MÜBAREK ŞEHİR İSTANBUL - ERDEM ERTÜZÜN, ORTAKÖY (20 TEMMUZ 2011)

ERDEM ERTÜZÜN: Dünya coğrafyasındaki konumu muhteşem bir şehir. Binlerce yıllık medeniyetlerin beşiği ve başkenti. Dünyanın en eski şehirlerinden birisi. İslamiyetin son merkezi ve hilafetin son durağı. Hz. Mehdi (as)'ın faaliyetlerine başlayacağı ve yaşayacağı şehir. İşte tüm bu muhteşem özellikler tek bir noktada toplanıyor, İstanbul'da. Batı'da Avrupa'ya, Doğu'da Türki Cumhuriyeti'ne ve Orta Asya'ya, Kuzey'de Rusya'ya, Kafkasya'ya, Güney'de Afrika'ya, Arap ülkelerine yakın ticaret yollarının geçtiği jeostratejik önemi açısından vazgeçilmez bir merkezde. Yerleşik tarihi on binlerce yıla uzanıyor.

İmparator I. Konstantin tarafından Roma İmparatorluğu döneminde başkenti ilan edildi. Roma ve Bizans hakimiyetleri sırasında muhteşem yapılar kuruldu. Ayasofya, Dikilitaş ve Yerebatan Sarayı bu muhteşem yapılardan sadece birkaçı. Ve bu yapılar 14 yüz yıl boyunca günümüze kadar dimdik ayakta geldiler.

1453 Yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesinin ayrı bir önemi var. Fatih Sultan Mehmet, Mehdiyet'e çok önem veriyordu. Mehdi (as)’ın İstanbul'u fethedeceği rivayetlerini duyduğunda bu kararından vazgeçmişti. Ancak akıl hocası ve büyük alim Akşemseddin Hoca Efendi, Fatih Sultan Mehmet'e, Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'u manen fethedeceğini söyledi. Ve bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet tekrar karar aldı ve 1453 yılında İstanbul'u fethetti.

Evet, tüm İslam âleminin, Peygamberimiz (sav) döneminden beri beklediği, Hz. Mehdi (as)’ın zuhur edeceği, faaliyetlerine başlayacağı ve yaşayacağı şehir, işte bu mübarek şehir İstanbul.

Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'da çıkacağına yönelik birçok bilgi veriyor hadis-i şeriflerinde. Bu hadisleri okuyalım. Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz. Altıncısı Medine'nin fethi. Denildi ki: Hangi Medine, hangi şehir? Buyurdu ki: Konstantiniye- İstanbul.” (Medineli Allâme Muhammed b. Resul el-Hüseynî el-Berzencî, Kıyamet Alametleri, 204 Ramuz-el Ehadis, 296)

Bir diğer hadiste ise şöyle buyuruyor Peygamberimiz (sav): “Allah Konstantiniyye'yi, İstanbul'u çok sevdiği dostlarının eliyle (Hz. Mehdi (as) vesilesiyle) manen fethedecek. Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak” buyuruyor Peygamberimiz (sav). (Kıyamet Alametleri, s. 181)

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de Hz. Mehdi (as)’ın İstanbul'dan çıkacağını şöyle bildiriyor: “Merkezi hilafet eski zamanda Irak'ta, Şam'da ve Medine'de bulunduğundan raviler kendi içtihatlarıyla daimi öyle kalacak gibi mana verip, merkezi hilafeti- İslamiye'yi yakınlarında tasvir etmişler. Halep ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini kendi içtihatlarıyla tafsil etmişlerdir.” (Şualar, s. 492) Yani Türkçe olarak şöyle söylüyor Bediüzzaman Hazretleri: h “Hilafetin merkezi eskiden Irak'ta, Şam'da ve Medine'de bulunduğundan hadislerle ilgili haberleri aktaranlar, kendi yorumlamalarıyla sanki hep öyle kalacakmış gibi anlamlandırıp yönetim merkezi yakınlarında olarak kurgulamışlar, Halep ve Şam demişler. Hadisteki kısaltılmış öz anlatımı bu şekilde kendi anlayışlarına göre açıklayıp yorumlamışlardır.

Mehdi (as)’ın İstanbul'da çıkacağının bir başka delili ise, Peygamberimiz (sav)’in, Hz. Mehdi (as)’ın kutsal emanetlerle birlikte çıkacağını söylemiş olmasıdır. Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)’in sancağı, gömleği, kılıcı, işaretleri, nuru ve güzel ifadesiyle yatsı vaktinde çıkar” şeklinde buyuruyor. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi, “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi”)

Bilindiği üzere Peygamberimiz (sav)’in kutsal emanetleri İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda bulunmaktadır. Ve bu da Hz. Mehdi (as)'ın faaliyetlerini İstanbul'da yapacak olduğunu, İstanbul'da faaliyetlerini yapacağını ve İstanbul'da yaşayacağını bildirmektedir bize. Yapacağı ilmi çalışmalar vesilesiyle İslam ahlakının sıcaklığını, hoşnutluğunu, güzelliğini, kardeşliğini ve barışçıllığını tüm dünyada yaşamasına vesile olacaktır Hz. Mehdi (as), inşaAllah.

Evet, bugünlük programımızın sonuna geldik. Allah'a çok şükredelim. Ne şükür ki bu kadar mübarek bir şehirde yaşıyoruz. Allah'a ne kadar şükretsek azdır. Ahir zamanda ve sonrasında inşaAllah bu şehrin ne kadar kıymetli bir şehri olduğunu daha fazla anlayacağız. İnşaAllah gelecek bölümlerimizde İstanbul'un ne kadar mübarek bir şehir olduğunu delillerle anlatmaya devam edeceğiz. Evet, akşam 22'de canlı yayınımıza devam edeceğiz. Şimdilik hoşça kalın.