| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Radikal, 7 Aralık 2009 ![]() ![]()
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Radikal, 7 Aralık 2009 ![]() ![]()
| ||
Türkiye, bölgedeki ihtilafların her iki tarafıyla konuşabilme yeteneği, itibarını koruması ve kendi çıkarlarını gözetmesi sayesinde önemli bir diplomatik aktör olarak görülmektedir. Bu özellikleri sayesinde Suriye-İsrail görüşmelerine ve İran ile olan uçurumun azaltılmasına aracılık edebileceği belirtilmektedir.
Türk dış politikası, eski bölünmeleri giderebilecek ve yeni ihtimalleri ortaya çıkarabilecek nadir imkanlardan biri olarak tanımlanmaktadır. Bu potansiyel, özellikle ABD Başkanı Barack Obama'nın dış politika ihtiyaçlarına uygun bir aktör olma özelliğiyle ilişkilendirilmektedir.
Türkiye'nin İslam dünyasında liderlik yapması, başsız bir sistemde yaşanan rahatsızlıkları giderebilecek bir çözüm olarak görülmektedir. Osmanlı'dan gelen tecrübesi, olgun kadroları ve aklı başında idareci sınıfı sayesinde Türkiye'nin bu liderliği başarıyla üstlenebileceği ifade edilmektedir.
Türk-İslam Birliği, İslam âleminin çok ihtiyacı olan bir birlik olarak nitelendirilmektedir. Türkiye'nin bu birliğe liderlik etmesiyle, İslam ülkelerinin büyük bir hizmet ve fayda göreceği, böylece genel bir mutluluğun sağlanacağı düşünülmektedir.
Türkiye'nin liderlik rolüne talip olmasındaki temel motivasyon, kendi çıkarından ziyade hizmet etme arzusudur. Çevre ülkelerin ve tüm İslam âleminin bu liderlikten fayda görmesi hedeflenmektedir, bu da Türkiye'nin fedakar bir yaklaşımla hareket ettiğini göstermektedir.