Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Ekim 2016; 10:00)

ALLAH KURAN'DA MÜSLÜMANLARIN ZOR ZAMANLARINDA BİR VELİ İSTEMEK İÇİN DUA ETTİKLERİNİ BİLDİRMİŞTİR. MANEVİ LİDER İSTEMEK KURAN'IN EMRİDİR

Nisa Suresi 71.ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar,” Halk zalim, mesela Suriye gibi kan döküyorlar. “bu ülkeden çıkart” diyor. Müslüman kurtulmak istiyor, hicret etmek istiyor.  “...bize Katından bir veli (koruyucu sahip) gönder,” Ne diyorsun sen? “Böyle birisine gerek yok” diyorsun. Allah da “gerek var” diyor. Bak ne diyor? “Bize Katından bir veli koruyucu sahip gönder.” Sahib-i zaman, bir insan gönder diyor öncü bir insan. “...bize Katından bir yardım eden yolla” bir insan istiyorlar, öncü lider istiyorlar. “...diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?” [Nisa Suresi, 75] “Niye çaba göstermiyorsunuz, gayret etmiyorsunuz” diyor.

Mesela Zülkarneyn peygamber değil. Cenab-ı Allah ne diyor Kehf Suresi 83. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “Gerçekten, biz ona (Zülkarneyn’e) yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.” [Kehf Suresi, 84] baş, lider. Hani olmuyordu hani gerek yoktu? Demek ki gerek varmış.

Mesela Bakara Suresi 246. ayet: “Musa'dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine:” Peygambere söylüyor bunu, "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım’ demişlerdi,” Melik. Müslümanlar demek ki melik, bak Peygamber olmasına rağmen bir melik bir önder istiyorlar. Çünkü Peygamber dini tebliğ ediyor ama kumandan ayrıdır, değil mi? Peygamber peygamberliği; anlatıyor ama kumandanlık görevi verirse ayrı. Mesela Halit bin Velid, Hz. Ömer (ra) Peygamberimiz (sav)’in hep kumandanlarıydı. Önder işte. Sen diyorsun ki “önder olmaz.” 12 İmam önderdi nasıl imam olmuyor yani? Mesela Talut, Kuran’da peygamber değil ama önder, kumandan, onun vesilesiyle müminler zafer buluyor.

 

“İNSAN SEVDİĞİYLE NASIL YAKINLAŞIR? TUTKU İÇİN FİZİKSEL YAKINLIK GEREKLİ MİDİR?”

Bir kere tutku için karşıdaki şahsın Allah’ın varlığında erimesi lazım, Allah’ı her şeyden çok sevmesi lazım kendi de dahil. Her zaman Allah’tan yana olması lazım. Her an Allah’ı düşünmesi, Allah’tan korkması, Allah’ı en yüksek sevgiyle sevmesi lazım. Ve Allah’ın her dediğine titiz olması lazım. Her emrini yerine getirmesi lazım. Egoist bencil olmaması lazım. Kuran’ın hükümlerine titiz olması lazım. Kendinden geçmesi lazım. Kendi için değil sevdikleri için yaşaması lazım. Kabadayı delikanlı olması lazım. Derin düşünen insan olması lazım. Temiz, tahir, dürüst, vicdanlı, merhametli olması lazım. Koruyucu ruha sahip olması lazım. Allah öyle insanlara derin bir aşk ruhu verir mucize olarak. Hiç kimsenin bilmediği bir duygu, o insanın üstüne iner. Bak, elle tutulur bir mucize. Sadece bu insanlara mahsus olmak üzere muazzam bir güç Allah tarafından onun üzerine indirilir, tutku gücü. Karşıdaki insan bunu anlayamaz, yani oradaki tutkuyu fark edemez. Tutkuyu bilen fark edebilir. Yani avamdan sıradan bir insan, bu özellikleri olmayan bir insan bunu fark edemez. O normal sıradan bir insan, onunla konuşur. Bir gariplik olduğunu anlar, bir fevkaladelik olduğunu anlar ama o derinliği sezemez. Hoşuna gider beğenir, tarif edemeyeceği bir şey olduğunu anlar. Ama onunla iletişime geçmesi için aynı özeliklerin onda da olması lazım. Kısmen de olsa o özelliklerin olması lazım. Yoksa fark edemez. Öbür türlü avami sıradan sevginin taklidi olan bir sevgi anlayışı gelişir. İşte adamın parasına bakar, evine bakar, eli-ayağı sağlam mı, onu hastaneye götürebilecek durumda mı, felç olsa ona bakabilir mi, yemek parasını getirecek durumda mı, yiyecek parasını, evin kirasını verecek durumda mı onun tutkusunu sağlayan şeyler bunlardır. Tutku ve sevginin kökeni onlardır onun için. Sadece onun mülkü olmasını ister, kendi malı olmasını ister. O da kadın alırken işte yiyecekler konusunda nasıl titiz mi, yemek yapabiliyor mu, çamaşır yıkayabilir mi, ütü yapabilir mi, kendini ne kadar tatmin edebilir, eğlendirebilir mi onu, gıcık tavırlarına karşı sabırlı olur mu, efendim, işte elinin altında bulunan bir varlık. Ama babası falan zenginse nur ala nur. Arabası varsa o kızın daha da faydalı. Hele evi varsa. Onun için aileler kızlarına genellikle ev ve araba alırlar ki ev ve araba ev ve arabayı getirir çünkü. Evi arabası olan bir kız evi arabası olmayan bir adamla evlenmeyeceğine göre. Hani kumarda adam koyuyor ya parayı, malı, o da ona karşılık malı koyuyor, sonra zar atıyorlar. Orada da işte kime geçerse o, kim kazançlı olursa. Mesela kadın malın mülkün üstüne geçmesini istiyor, erkek de malın mülkün üstüne geçmesini ister. Onların tutku anlayışı bu. Bu bir hayvanda da olabilecek özellik. Hayvan da sığınacak bir yer arar, yiyecek bir yemek arar, değil mi? Yani içgüdüsel olarak şey yapar, onlar da içgüdüsel olarak onu yapıyor. Müminin sevgi anlayışıyla küfrün sevgi anlayışı yahut sıradan insanların sevgi anlayışı aynı olmuyor. Yani bakış açıları çok çok farklı oluyor. Onun için mesela bir kızla birisi karşılaştığında kız hemen o oğlandan ne para çıkar, işte ona sadık olur mu, ömür boyu ona bakar mı, hastaneye götürür mü, annesine babasına bakar mı, annesine babasına para verir mi? O da işte benim çamaşırımı yıkar mı, babasının falan çamaşırını yıkar mı, babasını annesini hastaneye götürüp onların başında bekler mi yani böyle teknik yönlerden değerlendiriyorlar. Bu çok acı bir şey tabii. Yani saf sevgiye, yiğitliğe, dürüstlüğe bağlı olması lazım.

2017-01-16 04:51:43

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top