Sayın Adnan Oktar'ın 28 Mart 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından.
İZLEYİCİ SORUSU: Merhabalar, ben Gaziantep'ten Erdem Cansever. Bir insanda ciddiyetin oranı ne olmalı?
ADNAN OKTAR: Erdem, güzel Erdem çok yakışıklısın. Canımın içi, Allah seni çok çok güzel yaratmış. Ve çok kişilikli görünüyorsun.
Bazıları tabii çok abartıyor. Bazı amcaları görüyoruz, suratında en ufak bir tebessüm, insani bir fayda yok. Kaşlar çatık, ellerinde sigara kemik gibi acayip sert. O herhalde bir hastalık o. Bilinçli de yaptıklarını zannetmiyorum. Psikolojik bir eksiklik, ruhi bir eksiklik olarak görüyorum. Ahlaki bir eksiklik olarak görüyorum. İnsanda bir halimlik, bir sevgi, şefkat, merhamet olmalı, o kadar sert bir yüzün bir anlamı yok. Ama tabii kişilikli olmak, şahsiyetli olmak çok güzel. Kadın için de öyle. Diyor ki mesela o kadar güzeldir ki gözlerin içi pırıl pırıl sürekli güler. Sürekli tebessüm içindedir. Sürekli mütebessim, çok tatlı konuşur ağzından bal damlar böyle. Pollyanna gibi konuşan tipler var, halbuki çok itici o. Yani samimiyetsiz yüzüne maske takmış adamlar. Bir kadın için de çok kötü. Gerçek kişiliğiyle konuşması lazım. Yüzünde maskeyle konuşması kötü. Kadının derinliğini alır, ama kadınlar bazen kendini korumak için yapıyor olabilir. Kendini saf gösterebilir. Zalimler varsa, kötü insanlar varsa onların baskısından kurtulmak için kafası çalışmıyormuş gibi hiçbir şey anlamıyormuş gibi abartılı saf kendini gösterebilir duruma göre. Şahısların haline göre bu değişebilir. Onu da hakikaten korur o. Çünkü bazen dikkatli ve akıllı olması başına iş çıkartabilir. Bir savunma yöntemi olarak uygun. Her yerde olmaz ama gereken yerlerde olabilir hanımlar için. Her zaman için tabii şahsiyetli olmak üstüne yok, tartışılmaz.