HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Göklerdeki Su

Göklerdeki Su

Harun Yahya
34550
26 October, 2017
Evrim Teorisinin Çöküşü
HD Belgeseller
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Göklerdeki Su

 

Su

 

Dünyada en çok bulunan madde. Yeryüzünde nereye bakacak olsanız orada mutlaka su görürsünüz. Çok uzağa da gitmenize gerek yok. Kendi bedeninizin bile %70'i sudan oluşur. Tüm canlıların bedenlerinin büyük bölümü sudan oluşur. Yeryüzündeki yaşamın varlığı işte bu suya dayalıdır.

Şeytandan Allah'a sığınırım: “Görmedin mi? Allah gökten su indirdi. Böylece yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah lütfedicidir, her şeyden haberdardır." (Hac Suresi, 63)

Dünya yüzeyinin büyük bölümü sularla kaplıdır. Okyanuslar ve denizler yeryüzünün dörtte üçünü oluşturur. Öte yandan karalarda da sayısız göl ve nehir vardır. Yüksek dağların zirvelerini kaplayan kar da sudur. Ancak yeryüzündeki su miktarının yüzde 97’si tuzludur ve canlılar tarafından içilemez. Tatlı suyun %75'i ise kutuplarda katı durumda hapsolmuştur. Yeryüzünde bulunan suyun sadece %1'i içilebilir ama bunun çoğu da ulaşılamayan derinliklerdeki yeraltı sularıdır. Canlıların içebileceği bu az miktardaki tatlı su sürekli kullanılır. Ancak hiçbir zaman bitmez, devamlı yenilenir. Dünyadaki suların %97'sini oluşturan tuzlu sular buharlaşır, bulutlarda birikir ve sonra yağmur ve kar olarak yağar, tertemiz tatlı su şeklinde bize geri döner. Allah böyle muhteşem bir su arıtma sistemiyle tüm canlıların ihtiyacı olan temiz suyu bizlere vermiştir. Bu gerçek ayette şöyle haber verilir:

“Şimdi siz içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz yoksa indiren biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık. Şükretmeniz gerekmez mi?" (Bakara Suresi, 68-70)

Milyonlarca yıldır su gökyüzü ve yeryüzü arasında sürekli dolaşır. Buz halinden sıvı hale, sıvı halden buhar haline dönüşür. Bu hareket kesintisiz ve çok hassas bir dengede devam eder. Allah bizler için gökyüzünden tertemiz su indirir.

Su döngüsü içinde gökyüzü suyun ana geçiş yoldur diyebiliriz. Atmosferde her zaman su vardır. Ama çoğu zaman biz bu suyu göremeyiz. Havada asılı çok küçük damlacıklar halindedir. Aslında bunların su damlası yerine nem yüklü tanecikler ya da su buharı demek daha doğru. Bunlar denizlerden ve okyanuslardan buharlaşır, genleşir, havada yüzerler. Yükselen hava akımlarıyla daha yukarıya çıkabilirler. Yükseklikle beraber hava soğur, basınç azalır. Soğudukça hava yoğunlaşır ve çok küçük damlalara dönüşür. İşte bu atmosferin süsleri bulutlar. Yükselen su buharının oluşturduğu su damlacıklarından oluşan kütlelerdir.

 

Bulutlar

 

Yeryüzünde o kadar çok bulut vardır ki uzaydan bakıldığında herhangi bir an içinde tüm yeryüzünün yaklaşık üçte ikisi bulutlarla kaplı gözükür. Bulutlar, yeryüzünden metrelerce ya da kilometrelerce yukarıda gezinirler. Yüksekliklerine göre ya da şekillerine göre çok çeşitli Latince isimler verilmiştir. Görünüşlerine uygun olarak isimlendirilen Cirrus bulutlarının adı kıvrım ya da bukle anlamına gelir. Yığın anlamına gelen Cumulus bulutları, yayılmış anlamına gelen stratus bulutları veya yağış taşıyan Nimbüs bulutları gibi isimler almışlar.

