| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| 17 Ekim 2013, Sabah
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| 17 Ekim 2013, Sabah
| ||
Kılık kıyafete karışan devlet anlayışı, bireylerin özgürlüklerini kısıtladığı ve toplumsal gerginlik yarattığı için terk edilmiştir. Bu durum, insanların bıyığına, topuğuna, makyajına veya başörtüsüne karışan bir devlet modelinin yanlış olduğu fikriyle açıklanmaktadır.
Adnan Oktar, kadınların özgür olması gerektiğini savunmakta ve başörtülü, başörtüsüz veya dekolteli hanımların imanlı olduktan sonra eşit ve nur gibi Müslümanlar olduğunu belirtmektedir. Ona göre, her kadının istediği gibi yaşaması ve giyinmesi özgürlüğün bir parçasıdır.
Makalede, laik bir sistemin her inançtan insanın bir arada yaşamasını sağladığı ve din özgürlüğünü desteklediği vurgulanmaktadır. Dinin baskı altında değil, özgür bir ortamda rahatça gelişebileceği ifade edilmektedir.
Müslümanlar arasında sevgi ve kardeşlik, başörtülü veya başı açık olmaları fark etmeksizin birbirlerine aynı gözle bakmaları, takva, dostluk ve merhamet ruhuyla yaklaşmalarıyla sağlanabilir. Nefret ve öfke yerine, karşılıklı anlayış ve hoşgörünün esas olduğu belirtilmektedir.
Ahir zamanda mükemmel bir adalet, sosyal adalet, eşitlik, ekonomik ferahlık ve alabildiğine hürriyetin önemi büyüktür. Bu dönemde müthiş bir güvenlik, muazzam bir sevgi ve sanat anlayışı ile coşku beklenmektedir. Bu değerler, toplumsal huzur ve barışın temelini oluşturmaktadır.