Bilindiği gibi 10 Ekim tarihinde imzalanan protokolle Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkilerin normale dönmesi amacını taşıyan çok önemli bir adım atılmıştır. Ardından 14 Ekim 2009 tarihinde Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Türkiye’yi ziyaretiyle birlikte de, İsviçre’de imzalanan bu protokolün ardından karşılıklı iyi niyet mesajları verilmiş ve Türkiye-Ermenistan arasındaki 90 yıllık son derece soğuk, ve mesafeli yaklaşımlar son bulmuştur. İki tarafın da birbirleriyle düşmanca yaşamak, kardeşlikten dostluktan uzak bir ilişki içinde olmak istemedikleri resmi olarak da kesinleşmiştir.

Türk Milleti de Ermeniler de kavgadan, düşmanlıktan, gerilimden asla hoşlanmayan milletlerdir. İki millet de kardeşçe, huzur ve güven ortamı içinde arada sınırlar olmadan bir arada yaşamak istemekte ve yıllardır bunun özlemi ve umudu içinde yaşamaktadırlar.

Ancak şu da son derece önemlidir ki tüm bu siyasi girişimler sırasında Türkiye kalben kardeş ülke olarak benimsediği ve Türk-İslam Birliği’nin oluşumunda öncelikli ülke olarak belirlediği Azerbaycan Cumhuriyeti devletinin ve milletinin haklarını her zaman en üst düzeyde tutmuştur ve tutmalıdır. Halen de bu politikasında herhangi bir değişikliğe gitmemiştir. Azerbaycan Devleti ve halkı ile arasında ayrısı gayrısı olmayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti onlara zarar verecek, haklarını ihlal edecek, sıkıntılarına çözüm olmayacak hiçbir yolu da yol olarak benimsememiştir ve benimsemez de. Ermenistan-Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasındaki yakınlaşmanın temelinde de hem Azeri halkının, hem Ermeni halkının hem de Türk halkının arasında sevgi, dostluk kardeşlik, barış ve güven ortamının oluşması ve bu topraklarda 3 halkın da özgürce yaşamaları, birlikte yatırımlar yapmaları, bolluk ve bereket içinde yaşamaları isteğivardır. Azeri kardeşlerimiz, yüzyıllarca yıldır yaşadıkları Dağlık Karabağ’a diledikleri gibi girebilmeli, evlerinde, bahçelerinde, topraklarında yeniden huzur ve mutluluk içinde yaşayabilmeli, diledikleri zaman arabalarına binip Türkiye’ye, Ermenistan’a girip çıkabilmelidirler. Aynı şekilde Ermeni kardeşlerimiz de istedikleri her an Diyarbakır’a, Urfa’ya, Samsun’a, İzmir’e İstanbul’a, Antalya’ya ve Türkiye’nin her iline rahatça ve güven içinde gidebilmeli arada hiçbir sınır ya da pasaport, vize sorunu olmadan diledikleri yerleri ziyaret edebilmelidirler. Azeri kardeşlerimizle, Ermeni kardeşlerimiz ticaret ilişkileri kurabilmeli, karşılıklı yemek yiyip sohbet edebilmeli, geçmişe hiç bakmadan Türk-İslam Birliği’nin kendilerine sağladığı rahatlığı, güveni ve huzuru doya doya yaşayabilmelidirler. Türk-İslam Birliği içinde yer almanın coşkusunu, mutluluğunu ve refahını tadabilmelidirler.


Türk-İslam Birliği ruhunun tesis ettiği ve yıllardır özlem içinde beklenen Türk, Azeri ve Ermeni halkları arasındaki birlik tüm insanların birbirini sevebileceklerinin, aynı topraklarda özgürce, refah, huzur ve kardeşlik duyguları içinde bir arada yaşayabileceklerinin canlı bir örneğini oluşturacaktır.
Azerbaycan ile iki devlet tek millet
Adnan Oktar'ın 11 Şubat 2009 tarihli Azerbaycan Yeni Musavat Gazetesi röportajından


