Birdenbire ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz, Darwinist ve materyalist dünya görüşünün yol açtığı ahlaki çöküntünün kaçınılmaz bir sonucudur. Krizin etkisinin en fazla hissedildiği ülkelerin başında, bu ideolojilerin ve bu ideolojiler sonucu gelişen vahşi kapitalizmin en yaygın olarak kabul gördüğü ülkelerin gelmesi çok dikkat çekicidir. Ekonomik yapısı son derece güçlü olarak değerlendirilen, kişi başına düşen milli gelirin en yüksek düzeyde olduğu ülkeler son 6 aylık dönem içinde teker teker batık ülke konumuna gelmiştir. Bu durum, Sayın Adnan Oktar’ın yıllardır bir tehlike olarak dikkat çektiği; Darwinizm’in, materyalizmin ve vahşi kapitalizmin tüm dünya refahı ve ekonomisi için ne denli büyük bir tehdit olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.“Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı.” (Necm Suresi, 48)
Tüm dünyayı özellikle Amerika ve gelişmiş Avrupa ülkelerini sarsan küresel mali kriz, özellikle İzlanda’yı etkilemiş ve bu ülkeyi finansal yönden çöküşe sürüklemiştir. Bir kısım basın organları bir zamanlar Birleşmiş Milletler’in “Refah Seviyesi En Yüksek Ülkeler” listesinde ilk sırada bulunan İzlanda’yı "Batık Ülke" olarak tanımlarken, bazıları ise krizin İzlanda’yı "yuttuğunu" belirtmişlerdir. Tüm dünyayı etkilemiş olmasına rağmen, küresel krizin özellikle İzlanda’yı iflasın eşiğine getirmiş olması oldukça dikkat çekici bir sonuçtur.“Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Allah'tan sakının, umulur ki kurtulursunuz.” (Al-i İmran Suresi, 130)“Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alış-verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. Allah, faizi yok eder de, sadakaları arttırır. Allah, günahkar kafirlerin hiçbirini sevmez.” (Bakara Suresi, 275-276)
Fakat insanların bir kısmı, ellerindeki paranın ve malın üstün bir gücü olduğuna inanır ve geleceklerini de bu mal ve para ile koruma ve garanti altına alabileceklerini düşünürler. Bu sebeple ellerindeki malı korumak adına sıkıntı, kaygı ve derin bir endişe içinde hareket ederler. Bu endişenin sonucunda yine malı saklar, geleceklerini, sakladıkları bu paranın kurtaracağına inanırlar. Gerçek yardımın Allah’tan geleceğini unuturlar. Allah’a tevekkül ettikleri takdirde mutlaka bolluk ve refaha kavuşacaklarını düşünmezler. Bunun karşılığında yine, saklanan para harekete geçmediği ve gelecek endişesi ile boş yere muhafaza edildiği için mali kriz baş gösterir. Oysa tüm mülk Rabbimiz’e aittir. Tüm yardım O’ndan gelir. Rabbimiz’in izni olmadan, saklanan para hiç kimseye hiçbir fayda getirmeyecektir. İnsanı şimdi de gelecekte de koruyacak olan sakladığı para değil, yalnızca Rabbimiz’in yardımıdır. Allah bunu bir ayette şu şekilde haber verir:
“Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, O’ndan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.” (Al-i İmran Suresi, 160)
"Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size Kendisi'nden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vaat ediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 268)
