Müminler dünyada amaçlarının Allahı hoşnut etmek olduğunu, dünyanın geçici bir imtihan yeri olduğunu
Yani doğruyu yanlış, yanlışı doğru olarak kabul eder ve şeytanın vesvesesine göre hareket ederler.
söyledikleri samimi sözlerdeki iyi niyeti fark edemeyip, kendi ahiretleri aleyhine hareket ederler.
Müminler dünyada amaçlarının Allahı hoşnut etmek olduğunu, dünyanın geçici bir imtihan yeri olduğunu
Yani doğruyu yanlış, yanlışı doğru olarak kabul eder ve şeytanın vesvesesine göre hareket ederler.
söyledikleri samimi sözlerdeki iyi niyeti fark edemeyip, kendi ahiretleri aleyhine hareket ederler.
Bu, Allahın rızasına uygun hareket etmenin, Onun sevgisini, dostluğunu ve yakınlığını ummanın verdiği
Konuyla ilgili bir ayet şöyledir: İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz;
çarpık bir sistemde, insanların bu isteğinin nedeni Allahın razı olması değil, kendi kibirlerini tatmin etmek
Bu, Allahın rızasına uygun hareket etmenin, Onun sevgisini, dostluğunu ve yakınlığını ummanın verdiği
Konuyla ilgili bir ayet şöyledir: İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz;
çarpık bir sistemde, insanların bu isteğinin nedeni Allahın razı olması değil, kendi kibirlerini tatmin etmek
Dolayısıyla da kendileri söylenmeye, şikayet etmeye ve yakınmaya daha çok hak sahibi olmalıdır.
Ama yine de kendi talepleriyle seçtikleri bu yaşantının her anında şikayet etmekten vazgeçmezler.
Hatta o anda karşılarına ilk çıkan kişiye konuyla hiçbir ilgisi olmadığı halde yakınmaya başlarlar.
görülen daha şiddetli bir duygusallık türü vardır ki, bu artık kasıtlı olarak yapılan ve menfaat elde etme
ki, duygusal bakış açıları nedeniyle asla sağlıklı düşünemez, akılcı kararlar alamaz ve mantıklı hareket
Orta halli bir ailede bu planlar kira ödemekten kurtulup ev sahibi olmak, elektrik, su faturasını ya
tek yer olduğunu düşünmesi, ahiretin ve Allaha hesap vereceği günün yaklaşmakta olduğunu göz ardı etmesidir
ölümden sonrasını düşünmeyen bir insanın tüm yaşamı da bu kısa dünya hayatına yönelik çıkarlar elde etme
amaçtan sapılmadığı; zengin fakir, köylü şehirli, büyük küçük demeden herkesin bu ideal doğrultusunda hareket
fakir, köylü şehirli, büyük küçük demeden cahiliye toplumunun her üyesinin bu ideal doğrultusunda hareket
Ahirete iman etmekle kayıp içerisine girmeyeceklerini aksine kazançlı çıkacaklarını anlamak istemezler
Ama cahiliye toplumu insanlarını ikna etmek mümkün değildir.
Allahın rızasını kazanacak işler yapmak yerine kendi isteklerini tatmin etmek için yaşarlar.
(Neml Suresi, 14) Cahiliye toplumundaki insanların bir kısmı da Allahı açıkça inkar etmeye kalkışır.
Buradan hareketle, insanın dünyada iken hangi insan grubu içinde yer aldığının da son derece önemli bir
Yaşadıkları bu sistemden sağladıkları geçici menfaatler, gerçekte onları hiçbir şekilde mutlu etmez.
bir durumla karşılaştıklarında en güzel tavrı göstererek Allahın cennetine kavuşmayı ve Allahı razı etmeyi
Kendi üstünlüklerini iddia etmek yerine genellikle kadınların ya da başkalarının hakimiyetine sığınmayı
Sert ve haşin hareketlerin, kaba bir üslup kullanmanın ve kısa sürede tersleşmenin kendilerine özel bir
Çünkü meslek insanın toplum içerisindeki sosyal kimliğini ve sınıfını belirleyen en önemli etkendir.
şahısları değil, Kuran ahlakından uzak bir toplumun büyük bölümüne hakim olan çarpık anlayışı deşifre etmektir
Büyüdüklerinde hep onlar gibi olmayı hedefler, onların tavırlarını ve yaşam tarzlarını taklit etmeyi
Aksine sorunun cahiliye sistemi içerisinde çözümsüz olduğunu anlayıp, durumlarını kabul etmelerinden
vardır: Burada ortaya konulan insan karakterleri cahiliye toplumlarının genel ortalamasını temsil etmektedir
hayatlarını, düşüncelerini, planlarını bu işler üzerine kurmaları ve kendilerini yaratan Allahı razı etmenin
Ellerine geçen her imkanı, her boş vakitlerini bu isteklerini tatmin etmek uğrunda harcarlar.
Allah samimi olarak tevbe etmeyle ilgili olarak bir ayetinde şöyle bildirmiştir: Ancak tevbe eden, iman
Oysa tek yapmaları gereken nefislerini tercih etmeyip Allaha iman etmektir.