| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Hürriyet, 17 Mart 2011
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Hürriyet, 17 Mart 2011
| ||
Alevi vatandaşların özgürlükleri, bir hukuk devletinde herkesin sahip olması gereken temel hak ve hürriyetlerin bir parçasıdır. Bu haklar, inançlarını kendi ibadet yerlerinde diledikleri gibi yaşama ve hayatlarını uygun gördükleri şekilde sürdürme hakkını kapsar. Toplumun belirli kesimlerine tanınan hakların Alevilerden esirgenmemesi, demokratik bir toplumun gereğidir.
İslam mezhepleri arasındaki ayrımcılık, mezhep kaynaklı muhalif ruhun kaldırılmasıyla aşılabilir. Şiiler, Aleviler, Bektaşiler ve Vahabiler gibi tüm mezheplere mensup kişilerin kardeş olarak görülmesi, birbirlerine saygı duyulması ve hepsinin Allah'a aşık, Peygamberlere bağlı müminler olduğu bilincinin yerleşmesi gerekmektedir.
İslam ahlakının Türk-İslam coğrafyasına yayılması; çalışkanlık, aktivite, zihin açıklığı, disiplin, tevekkül, temizlik ve derin akıl gibi olumlu özellikler meydana getirecektir. Bu durum, coğrafyanın tamamında bereket ve güzelliklerin yaşanmasını sağlayarak, Hristiyan ve Musevi alemleri de dahil olmak üzere geniş kitlelerin faydalanmasına olanak tanıyacaktır.
Alevilik, İslam mezheplerinden biri olarak kabul edilir ve yadsınacak veya karşı olunacak bir sistem değildir. Alevi toplumuna saygı gösterilmeli ve inançlarını özgürce yaşama hakları teslim edilmelidir. Bu, bir lütuf değil, hak edilmiş bir durumdur ve Alevi vatandaşların hiçbir sorun yaşamadan kendi inançlarını sürdürmelerini sağlar.