| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| 28 Temmuz 2013, Akşam
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| 28 Temmuz 2013, Akşam
| ||
Karakolların halkla iç içe olması, insanların korktuğu veya çekindiği yerler olmaktan çıkıp, sosyal aktivitelerin yapılabileceği, halkın rahatça girebildiği ve zaman geçirebildiği mekanlar haline gelmesi demektir. Bu, polis ve halk arasındaki iletişimi güçlendirmeyi ve güveni artırmayı amaçlar.
Karakolların bir restoran, otel veya külliye tarzında, içinde çocuk parkları, kütüphane, lokanta ve çarşı gibi sosyal donatıları barındıran bir yapıya sahip olması önerilmektedir. Ayrıca, her karakolda doktor, revir ve eczane gibi sağlık hizmetlerinin bulunması gerektiği belirtilmektedir.
Polislerin halkla ilişkilerde sevecen, sevgi dolu ve hüsnü zanla yaklaşan bir tutum sergilemesi beklenir. Suç şüphesi durumunda bile insanlara en fazla hüsnü zanla bakılması ve kurtaracak delillerin aranması gerektiği vurgulanmaktadır.
Karakolların sosyal bir merkez olması, halkın karakollara olan mesafesini azaltır ve güven duygusunu artırır. Ayrıca, insanların rahatça sosyalleşebileceği, kültürel etkinliklere katılabileceği ve temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir ortam sunarak toplumla bütünleşmeye yardımcı olur.
Karakolların güvenlik fonksiyonu korunurken, bu yapının halka açık ve sevecen bir görünümle bütünleşmesi gerektiği ifade edilmektedir. Karakolun yüzde 80'inin halka açık, sosyal bir alan olması, yüzde 20'sinin ise savunmaya matuf bir görünümde olması önerilmektedir.