Bulutlar oluşmaya başladığında içindeki su damlacıkları o kadar küçüktür ki üzerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar. Bu tip bulutlar pamuk gibi bembeyaz gözükürler. Ama zamanla bu su damlacıkları birleşip büyüdükçe gelen ışığı daha az yansıtırlar ve koyu bir renk alırlar. Her bulutun belli bir su taşıma kapasitesi vardır. Koyu renkli bulutlar bu kapasiteye yaklaşmışlardır. Giderek ağırlaşan su damlacıkları bulutun altında toplanır. Bu yüzden bulutların tabanları üst tarafına nazaran daha koyu renkte görülür. İşte bu yüzden koyu renkli bulutları gördüğümüzde yağmur yağacağını anlarız. Bulutlar birçok sebepten ötürü önemlidir. Yağmur ve kar yağışlarıyla tüm yeryüzünün sulanması tabii ki bu sebeplerin en önemlisi. Ancak bulutların iklimler üzerinde de çok büyük önemi vardır. Geceleri bulutlar ısıyı yansıtır ve yeryüzünü sıcak tutar. Gündüzleri gölge yapar ve bizleri aşırı ısınmaktan korur, serin tutar.

 

Üstümüzde Dolaşan Su Tankları

 

Bulutlar gökyüzünde çok rahat yol alıyor gibi gözüküyor. Görünüşleri de havadaki pamuk yumakları ya da bazen de tüy gibi diyebiliriz. Ama bu görünüşleri bizi yanıltmasın. Bulutlar aslında çok ağırdır ve çok yüksek miktarlarda su barındırabilirler. Örneğin ağırlıklarını tarif edebilmek için bir kıyas yapmak gerekirse gökyüzündeki en küçük bir kümülüs bulutu yani bildiğimiz şu pamuk gibi gözüken bulutların en küçüğü bile yaklaşık iki fil ağırlığındadır. Ortalama büyüklükte ve sıradan her gün gördüğümüz bir kümülüs bulutunu ele alalım. Böyle bir bulutun ağırlığı 500 bin kilograma kadar ulaşabilir. Peki bu kadar ağır kütleler gökyüzünde nasıl asılı kalıyorlar? Nasıl bu ağır kütleler yeryüzüne düşmüyor?

Bulutlar çok farklı şekiller ve büyüklüklerdedir ve hepsi çok ağırdır çünkü yüksek oranda su buharı içerirler. Orta boy bir kümülüs bulutu 500 ton su barındırabilir. Ancak kümülüs bulutlarından 10 kat daha yoğun, 1000 kat daha büyük bulutlar da vardır. Örneğin fırtına bulutu olarak bilinen Cumulonimbus bulutları. Bunların ağırlıkları 1 milyon tona kadar ulaşabilir. Bir kümülüs bulutunun bir metre küplük bölümünde yaklaşık 0.5 gram su bulunur. Burada su çok küçük damlacıklar halindedir. Ancak bu damlacıklar yere düşmez. Çünkü etrafındaki hava daha sıcaktır. Bulutların içindeki damlacıklar etrafındaki daha sıcak hava tarafından yer çekimine karşı desteklenir. Su buharlaşırken nasıl ısıya ihtiyaç duyuyorsa, su buharı da yoğunlaşırken yani suya dönüşürken bunun tam tersi olur. Bulutlardaki su buharı su damlacıkları haline geldiğinde ısı açığa çıkar. Yani bulut içindeki su buharı yoğunlaştıkça kendini içeriden ısıtır. Böylece bulut gökyüzünde etrafındaki havadan daha sıcak bir balon gibi asılı olarak kalır. Leonardo da Vinci, bulutları ‘yüzeyi olmayan cisimler’ olarak adlandırmıştır. İşte bu yüzden bulutların üzerinde durulamaz.

Ağırlıkları tonlarca olan bulutların altında acaba üzerimize düşer mi diye hiç de endişe etmeden günlük hayatımızı yaşıyoruz. Gökyüzünde bu kadar ağır bir kütlenin asılı olarak durabileceği bir düzen kuşkusuz hayranlık uyandıracak bir durum. Ayetlerde Allah'ın yarattığı bu özel sisteme şu şekilde dikkat çekilir:

“Rahmetinin önünde rüzgârları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde onları kuraklıktan ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız." (Araf Suresi, 57)

“O size şimşeği korku ve umut olarak gösteren, yağmur yüklü ağırlaşmış bulutları inşa edip ortaya çıkarandır.” (Rad Suresi, 12)

Yağmur

 

Her yıl yaklaşık 5005 km3 su yeryüzünde düşer ve aynı miktarda su da buharlaşır. Yağmur, yeryüzündeki hayatın var olması için gerekli olan su döngüsünün en önemli elemanlarından biridir. Ve yeryüzündeki taze suyun ana kaynaklarının başında geliyor. Hidroelektrik santrallerinden, ürünlerin sulanmasına kadar birçok yönden bizim temel su ihtiyaçlarımızı karşılar.