Gelecek kaygısı ve mal sevgisi nedeniyle parayı ve malı biriktirme hırsıyla hareket eden bir kısım insanlar, ellerindekini harcamak istemez, cimrilik ederler. Bu insanların politikaları genellikle zayıfın gitgide zayıflayıp yok olması, kendilerinin ise biriktirip güçlenerek zengin olmaları üzerine kuruludur. İşte bu nedenle, yoksulu sömürmekten çekinmez, sadaka vermez, cömert davranamaz, kendisi için bile harcayamaz, yalnızca bilinmeyen bir vakit için sürekli olarak biriktirirler. Oysa genellikle beklettikleri ve faiz ile kar getireceğini düşündükleri bu para, üretim hiç yapılmadığından artan enflasyonun hızına yetişemez ve değerini yitirir. Bekleyen bu paranın hiçbir zaman bereketi olmamıştır. Cimrilik nedeniyle piyasaya dahil edilemeyen para, daima durgun bir üretim ile karşılık görmüştür. "İnsanların mallarından artsın diye, verdiğiniz faiz Allah Katında artmaz. Ama Allah'ın yüzünü (rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte (sevablarını ve gelirlerini) kat kat arttıranlar onlardır." (Rum Suresi, 39)
"Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur." (Furkan Suresi, 67)
“Gerçek şu ki, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler; onlar için kat kat arttırılır ve 'kerim (üstün ve onurlu)' olan ecir de onlarındır.” (Hadid Suresi, 18)
| SAYIN ADNAN OKTAR’IN EKONOMİK KRİZ HAKKINDAKİ TESPİTLERİ Materyalist Felsefenin Ekonomik Kriz Üzerindeki Etkisi: “Materyalist felsefenin dünyada yaygın olmasının ekonomik kriz üzerinde çok büyük etkisi vardır. Eğer dünyada Türk İslam Birliği olsa, ekonomik kriz, terör ve sıkıntı olmaz, tam aksine tam anlamıyla bir bolluk ve müthiş bir zenginlik olur.” (Ekim 2008 tarihinde www.patronlardunyasi.com sitesi ile yapılan röportajdan) Küresel Ekonomik Krizin Sebepleri: “Yüksek faiz, tevekkülsüzlük, korku, yarın kötü şeyler olacak düşüncesi, parayı biriktirmek, malı biriktirmek, harcamamak, fakirlere para vermemek, insanlara para dağıtmakta cimri davranmak bu olaylara sebep oluyor. Eğer para dağıtılmış olsa para hareketlenir para hareketlenince de mal hareketlenir ve üretim hareketlenir. Para tutulunca mal da tutuluyor. Mal tutulunca üretim de tutuluyor. Böylece bütün olarak sistemde bir ölüm meydana geliyor. Bu bir kısım insanların bencilliğinden egoistliğinden kaynaklanıyor.” (Kasım 2008 tarihinde Ians (Indo Asian Haber Servisi ile yapılan röportajdan) “Krizin sebebi, bir kısım insanların tevekkülsüz olmaları, Allah’ın vereceği rızkı kendilerinden bilmeleri, rızkı kendilerinin meydana getirdiklerine inanmaları ve kazanç korkusudur.” (Kasım 2008 tarihinde Al-Quds (Kudüs) Gazetesi Röportajı ile yapılan röportajdan) Ekonomik Krizin Çözümü: “Faizlerin kaldırılması gerekiyor. Vergilerin düşürülmesi gerekiyor. Vergiler çok yüksek. Yarı yarıya vergilerin düşürülmesi gerekiyor. Piyasaya yüksek para arzı gerekiyor ve insanların da bu panik ruhundan kurtulmaları gerekiyor. Tuttukları parayı mutlaka harcamaları gerekiyor. Bunun teşvik edilmesi gerekiyor. O zaman piyasa otomatik olarak hareketlenir. Faizler düştüğü için üretim çok kolay hale gelecektir. Vergiler düştüğü için üreticiler çok rahat üretim yapabilecektir. Tüketimin teşvik edilmesi gerekiyor. Para tutulmasının yanlışlığının iyi anlatılması gerekiyor. Bu paniğin gereksizliği de insanlara anlatılırsa, bu kasılma bu çöküş ortadan kalkar.” (Kasım 2008 tarihinde Ians (Indo Asian Haber Servisi ile yapılan röportajdan) Müslümanlara Düşen Sorumluluk: “Müslümanlar bol bol sadaka verirlerse, zekat verirlerse, malı tutmazlarsa, parayı biriktirmezlerse, altını ve gümüşü biriktirmezlerse bunu Allah yolunda harcarlarsa