Bu makale, uluslararası ilişkilerde işbirliğinin ve dostluğun önemini vurgulamaktadır. Savaşın ve düşmanlığın kimseye fayda sağlamayacağı, aksine ekonomik ve toplumsal zararlara yol açacağı belirtilmektedir. Türk-Ermeni ilişkileri örneği üzerinden düşmanlıkların şeytani güçler tarafından kışkırtıldığı ve halkların aslında barış istediği ifade edilmektedir.
Uluslararası ilişkilerde kazanç, başkasının kaybında aranmamalıdır.
Hiçbir sıcak çatışmanın mutlak kazananı yoktur, herkes bedel öder.
İşbirliğine dayalı rekabet, herkesin kazançlı çıkacağı bir ortam sunar.
Düşmanlık ve mücadele ekonomiyi zayıflatır ve fakirliği yayar.
Dostluk ve sevgi, toplumlar arası yakınlaşmayı ve refahı artırır.
Halklar arasındaki düşmanlıklar genellikle dış kışkırtmaların bir sonucudur.
Savaş ve çatışmaların ekonomik sonuçları nelerdir?+
Savaş ve çatışmalar ekonomiyi adeta kasıp kavurur, fakirliği yayar ve insanların üretim gücünü azaltır. Bu durum, toplumların refah seviyesini olumsuz etkiler ve ekonomik durgunluğa yol açar.
Uluslararası ilişkilerde işbirliğinin önemi nedir?+
İşbirliği, uluslararası ilişkilerde herkesin kazançlı çıkacağı bir ortam sağlar. Dostluktan kazanılırken, düşmanlık hiçbir fayda getirmez ve küresel barış ile istikrarı tehdit eder.
Türk-Ermeni ilişkilerindeki geçmiş düşmanlıklar nasıl açıklanmaktadır?+
Türk-Ermeni ilişkilerindeki düşmanlıklar sivil halkın değil, masonlar ve arkadaki şeytani güçler tarafından kışkırtıldığı iddia edilmektedir. Halkların aslında barış ve dostluk istediği, ancak kandırılarak ve zorlanarak yönlendirildiği belirtilmektedir.
Düşmanlıklar insan psikolojisini nasıl etkiler?+
Düşmanlık insanı hasta eder, gerer, kasar ve hoşnutsuzluk yaratır. İnsanlar düşmanlık ortamında rahatsız olur ve bundan memnun olmazlar, bu da toplumsal gerginliklere yol açar.
Türkiye'nin barış çabaları ne yöndedir?+
Türkiye, tarafların aklı selim ve basiretle diplomatik bir çözüm üretmeleri için sorumluluğunu yerine getirmeye çalışmaktadır. Uluslararası ilişkilerde kimsenin kazancını başkasının kaybında aramaması gerektiği vurgulanmaktadır.
Adnan Oktar: ÇÜNKÜ DÜŞMANLIKTAN HİÇBİR ŞEY ÇIKMAZ, HİÇBİR ŞEY KAZANILMAZ. DOSTLUKTAN KAZANILIR. Türkiye ile Rusya elele verse, Rus ekonomisi de adeta şahlanır, Ermeni ekonomisi de adeta şahlanır.Türk ekonomisi de şahlanır. AMA DÜŞMANLIKLARDA VE MÜCADELEDE EKONOMİ ADETA KASILIR KALIR. FAKİRLİK YAYILIR. İnsanların telif gücü kalmaz artık, insanların kafası çalışmaz hale gelir. DÜŞMANLIK İNSANI HASTA EDER.
Sunucu: Peki sizce Ermeniler istiyor mu Türkiye'yle böyle, yani Ermenilerin anayasalarında Türkiye'den toprak iddiaları var, öbür taraftan sözde soykırım iddiaları. Ermeniler ne derece yapıcılar Türkiye'yle yakınlaşmak için?
Adnan Oktar: İşte o dostluk ve sevgi iyi hissetirilirse, Ermeniler gelsin İstanbul'a da yerleşsinler, Ankara'ya da yerleşsinler, her yerde istedikleri gibi mesken tutsunlar. Türkiye buna açık bir memleket. Biz Ermeniler yüzyıllarca bu topraklarda barındırdık. Toprakla ne işleri var yani?
Sunucu: Barındırdınız ama arkadan vurdular sonra?
Adnan Oktar: Ama onu masonlar onlara yaptırdı. Sivil halk hiçbir zaman için hainlik yapmaz. Daima masonlar, arkadaki şeytani güçler insanları bu hale getirir. Durduk yere bir insan, bir halk topluluğu, Ermeni topluluğu "Gidin şuraya saldırın" dense dahi kabul etmez. Ama mecbur edersen, eline silah verirsen, "Adamları öldürmezsen seni öldüreceğim" dersen ve kandırılırsa bu insanlar ve "Türkler sizin kanınızı içecek, şöyle düşmandır, böyle düşmandır" diye eğitirsen, cahil insanları zor da kullanarak insanları yönlendirebilirsin. Bu Ermenilerin bize düşman olduğunu göstermez. Bu zoraki yapılmış birşey. Tamamen bir oyun. Ermeni gençleri gelsinler Türkiye'ye biz oraya gidelim, öyle birşey olmaz. Ermenistan hiçbir zaman için düşmanlık politikasından hoşlanmaz. Halkı da çok rahatsız eder bu. BİR İNSANIN DÜŞMANI OLDUĞUNDA, İNSAN GERİLİR, KASILIR, HOŞUNA GİTMEZ. BUNDAN MEMNUN OLMAZ.
Türkiye Gazetesi, 31 Ağustos 2008
SAYIN BAŞBAKAN TAYYİP ERDOĞAN'IN AÇIKLAMASI
"En azından bundan sonra tarafların aklı selim ve basiretle diplomatik bir çözüm üretmeleri için Türkiye olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Diyoruz ki, ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE KİMSE KAZANCINI BAŞKASININ KAYBINDA ARAMAMALIDIR. Esasen hiçbir sıcak çatışmanın mutlak kazananı da yoktur. Derin bir tarihe sahip ihtilafları kışkırtacak şekilde Kafkaslarda barış ve istikrarın bozulması, küresel barış ve istikrar açısından da çok ağır sonuçlar doğuracaktır. Tüm tarafları, az ya da çok herkesin kaybedeceği, herkesin bedel ödeyeceği çatışmacı bir güç yarışından kaçınmaya, bunun yerine, HERKESİN KAZANÇLI ÇIKACAĞI, İŞBİRLİĞİNE dayalı bir rekabete davet ediyoruz."