| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Türkiye, 3 Ocak 2010
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Türkiye, 3 Ocak 2010
| ||
Türkiye'nin üyeliği, Avrupa'ya çoğulculuk katmanın yanı sıra, İslam dünyasıyla olan diyaloğu sayesinde büyük bir güç sağlayabilir. Bu durum, Avrupa'nın kültürel ve siyasi çeşitliliğini artıracaktır.
Türk-İslam Birliği'nin lideri olarak AB'ye girilmesi, Türkiye'nin Avrupa'ya para veya iş istemek yerine, onları kurtarmaya giden, ekonomik imkanlar sunan ve Asya ile İslam ülkelerinin zenginliğini ve gücünü sunan bir konumda olmasını ifade etmektedir. Bu, bir köprü görevi görme vizyonunu içermektedir.
Türkiye'nin Avrupa'nın müspet sanatını, bilimini, kültürünü, mimarisini, demokrasisini ve özgürlük anlayışını beğendiği ifade edilmektedir. Hatta Türkiye'nin Avrupa demokrasisini benimseyerek daha ileri geçmesi arzulanmaktadır.
Türkiye'nin AB üyeliği için ideal yaklaşım, şanla, şerefle, ihtişamla ve Türk-İslam Birliği'nin lideri olarak girmektir. Bu, Avrupa'ya ekonomik ve kültürel katkılar sunarak, bir kurtarıcı ve lider pozisyonunda yer almayı öngörmektedir.
Türkiye'nin AB'ye katılımında bir köprü görevi görmesi, Asya'nın ve tüm İslam ülkelerinin zenginliğini ve gücünü Avrupa'ya sunması, aynı zamanda Avrupa'nın teknik imkanlarını da bu coğrafyalara taşıması anlamına gelmektedir. Bu, Doğu ile Batı arasında stratejik bir bağ kurma potansiyelini ifade eder.