Allahın lütfuyla, Hz. Muhammed (s.a.v.) , gerçek bir sevgi insanıydı.
Allahın tüm yarattıklarını sever, Allahın tecellilerine karşı derin bir sevgi duyardı.
KİTAP EHLİNİN KORUYUCUSU Peygamber Efendimiz, Yüce Rabbimizin emirleri doğrultusunda Kitap Ehline karşı
Allahın lütfuyla, Hz. Muhammed (s.a.v.), gerçek bir sevgi insanıydı.
Allahın tüm yarattıklarını sever, Allahın tecellilerine karşı derin bir sevgi duyardı.
Allah kalbini sevgiyle doldurmuş zaten sevgiye kendini ram ettiğin, sevgi için yaşadığın, Allah
Cennette de Allah seni bana dost etsin, yakın etsin. Çok çok sevdim seni.
Allah’tan korkarak, Allah’ı severek kapı açık bırakılırsa Allah’ın sevgisi coşkulu
Hemen anlar yani süratle anlar Allah'ın varlığını.
Gökyüzüne bakacak, atoma bakacak, maddeye bakacak, saatin içine bakacak, bilgisayarın içine bakacak.
O zaman tam anlamış olur Allah'ın büyüklüğünü.
Oysa Allah, Müslümanların birlik içinde olmalarını ve birbirlerini sevmelerini emretmektedir.
ve cennetini umabilirler.
İnsanlar kalben gerçek aşkı ve barışı yaşamaya başladıklarında Allahın nimetlerinin dünyanın her yerinde
<br>Bu karakterin temelinde ise en başta Allah sevgisi vardır.<br>Allah’ı sevmek...
</p><p>Sevgi sanatçısı Allah sevgisinin sevincini yaşar.<br>Cennet ümidinin sevincini yaşar.
<br>Allah’ın gücüne teslim olur.<br>Allah’a güvenir.
Çünkü ancak Allahtan korkan bir insan Allahın hoşnutluğunu arar ve kendi çıkarlarını gözetmez.
Fakat dünyevi nimetler, Allah rızası için elde edilmedikten sonra insana zarardan başka birşey sağlayamaz
Allaha olan sevgileri sonsuza kadar olduğu içinde kalplerindeki sevgi hissi hiç tükenmez aksine çoğalarak
ve Allahın cennet lütfetmesinin ümidi içindedir.
Çünkü Müslüman Allahı hep daha fazla, daha coşkulu ve daha samimi sevmenin ihtiyacı içindedir.
Kalbi Allah sevgisiyle dolu olan bir kişinin bir nimete duyduğu sevgi ile, böyle bir sevgiden yoksun
Bu bir yönden, ama bu her şeyin üstünde bu Allah rızası için yapılır.
Hem biz sevap kazanırız, o da inşaAllah şükreder, Allaha şükreder, Allaha hamd eder, o da bir sevap kazanır
Ahirette cennetlerini inşaAllah genişletir.
Hem biz sevap kazanırız, o da inşaAllah şükreder, Allaha şükreder, Allaha hamd eder, o da bir sevap kazanır
Bu bir yönden, ama bu her şeyin üstünde bu Allah rızası için yapılır.
Onun için bir marketler zinciri yapılsın demiştim, Allaha çok şükür birçok ilde bu oluştu.
Hem biz sevap kazanırız, o da inşaAllah şükreder, Allaha şükreder, Allaha hamd eder, o da bir sevap kazanır
Yani beş duyunun tamamı zaten sevgi içindir.
O tabii Allahın verdiği cennet nimetidir. Ancak yüksek müminler bunu elde edebilir.
Allahın dilemesiyle, Allahın lütfuyla.
Bu da doğrudan Allah'ın yaratması ile olur. Kendi kendine emekle olmaz. Emeği yaratan da Allah'tır.
Niyeti ne, kafası ne, mantığı ne, ne düşünüyor? Çok büyük kolaylık. Allah'ın müminlere bir lütfu.
</p><p>Sevginin dünyaya hakim olması, nefreti nasıl Allah istediğinde hakim ettiriyorsa sevgiyi de hakim
Allah için bu çok kolay. Nasıl olduğunu önümüzdeki günlerde göreceksiniz. 2018-2019 2020.