Müslüman ülkeler için böyle bir sorun hiçbir şekilde olmaz. Ama parayı biriktirirlerse harcamaktan çekinirlerse, Allah yolunda kullanmaktan çekinirlerse, zekat ve sadaka vermezlerse bir donma olur. Para da donar, mal da donar, fabrikalar da donar, her yerde bir donma meydana gelir. Bunun sonucunda da ekonomik ölüm meydana gelir. Nitekim şu an bir koma hali var.” (Kasım 2008 tarihinde Ians (Indo Asian Haber Servisi ile yapılan röportajdan) Ekonomik Kriz Ahir Zaman Alametidir “Ahir zamanda Mesih Deccal’ın zuhurundan önce Hz. Mehdi devrinde, Hz. Mehdi’nin zuhur zamanlarında hayat pahalılığı olacağı, ekonominin sarsılacağı, hatta sokakta, çarşıda insanların kazanamıyoruz, bugün de kazancımız olmadı şeklinde sözler söyleyeceklerini Peygamber Efendimiz (sav) 1400 sene önce hadislerinde belirtmiş. Bu ahir zamanda vaat edilen Hz. Mehdi’nin çıkış alametlerinden bir tanesidir, bir alamet daha çıkmıştır.” (Ekim 2008 tarihinde Konya Haberdem ile yapılan röportajından) Sayın Adnan Oktar’ın Kaçkar TV ile yaptığı Canlı Yayın Röportajı’ndan (21 Kasım 2008) Şunu söyleyebilirim naçizane, tarıma son derece önem verilmesi gerekiyor şu dönemden itibaren, hayvancılığa son derece önem verilmesi gerekiyor, bu büyükbaş hayvanlar olabilir, kümes hayvanları olabilir, yani bununla ilgili çalışma yapan herkesin devlet tarafından ciddi şekilde desteklenmesi gerekiyor. Ve bizzat devletin de bu konuda bir faaliyet içinde olması gerekiyor. Tarımın da, Türkiye çapında tam anlamıyla desteklenmesi gerekiyor. Yani diğer alanların değil, özellikle bu iki alanın desteklenmesi ve tarıma ve hayvancılığa dolaylı yoldan destek veren her türlü sanayinin de desteklenmesi gerekiyor. Mesela tarımsal ilaçlar olabilir. Mesela traktörler, biçerdöverler, bunların imalatı, bunlarla ilgilenen her kesime devletin birinci dereceden destek olması gerekiyor. İktisat tedbirlerine çok dikkat edilmesi gerekiyor. İsrafın tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor ve geniş çaplı uygulanması gerekiyor. Bunun ehemmiyetli olarak ele alınması gerekiyor. Ayrıca gıda stokunun çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Yani israftan kaçınılarak bunun kullanılması çünkü yiyecek israfı çok yaygın bugün Türkiye’de. Özellikle işyerlerinde muazzam yiyecek israfı yapılıyor. Bunun hemen durdurulması gerekir. Büyük işyerlerinde genellikle çöpe dökülüyor yiyecekler. Çok büyük bir tehlike. Bunun hemen durdurulması lazım. Bunun dışında lüks üretimin de hiçbir şekilde desteklenmemesi gerekiyor. Yani lüks üretimi kendisi yapsın ilgilenen kişiler. Bu olabilir. Tevekkülün önemi çok önemli; yani insanların tevekküllü olması, Allah’a tevekkül etmeleri ve olayı panikle, böyle gelecek kaygısıyla değerlendirmemeleri. Bir de cömert olunması. Az da olsa fakirlere yardım etmesi insanların. Yani sadaka vermeleri, yardımda bulunmaları mesela borcunu ödeyemeyenin borcunun affedilmesi çok önemli. Borcunu ödeyemiyorsa, yani gidip eşyalarını toplayıp bir yere yığmak bunlar doğru değil. Gerçekten ödeyemiyorsa, gerçekten yoksa, Kur’an’da Allah, ‘Onları affedin’ diyor. Yani mallarını eğer ödeyemeyecek halde iseler affetmenin çok makbul olduğunu Kur’an’da söylüyor Allah. Yani almamak lazım. Yani o bir güzelliktir bir güzel ahlaktır. Bunun dışında kardeşlik bağının çok güçlenmesi gerekiyor. Gereksiz bir kargaşa var, gereksiz bir