Yağmurun saymakla bitiremeyeceğimiz birçok faydası vardır. Her şeyden önce yağmur, tüm canlılığın temeli ihtiyacı olan temiz suyun ana kaynağıdır. Yolları temizler, yıkar, su kaynaklarını doldurur, havayı nemlendirir, ekinleri, ormanları ve insanın erişemediği daha nice yerlerdeki bitkileri ve ağaçları sular. Güneşten ısınan havayı soğutur, tatlı su kaynaklarının kurumasını engelleyerek bu kaynaklardaki balık ve diğer canlıların yaşamlarını sürdürmelerini sağlar. Yağmur ayrıca bir enerji kaynağı olarak da kullanılır. Hidroelektrik üretiminde yağmur suları büyük rol oynar. Yüce Rabbimizin belli bir miktar suyu gökten indirmesi, bu suyun içilebilecek tatta olması, ölü toprakları canlandırması şüphesiz O'nun bize verdiği büyük bir nimettir.

“Görmüyor musun? Gerçekten Allah gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarılır. Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor. Şüphesiz bunda temiz akıl sahipleri için gerçekten öğüt alınacak bir ders, zikir vardır.” (Zümer Suresi, 21)

Yağmur'un Bitki Örtüsünü Besleyici Özelliği

 

Yağmur'un canlılar için kaçınılmaz bir ihtiyaç olan suyu yeryüzüne bırakmasının yanında bitkileri besleme özelliği vardır.

“Biz gökten tertemiz bir su indirmekteyiz. Onunla ölü bir beldeyi toprağa canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.” (Furkan Suresi, 48-49)

Yağmur suyu aslında damıtılmış sudur. Su döngüsü içinde su, okyanuslardan ve denizlerden atmosfere ulaşıp yağmur ve kar olarak tekrar yeryüzüne dönerken aslında tamamen temizlenmiş ve damıtılmış olur. Peki bu durumda bu damıtılmış su nasıl bitkiler için besin kaynağı olabiliyor? Yağmur suyunun içeriği yeryüzüne düşerken atmosferde asılı olan çok küçük maddeleri toplayarak ve atmosferdeki gazları çözerek zenginleşir. Bu yüzden yağmur suyunun yeryüzüne düştüğü anda bitkiler için faydalı olan mikrobesinler ve çözülmüş azot yani nitrojen içerdiğini söyleyebiliriz.

Nitrojen, bitkilerdeki yemyeşil yaprakların gelişmesi için gerekli olan en önemli maddelerden biridir. Ancak nitrojenin birçok şekli bitkiler tarafından emilemez. Bitkiler tarafından en kolay kullanılabilen nitrojen bileşiği nitratlardır. İşte yağmur suyunda da bu bileşik bulunur. Yani bitkilerin beslenmesi için azotun en uygun hali. Yağmur içindeki bu besin içeriğiyle kurumuş bitkiler ve çimenler için adeta canlandırıcı bir serum gibidir. Kuran'da Allah, yağmurun ölü bir beldeyi diriltme işlevine birçok ayette dikkat çeker.

“Ve gökten mübarek, bereket ve rahmet yüklü su indirdik. Böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.” (Kaf Suresi, 9)

Ayrıca yağmur suyunun pH derecesi 5 ila 7 arasındadır. Yani hafif asidiktir. Bu aralık bitkilerin besin emilimi açısından idealdir. Örneğin, bitkilerinizi pH derecesinin 7'nin üstünde olan musluk suyu ile sularsanız, besin kilitlenmesi olarak isimlendirilen bir problemle karşılaşabilirsiniz.