Bediüzzaman Said Nursi diyor ki bak: “Allah adına yemin ediyorum” diyor “İslam dünyaya hakim olacak bunu
Yıllarca terör felaketi ile iç içe yaşamış Ortadoğu toplumları, bu korkunun nasıl sonuçlar getirdiğini
, toplum içinde nasıl bir dehşetli manzara oluşturduğunu zaman içinde tecrübe etmişlerdir.
Bu, söz konusu toplumun içinde özgürlüklerin son bulması demektir.
Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcıları olmak üzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir
Allah onlardan razı olmuştur. Kendileri de O’ndan razı kalmışlardır.
İşte bu Rabbinden içi titreyerek korku duyan kimse içindir.”</strong> (Beyyine Suresi, 7-8)</p>
Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcıları olmak üzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir
Allah onlardan razı olmuştur. Kendileri de O’ndan razı kalmışlardır.
İşte bu Rabbinden içi titreyerek korku duyan kimse içindir.”</strong> (Beyyine Suresi, 7-8)</p>
Allah'a dayalı olması lazım sevginin. Yoksa hemen bir boşluk meydana getirilir.
Yoksa tutku varsa, aşk varsa, Allah aşkıyla sevgi varsa o beden dayanılmaz bir güce dönüşür.
Sayın Adnan Oktar samimi sevginin Allahın müminlere has bir nimeti olduğunu nasıl açıklamıştır?
Bunun sebebi ise Allahın rızasını, sevgisini ve cennetini kazanma isteğidir.
Bir Nimeti Olduğunu Anlatıyor ADNAN OKTAR: Meryem Suresi 96 da Cenab-ı Allah -şeytandan Allaha sığınırım
Böyle bir nimet karşısında hem içinden geçirerek, hem de sözlü şükretmek bir ibadettir.
Büyük Zevk ve Nimetlerden Biridir Sevgi, her insanın isteyeceği, Allahın çok büyük bir nimetidir.
İmandan kaynaklanan sevgi ise, Allahın izniyle insanların hayatlarının sonuna kadar sürecek bir nimetin
Sen benim canımın içisin dersin. Öyle dersen barışırsınız.
Ve ben senin sadece dindar olmanı, Allah'ı çok sevmeni istiyorum.
Yani din yok, iman yok, Allah'tan bahsetmiyor, kitaptan bahsetmiyor.
</p><p>Canımın içi, o işte kıskançlık ve güvensizlik. Güven duymuyor, kısıtlamasının nedeni o.
Kısıtlanan bir kadının güzelliği kalmaz, kadın içine kapanır. Çok olumsuz etkilenir.
Allah onu bana cennette kardeş etsin. Baya baya güzelsin, maşaAllah.</p><p> </p>
Gerçek anlamda fedakarlık; insanın Allah rızası için değer verdiği şeylerden hiç düşünmeden ve seve seve
Ona karşı herkesin olabildiğince anlayışlı ve özverili bir yaklaşım içinde olmasını bekler.
İçten içe hep kendi istek ve çıkarlarını korumak, kendi rahatını ve konforunu sağlamak ister.
Allah'tan alınan şifa sakalla, yani çok acayip bir laf. Sakalını putlaştırmış oluyor.
bir nimetin kapısı açılmış olur.
Allah Kuranda sevgi nimetini iman edenler için yarattığını şöyle bildirmektedir: İman edenler ve salih
Gerçek sevgi, Allahın yalnızca gerçek Müslümanlara lütfettiği bir nimetidir.
Avrupa bir kere esenlik ve huzur içinde yaşayacak. Avrupa niye bunu istemesin?
Avrupa Birliği için çok büyük bir nimet bu.
Huzur içinde yaşayacaklardır.
ilahi alemde hepimizin milliyeti ortak Akhaberler Sitesi, 2 Kasım 2008 Adnan Oktar: BÜTÜN IRKLARI ALLAH
YETER Kİ ALLAHI COŞKUYLA SEVSİNLER, YETER Kİ HELALE HARAMA DİKKAT ETSİNLER, YETER Kİ, PEYGAMBERLERE,
MÜSLÜMANLARIN BİRLİK OLMASI FARZ YANİ ALLAHIN EMRİ. Namaz gibi, oruç gibi farzdır.
Yani sistem, anlık talimatlarla değil; baştan tanımlanmış bir iç programla işler.