci karşılaştıkları her olayda yaşar ve gördükleri şeyler üzerinde
Hırsızlık yapan kişi eşyasını çaldığı kişiye nasıl bir sıkıntı verdiğini düşünmez.
Onlar bir tek Allahtan korkarlar.
Bu cesaretin kaynağında da samimi ve şirkten arınmış bir iman yer alır.
Bu durumda yeryüzünde kötülüklere karşı iyiliği savunan tek bir kişi dahi kalmazdı.