siyasi kavganın olmaması gerekiyor. Özellikle dönemimizde bu çok önemli. Kardeşlik düşüncesinin ve hangi düşünceden olursa olsun, komünist de olabilir, başka düşüncede olabilir, herkesin birbirine kardeş gözü ile bakması. Çünkü Allah komünist yarattıysa onun kaderi öyle. O ahrette kendi hesabını verecek, biz onu bu dünyada cezalandırmak veya başka türlü bir bakışla bakmak durumunda değiliz. O da bizim kardeşimizdir o da Allah’ın yarattığı bir kuldur. Dolayısıyla özellikle bu krizi ciddiye almak gerekiyor. Bu önemli bir şey. Ve dünyaya etkisi de çok önemli olacak. Allahualem. Tabi en doğrusunu Allah bilir. Hayvancılığın da devlet eliyle ayrıca desteklenmesi gerekir diye düşünüyorum. Gıda sektörünün ciddi şekilde desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve enerji. Enerji alanının özellikle iyi desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir de eğer mümkünse, devletin imkânı varsa maaşı az olan kesim özellikle geniş çapta maaşlarına zam yapılması. Bu piyasayı çok ciddi şekilde hareketlendirir. Piyasadaki durgunluğun önüne geçilmesi için geçici olarak bir kereliğine de olsa yahut birkaç kereliğine de olsa esaslı bir zam yapılması çok iyi olur diye düşüyorum. Bankaların bu konuyu çok ciddiye alması gerekiyor. Faizin iyice düşürülmesi, sıfıra getirilmesi gerekir. Vergilerin de çok düşürülmesi çok iyi olur. Ciddi şekilde vergilerin düşürülmesi gerekiyor. Zaten üretimi ancak yapabiliyor insanlar. Yüksek vergi var şu an. Vergilerin iyice düşürülmesi çok iyi olur şu an. Bir de yurt dışından para getirecek kardeşlerimize paranın gelmesini iyice kolaylaştırmamız gerekiyor. Hatta yüzde bir belki bir vergi alınıp, yüzde bire kadar düşürülüp, hiçbir işlem yapılmadan adeta kolayca yurt içine paranın girmesini sağlamak gerekir diye düşünüyorum. Ekonomik Krizin Son Etkileri... * ABD, Japonya, İzlanda, Belçika, Almanya ve İngiltere gibi dünyanın önde gelen ülkelerinden sonra krizden etkilenen ülkelere 2004 yılında Avrupa Birliği’ne giren Macaristan da katıldı. Binlerce kişinin işten çıkarılmasının ardından yapılan açıklamalara göre on binlerce kişi işsiz kalmakla karşı karşıya. Kriz öncesinde dahi 100 milyar dolarlık dış borcu bulunan Macaristan, IMF ve Dünya Bankası’ndan kredi alarak “IMF’den kredi alan” ilk Avrupa Birliği üyesi ülke olacak. AB’den de kredi alacak olan Macaristan, aldığı toplam 25 milyar dolar kredi ile ekonomisini düzeltmeye çalışacak. 1 Ancak uzmanlar bu yardım paketinin Macaristan’ı mali krizin etkilerine karşı koruyamayacağı görüşünde. 2 * 50 milyon dolar borcu bulunan Macaristan Hava Yolları, peşin para kullanmadığı sürece hizmet satın alamıyor. Uzmanlar, mali olarak ekonomik çevrelere güven telkin etmeyen şirketin her an batabileceği görüşünde. 3 * Asya ülkeleri de ekonomik krizden birer birer etkilenmeye başlıyor. Dünyanın en geniş kargo filosuna sahip olan Güney Kore Havayolları, yaklaşık 500 milyon dolar ile rekor bir zarar içinde. * Ekim 2008 tarihinde Avrupa’da otomotiv sektöründe satışlar %15 oranında düştü. 4 Bu düşüş, Eylül 2008’de ise % 8,2 oranında yaşanmıştı. 