Yağmurun çok da bilinmeyen başka önleri de vardır.

 

Güzel Bir Parfüm: Yağmur

 

Yağmurun kokusu aslında yoktur. Ancak hepimiz yağmur kokusu dediğimizde burnumuzda aynı ferah koku gelir. Peki bu koku aslında nedir?

Yağmur kokusu dediğimiz geosmin isimli bir maddedir. Geosmin, toprakta bulunan bir bakteri olan actinomisetler tarafından salgılanır. Yağmur yağdığında bu madde havaya yayılır ve böylece yağmur kokusu diyebildiğimiz o hoş kokuyu duyarız. Yağmur sonrası bir koku olduğu gibi bazen yağmurdan önce de havada bir koku olabilir. Bilhassa fırtınalı havalarda yıldırımlardan boşalan elektrik yükleri havadaki diatomik oksijeni yani iki atomlu oksijen molekülünü ayırır ve oksijen tek atomlu hale gelir. Tek atomlu oksijen daha sonra diğer iki atomlu moleküllere bağlanarak üç atomlu oksijen molekülünü yani ozonu oluştururlar. Ozonun klor veya kıvılcım kokusuna benzeyen, kendine has keskin bir kokusu vardır. Bu belirgin ozon kokusu sayesinde bir fırtınanın yaklaşıyor olduğunu anlayabiliriz.

 

NEGATİF İYONLARIN POZİTİF ETKİSİ

 

Şehir hayatının sağlığımız üzerindeki etkileri çok konuşulur. Peki şehir hayatı niçin sağlık üzerinde olumsuz bir etki oluşturuyor?

Hava kirliliği şehir hayatının olumsuzluklarının başında geliyor. Hava kirliliği havadaki oksijen moleküllerinin elektron kaybederek pozitif yüklü hale gelmesine yol açıyor. Ayrıca sigara, zararlı gazlar, elektrik hatları, uydu, televizyon, bilgisayar, cep telefonu, klimalar gibi şehir hayatının vazgeçilmezleri de pozitif iyonlar üretir. Bu üretilen artı iyonlar akciğerlerimizin derinliklerine kadar iner. Alerji, nefes darlığı, dermatolojik hastalıklar, mikrobik enfeksiyonlar, uykusuzluk, zihinsel yorgunluk, kas yorgunluğu gibi olumsuz etkileri olur, bağışıklık sistemimizi zayıflatır, yaşlanmayı hızlandırır.

Bu pozitif iyonların olumsuz etkilerini yok edecek şey ise tabii ki havadaki negatif iyonların bulunmasıdır. Negatif iyonların alerji, nefes darlığı gibi rahatsızlıkların giderilmesinde olumlu etkileri vardır. İşte bu sağlığımızı iyi eden negatif iyonlar yağmur ile doğal olarak oluşurlar. Yağmurdan sonraki ferah, dinlendirici hava ve eksi iyonların yoğunlaşmasıyla oluşur. Negatif iyonlar tatsız ve kokusuzdurlar. Gözümüzle göremesek de yağmur varken sürekli negatif iyonları soluruz. Negatif iyonlar kan akışına karıştığında çeşitli biyokimyasal reaksiyonlar üretmeye başlarlar. Ve bu şekilde vücuttaki pozitif iyonların etkileri engellenmiş olur.

 

KAR

 

Kış günlerindeki yoğun kar yağışları hem doğada hem de şehirlerde harika manzaralar oluşturur. Bu bembeyaz örtü kuşkusuz herkes tarafından çok beğenilir. Karın bu estetik yönü, ağaçların ve tüm yeryüzünün karla birlikte büründükleri bu güzellik gerçekten muhteşem.

