Evrimci tarih anlayışının yıkılışının delillerinden biri: Göbekli tepe
Evrimci tarih anlayışının yıkılışının delillerinden biri: Göbekli tepe
Evrimcilerin sözde taş devri olarak nitelendirdikleri dönemde insanlar ibadetlerini yerine getiriyor, gönderilmiş elçilerin tebliğlerini dinliyor, binalar inşa ediyor, mutfaklarında yemek pişiriyor, aileleriyle sohbet ediyor, komşu ziyaretlerine gidiyor, terzilere kıyafetler diktiriyor, doktorlara tedavi oluyor, müzikle ilgileniyor, resimle uğraşıyor, heykel yapıyor, kısaca normal bir yaşam sürüyorlardı.
Teknolojide ve bilgi birikiminde tarih boyunca elbette değişiklikler olmuş ama insan hep insanca yaşamıştır.
Bunu gösteren en önemli arkeolojik bulgulardan birisi Şanlıurfa'ya 20 km'lik bir mesafede Örencik Köyü yakınlarında Göbekli Tepe'dedir. Göbekli Tepe'deki kazılarda bilim adamları tarafından benzersiz olarak nitelendirilen yapılar keşfedildi. Örneğin 40 ton ağırlığında boyları 4 ile 6 metre arasında değişen T şeklinde dev sütunlar gibi. Üzerinde özenle yontulmuş hayvan rölyeflerinin olduğu sütunlar dairesel olarak dizilip etrafları yüksek duvarlarla çevrilidir. Bilim dünyasını asıl etkileyen özellik bu alanın yaşıdır. Göbekli Tepe'deki alan, günümüzden 12 bin yıl önce inşa edilmiştir. Yani Göbekli Tepe yeryüzünde bilinen en eski insan yapısıdır.
Evrimcilere göre dönemin insanları bu görkemli yapıyı ilkel taş aletlerle inşa etmişlerdir. Bu yanılgıya göre söz konusu mühendislik harikası bundan 12 bin yıl önce sözde en ilkel araçlarla çalışan toplayıcı avcı insanların eseridir. Bu gerçek dışı yoruma göre bu dönemin insanları henüz çanak-çömlek yapacak teknolojiye ulaşmamışlardı. Buna karşın dev kaya bloklarını hiç tekerlek kullanmadan 2 kilometre öteden getirebiliyor, metal hiçbir alet kullanmadan kesip şekillendiriyor ve yerlerine koyuyorlardı. Bu insanlar bunların üzerlerine hayvan kabartmaları işleyebiliyor, duvarları resimle süsleyebiliyor, mühendislik ve mimari bilgiyi kullanabiliyor, Ama henüz çanak-çömlek yapmayı bilmiyorlar demek, sadece evrimci önyargıları savunabilmek için ısrarla söylenen bir kandırmacadır.
Kazılarda bulunup müzede sergilenen bu taş heykel de insanların evrimsel süreçten geçmediğinin bir kanıtıdır. Gözleri volkanik bir cam türü olan obsidyenden yapılmıştır. Çok sert bir madde olan obsidyene sadece taş darbeleriyle böyle pürüzsüz, parlak, kusursuz bir şekil vermek mümkün değildir. Bu da söz konusu insanların iddia edildiği gibi ilkel olmadıklarını gözler önüne serer.
Bir insanın eline bir başka taş alıp, taşı taşa sürterek sütunlardaki bu figürleri ve heykelleri yapması mümkün değildir. Bu ince işçilik ancak eğe, levye, rende gibi günümüzde de taş işletmeciliğinde kullanılan metal aletler yardımıyla yapılabilir. Günümüzün taş ustalarının en kaba yontma işinde bile metal keski kullanması bunu göstermektedir.
Göbekli Tepe'nin evrimcilerin iddia ettiği ilkel koşullarda inşa edilmiş olması imkansızdır. Nitekim Göbekli Tepe'deki kazı ekibinin başkanlığını yürüten Prof. Klaus Schmidt de bu gerçeği ifade etmektedir:
“O dönemde yaşayan insanların tıpkı bugün olduğu gibi düşünme kapasiteleri olduğu görülmektedir. Hep düşündüğümüz gibi ilkel insanlar değillerdir. Ağaçtan ilip uygarlık kurmaya çalışan maymun benzeri yaratıklar oldukları düşünülmemelidir. Zeka yönünden bakacak olursak bize benzedikleri görülmektedir.”
Kuşkusuz ki Göbekli Tepe'deki eserler bunları yapan insanların tahmin edilenden çok daha ileri bir ilme, teknolojiye ve medeniyete sahip olduklarını göstermektedir. Göbeklitepe'yi inşa edenler, evrimcilerin iddia ettiği gelişerek hayvanlıktan yeni çıkmış canlılar değil, zekalarıyla, yetenekleriyle yaşadıkları her çağda yeni keşifler yapmış, ihtiyaçlarını karşılamış ve kendi uygarlıklarını inşa etmiş olan Allah'ın yarattığı insanlardır.
“Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler. Toprağı altüst etmişler, ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar ve onu kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu. Ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.” (Rum suresi, 9)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
