

Darwin döneminde canlı hücrenin kompleks yapısı bilinmemekteydi. Bu durum, dönemin evrimcilerinin canlılığın nasıl ortaya çıktığı sorusuna rastlantılar ve doğal olaylar üzerinden cevap vermelerini sağlamıştır.
Alman biyolog Ernst Haeckel, okyanus dibinden çıkarılan bir çamur karışımını inceleyerek bunun canlıya dönüşen cansız bir madde olduğunu iddia etmiştir. Bu maddeye Bathybus Haeckelii (Haeckel Çamuru) adı verilmiştir.
Haeckel Çamuru, evrim teorisini ortaya atan kişilerin canlılığı ne denli basit bir olgu olarak gördüklerinin bir ifadesiydi. Bu iddia, canlılığın rastlantısal olarak oluşabileceği düşüncesini desteklemek amacıyla ortaya atılmıştır.
20. yüzyıl teknolojisi, canlılığın en küçük detayına kadar inerek hücrenin insanoğlunun karşılaştığı en kompleks sistem olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu keşif, Darwin ve Haeckel'in basit hücre algısını tamamen değiştirmiştir.
Evrimcilerin canlılığın rastlantısal oluşumu iddiaları, 20. yüzyılda hücrenin inanılmaz derecede kompleks bir yapıya sahip olduğunun anlaşılmasıyla çürütülmüştür. Bu karmaşıklık, rastlantısal oluşumun imkansızlığını göstermektedir.