5 Ekonomik Çözümler Tek Başına Yeterli Değildir Ekonomik sorunları sadece ekonomik çözümlerle çözmeye kalkışmanın uzun vadeli ve kökten bir başarı getiremeyeceği aşikardır. Zorluk içinde yaşanan ve borç batağında olan bir ortamı sona erdirip verimli ve refah içinde bir konuma gelebilmek, İslam ahlakının getirdiği üstün meziyetlerle mümkün olabilir. Bu ahlakın rehberliğinde yaşanan bir hayatta Allah korkusu ile hareket edildiği için insanlar yalnız kendi çıkarları için değil, tüm insanların rahatı ve çıkarı için uğraşırlar. İslam ahlakında; birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma önde gelir. Kuran ahlakının yaşandığı bir toplumda insanlar büyük bir titizlikle korunur. Hiç kimsenin başkasının payında gözü olmaz. Ölçüde bir yanlışlık yapılmaz. Adaletsiz, çıkara dayalı, güçlünün zayıfı ezdiği, insanların haksız yollarla başka insanların paylarını kendi paylarına kattığı bir düzen yaşanmaz. İsraf olmadığı gibi, israfa eğilimli tüketim de olmaz. Yardımlaşma ve adalet sayesinde insanların ekonomik güç seviyesi yükselir, böylece zengin ve müreffeh bir toplum oluşur. Avrupa Ekonomisine Son Darbe: Resesyon Krizi Resesyon, bir ülke ekonomisinin iki veya daha fazla çeyrek yıllık dönemde arka arkaya küçülme göstermesidir. Ekonomide durgunluk olarak da tanımlanan resesyon, uzun dönemde yaşandığında ülke ekonomisinin çöküşüne sebep olur. Resesyon, son dönemde Avrupa ekonomisinde zor günler yaşanmasına neden oluyor. 1999 yılında piyasaya sürülen Avrupa Birliği para birimi Euro’nun geçerli olduğu Euro Bölgesi, 15 yıl aradan sonra ilk kez ortalama % 0,2 oranında küçülme yaşadı. İşte Avrupa ülkelerinde yaşanan resesyondan örnekler: * Ekonomisi 2007 yılının son çeyreğinde durgunluk yaşamaya başlayan ve bu yılın ilk çeyreğinde % 0,6 küçülen Danimarka, resesyona giren ilk Avrupa ülkesi konumunda. 6 * Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya, son beş yıldır ilk kez ekonomisinde durgunluk yaşıyor. Ülkede Nisan-Haziran döneminde ekonomi 2008’in ilk üç ayına oranla % 0,4 küçüldü. Yapılan açıklamada Alman ekonomisi üçüncü çeyrekte de % 0,5 oranında küçüldü. Almanya Başbakanı Angela Merkel, 2009 yılının resesyon yılı olabileceğini açıkladı. 7 * Ekonomistler, resesyonun diğer Avrupa ülkelerine göre en sert şekilde İngiltere’de etkili olacağını ön görüyor. Yapılan açıklamaya göre, İngiliz ekonomisi 2009 yılında % 1,4 oranında rekor bir küçülme yaşayacak. 8 * Portekiz ve İrlanda ekonomileri yılın ilk çeyreğinde % 0,2 oranında küçüldü. - Fransa ve İtalya’da 2008 yılının ilk yarısında gayri safi milli hasıla yaklaşık % 0,3 oranında azaldı. 9 * Letonya’nın ve 2008 yılında % 1 oranında küçülme yaşayan10 Estonya’nın 2009’da daha derin bir resesyon yaşamaları bekleniyor. Buna göre Estonya ekonomisinde % 1,2, Letonya ekonomisinde ise % 2,7 oranında bir küçülme olacağı tahmin ediliyor. 11 Estonya’da Merkez Bankası tarafından resesyonun 2010 yılına kadar süreceği açıklandı. 12 |
|
Yazı boyunca verilen örneklerde de açıkça görülmektedir ki, din ahlakının yaşanmaması bir toplum için olabilecek en önemli tehlikelerden biridir. Böyle bir tehlikeyle karşı karşıya gelmemek içinse, dinsizliğe karşı ciddi bir fikri mücadele içinde olmak son derece önemlidir. Bu nedenle Müslümanlar Kuran ahlakının yayılması için birlik olup daha yoğun bir çalışma içine girmelidir. Bunun için yapılması gereken ise, bilimi, teknolojiyi en iyi şekilde değerlendirerek din ahlakını, milli ve manevi değerlerimizi yeni yetişen nesillere en güzel şekilde sunmaktır. |
"Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile." (Saff Suresi, 9)



