PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARA KARŞI ŞEFKATLİ TUTUMU

 

Müslümanlar için her konuda olduğu gibi Kitap Ehline karşı nasıl tutum alacakları konusunda da en güzel örnek Peygamberimiz (sav)’dir. Hz. Muhammed (sav) Yahudi ve Hristiyanlara karşı her zaman son derece adil ve merhametli davrandı. İlahi dinlerin mensuplarıyla Müslümanlar arasında sevgi ve uzlaşmaya dayalı bir ortam oluşturulmasını istedi. İslamiyet'in ilk yıllarında Mekkeli müşriklerin eziyet ve baskılarına maruz kalan Müslümanların bir kısmı, Peygamber (sav)’in övdüğüyle Etiyopya'daki Hıristiyan kral Necaşi'ye sığındı. Peygamber (sav)’in  birlikte Medine'ye göç eden müminler ise Medine'de yaşayan Yahudilerle sonradan gelecek tüm nesillere örnek olacak bir arada yaşama modeli geliştirdiler. Peygamber (sav), Evs ve Hazreç kabileleriyle yapılan Medine Antlaşması'nda:

“Beni Avf Musevileri inananlarla birlikte bir ulus oluşturdular. Musevilerin dini kendilerine, Müslümanların dini kendilerinedir” yazdırarak Müslümanların Musevilerin geleneklerine ve inanışlarına gösterdikleri şefkati ve anlayışı ortaya koydu.

Hz. Peygamber (sav) döneminde gruplar halinde elçiler ve heyetler Medine'ye ziyaretlerde bulunurlardı. Gelen heyetler, Kitap Ehli de dahil bazen 10 günden fazla da kalabiliyorlardı ki Abdurrahman bin Avf, Muire bin Şube, Ebu Eyyüb-el Ensari ve Ensardan bazı kimselerin evleri onlara tahsis edilirdi. Bunlara ek olarak Mescid-i Nebevî'nin etrafındaki ilim tahsil eden Ashab-ı Suffa'nın kaldığı yerlerle mescidin yakınlarına kurulan bir çadır gelen ziyaretçiler için hazırlanırdı. Peygamberimiz (sav)’in Yahudi ve Hristiyanları sahabenin evlerinde misafir etmelerini sağlaması hiç şüphesiz onlara karşı dostane bir yaklaşımı olduğunun delillerinden biridir. Peygamber (sav), Kitap Ehlinin ibadet özgürlüklerini de her zaman korumuştur. Bu konudaki önemli örneklerden biri, Resulullah (sav)’in Hristiyanların Mescid-i Nebevi'de ibadet etmelerine izin vermesidir.

Hristiyan Necran heyeti, bir ikindi vakti Medine'ye gelerek Mescid-i Nebevi'ye girmişlerdir. Hz. Peygamber (sav) ashabıyla henüz ikindi namazını kıldığı sırada, ibadet vakitleri gelen Hristiyanlar, doğuya yönelerek ibadet etmeye hazırlanmışlardır. Bazı sahabe, onların ibadet etmesine engel olmak istemişler fakat Hz. Peygamber (sav), onların serbest bırakılmasını ve ibadetlerini yerine getirmelerine müsaade edilmesini emretmiştir. (Taberi, İbn Kesir, Razi, Kurtubi, Al-i İmran 3/1-61)

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in, Hristiyan ve Yahudilere karşı şefkatle yaklaştığını gösteren delillerden biri de, Hristiyan olan İbn Haris bin Kab ve kavmine yazdırdığı anlaşma metnidir. Resulullah (sav) bu metinde:

“Şark'ta ve Garp'ta yaşayan tüm Hristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah'ın, Peygamberin ve tüm müminlerin himayesindedir. Hristiyanlık dini üzere yaşayanlardan hiç kimse istemeden İslam'ı kabule zorlanmayacaktır. Hristiyanlardan birisi herhangi bir cinayete veya haksızlığa maruz kalırsa, Müslümanlar ona yardım etmek zorundadırlar." yazdırmıştı.

Peygamberimiz (sav)’in Necranlılarla yaptığı sözleşmede yer alan şu maddeler de dikkat çekicidir:

“Necranlıların ve mahiyetindekilerin canları, malları, dinleri, varları ve yokları, aileleri, kiliseleri ve sahip oldukları her şey Allah'ın ve Allah'ın Peygamberinin güvencesi altına alınacaktır. Hiçbir psikopos ya da keşiş kilisesinden ya da manastırından edilmeyecektir ve hiçbir papaz papazlık hayatını terk etmeye zorlanmayacaktır. Onlara hiçbir eza ya da aşağılanma yapılmayacaktır ve toprakları ordumuz tarafından işgal edilmeyecektir. Adalet isteyen adalet bulacaktır. Ne zalim ne de zulüm bulunacaktır.”

 Hz. Muhammed (sav), Rabbimizin emrettiği ahlakın bir gereği olarak, kitap eline karşı yalnızca anlayış ve merhamet göstermekle kalmamış, İslam idaresi altındaki Musevi ve Hristiyanların korunup kollanması gerektiğini de sahabeye öğretmiştir. Bizzat Peygamber (sav) tarafından Edru, Makna, Hayber, Necran ve Akabeli Kitap Ehline verilen beratlar, Müslümanların Kitap Ehlinin can ve mal güvenliğini garanti altına aldıklarını ve onlara inanç ve ibadet özgürlüğü tanıdıklarını gösterir. Düşünce ve inanç özgürlüğünün ifadesi olan “La ikrahe fiddin-dinde zorlama yoktur,” ayetini uygulamakta olan Peygamberimiz (sav), 630 senesinde Müslüman olduklarını bildirmek üzere Medine'ye gelen Himyeri hükümdarının elçilerine ise şu talimatı vermişler:

“Bir Yahudi veya bir Hristiyan, Müslüman oldukları takdirde müminlerden olurlar. Onlarla hukuken eşittirler. Kim Yahudiliğinde veya Hristiyanlığında kalmak istiyorsa ona müdahale edilemez.” (İbn Hişam, es-Sire, II, 586)

 Tüm bunların yanı sıra Resulullah (sav)’in Kitap Ehlinin düğün yemeklerine katıldığına, cenazeleri geçerken ayağa kalktığına, hastalarını ziyaret ettiğine ve onlara ikramda bulunduğuna dair sahih rivayetler vardır. Hatta Necran Hristiyanları ziyarete geldiklerinde Hz. Muhammed (sav) onlara abasını sermiş ve oturmalarını söylemiştir. Peygamber Efendimiz (sav)’in Mısırlı bir Hristiyan olan Hz. Maria ile yapmış olduğu evlilik de bu anlayışın örneklerinden biridir. Peygamber (sav)’in vefatının ardından da Müslümanların Kitap Ehline karşı gösterdikleri güzel ahlakın temeli, Hz. Muhammed (sav)’in hayatı boyunca bu topluluklara karşı gösterdiği şefkate dayanmaktadır.


 

 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500