Kar, buz kristallerinden oluşan bir yağış çeşidi. Buz kristalleri 0 santigrat derecenin altında su buharının yoğunlaşmasıyla oluşur. Kar aslında elmas gibi, tuz gibi bir mineraldir. Her bir kar tanesinde muhteşem bir simetri ve altın oran vardır. Bir kar tanesi, küçük bir toz zerresi etrafında oluşmaya başlar. Oluşan bu kristal gitgide büyür ve köşelerinden küçük kollar belirir. Hava soğudukça bu kolların büyümesi biraz daha hızlanır. Hava değişimlerine maruz kaldıkça oluşan bu yapı üzerinde kılcal uzantılar gelişir. Kar çevreye savruldukça ve değişik koşullara maruz kaldıkça bu yapılanma devam eder ve her koşula uygun farklı bir özellik kazanmaya başlar. Bir kar tanesindeki kollar aynı aşamaları yaşadığından bütün kollar birbirine benzer ve son derece kompleks bir yapı meydana gelir. Meydana gelen altı kollu kar tanesinde altının katlarına bağlı bir simetri oluşur ve kristal üç boyutlu yapısını kazanır. Meydana gelen bu simetrik yapı adeta bilgisayarlı ölçümlerle tespit edilmiş, ince ince hesaplanmış bir geometriyi ortaya koyar. Asıl ilginç olan ise birbirinin aynısı olan bir çift kar tanesi bulmak oldukça zordur.

Kar taneleri Allah'ın üstün yaratma sanatından sadece bir tanesi. Bilmediğimiz ve faydalarını pek düşünmediğimiz kar aslında birçok yönden çok büyük bir nimet.

 

İzolasyon Battaniyesi

 

Kar bir örtü görevi görür. Toprak için yalıtım sağlar. Çok iyi bir izolasyon malzemesidir. Kar taneciklerinin çapları 2 ila 4 milimetre, ağırlıklarıysa sadece yaklaşık olarak binde 5 gramdır. Havanın gösterdiği direnç sebebiyle süzülerek yere inerler. Bu inme sırasında tanecikler birbirlerini ittiklerinden birbirlerine değmez ve yapışmazlar.

Kar, henüz düşmüşken %90 ile %95 kadarıyla havadır. Bu sayede toprağın üstünü kapladığında atmosfer ile toprak arasındaki ısı akışı büyük ölçüde azaltılmış olur ve toprağın soğuyup donması engellenir. Örneğin, eksiz 8 derece havada kar, bitkilerin üzerinde ince bir hava tabakası bırakarak toprak yüzeyini 0 derece olacak şekilde örter. Eğer kar olmasaydı dondurucu soğuk toprağın derinlerine kadar nüfus eder ve toprak donardı. Bu da en ufacık bir kar yağışında tüm ağaçların ve çalıların köklerinin çürümesi anlamına gelirdi.

Karın yalıtım özelliği ayrıca bitkilerin nem oranlarını kış boyunca korumak için de önemlidir. Bitkilerin soğanlarını donmaktan korur. Kış ortasında bile olsa bitkilerin topraktan gelecek neme ihtiyaçları vardır. Eğer toprak karla örtülü olmasa, hava sıcaklığındaki en ufacık bir değişiklikte toprağın yüzeyinde don olacak ve bu da bitkilerin susuz kalmasına, kurumasına ve köklerinin kırılmasına neden olacaktı. Ancak kar, bir battaniye görevi görerek toprağı donmaktan korur ve bitkilerinde ihtiyacı olan nemi almalarını sağlar.

 

Kar: Toprak İçin Su Ve Besin

 

Karın sadece bir örtü gibi toprağa sarması değil, bir anda suya dönüşmek yerine zaman içerisinde eriyerek su halini alması da yine Allah'ın çok büyük bir nimetidir. Kış boyunca toprak ve bitkileri donmaktan koruyan kar, ilkbaharda sıcaklığın artmasıyla eriyerek nehirlere ulaşır. Bitkilerin suya gereksinim duyduğunda bahar mevsiminde bir depo vazifesi görür. Tam uygun zamanda ve yavaş yavaş olan kar erimeleri bitkilerin gelişimi için çok önemlidir.

Kışın yağan karın 4'te 3'ü baharda bile yüksek bölgelerde kalır. Böylece yaz kuraklığına karşı da toprağı ve bitkileri korumuş olur. Yavaş yavaş eriyen kar, bitkilere ihtiyaç duydukları nemi sağlar. Bu yönüyle kar, ayrıca su rezervlerini de yeniler. Kar sayesinde barajlar dolar ve enerji olarak bize döner. Bahar aylarında karın erimesiyle birlikte karda bulunan amonyak toprakta kalır. Bu amonyak azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkiler için hayati bir ihtiyaç olan azotu karşılar. Ayrıca kar suyu topraktaki potasyum, kalsiyum, demir gibi mineralleri de çözerek bitkilerin beslenmesini sağlar.

“Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar kıldık." (Fatır Suresi, 27)

Atmosfer Bakımı ve Hava Temizliği

 

Kar, atmosfer temizliğinde de görev olur. Havada asılı toz parçacıkları üzerinde bakteri ve mikroplar bulunur. Kar yağışı bu toz parçacıklarını toprağa indirerek havanın temizlenmesini sağlar. Toz parçacıkları toprağa inince üzerlerindeki bakteri ve mikropları hava molekülleri aracılığıyla taşınması bu vesileyle engellenmiş olur.

Son zamanlarda yapılan araştırmalarda karın egzoz gazları ve çeşitli aerosol maddelerini hapsettiği ve bilhassa sanayi bölgelerinde endüstriyel kirliliği çok hızlı bir şekilde düşürdüğü gözlemlenmiş. Bugün kanser, akciğer ve kalp rahatsızlıkları gibi birçok hastalığın hava kirliliğinden kaynaklandığı düşünülecek olursa karın yağması Allah'ın çok büyük bir nimetidir.

 

Kutuplarda Kar

 

Kutuplarda yaşayan birçok canlı için kar, aynı zamanda mükemmel bir kamuflaj görevi görür. Kutup tilkisi, kutup ayısı, kutup tavşanı gibi pek çok canlı karla kaplı ortamlarda yırtıcılara fark edilmeden rahatlıkla dolaşabilirler.

Karın ses iletimi de çok önemli bir özelliğidir. Antarktika'da sert ve düz kar tabakası ses dalgalarının çok verimli bir şekilde iletilmesini sağlar. Bazı araştırmacılar bir buçuk kilometre öteden bile insan sesi duymanın mümkün olabildiğini göstermiştir. Bu çok önemlidir. Çünkü kutup bölgesinde yaşayan birçok canlı için sürülerini bulmak, avlarını tespit etmek ya da can güvenliklerini sağlamak için karın sesi iletme özelliği hayatidir. Kar aynı zamanda geceleri ay ışığını çok iyi yansıtır. Karla kaplı bölgeler, ay ışığı altında bile normal zamanlara göre çok daha aydınlık olur. Bu da birçok canlının gece çevresini çok daha iyi görebilmesini sağlar.

 

ÇİĞ

 

Dünyamızın hassas dengeleri içinde bulutlarla yüklü olan tertemiz su genelde yağmur ve kar şeklinde bize ulaşır. Ancak soğuduğumuz havada da su mevcut. Geceleri soğuyan hava ile birlikte atmosferdeki su buharı soğuk hava içinde tutunamaz ve serbest kalır. İşte sabah erken saatte çimlerin üzerinde yürüdüğümüzde ayaklarınızın altında hissettiğiniz bu ıslaklık yani çiğ oluşur.

 

Sonuç

 

Yaşam için en büyük ihtiyaç olan su, insanlara Allah tarafından hazır olarak sunulmuştur. Suyun oluşumunu bir laboratuvarda izleyemez, onu oluşturamayız. Su, dünyanın oluşumu sırasında bir defaya mahsus olarak meydana gelmiş ve canlılara sunulmuştur. O zamandan bu zamana canlı yaşamının devamını sağlayan su molekülleri aynı su molekülleridir. Yeryüzündeki milyonlarca çeşit canlı bu su sayesinde hayatlarını sürdürür, yaşam için gerekli olan dengeler de suyun varlığı sayesinde devamlılığını korur. Rabbimiz bizlere nimet olarak sürekli göklerden tertemiz su indirir ve kupkuru topraklardan yeniden hayatı başlatır. Tıpkı bizim de öldükten sonra tekrar diriltip çıkartılacağımız gibi.

“Ki O, belli bir miktarla gökten su indirdi de onunla ölü bir memleketi dirilttik ve her yanına yeniden hayat yaydık. Siz de böyle kabirlerinizden diriltilip çıkarılacaksınız.” (Zuhruf Suresi, 11)


 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
mp4
Su dengesi
Yağmur
kar tanesi
su mucizesi