-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Münafık pislik kokusunu iyi alır. Pislik böceği gibi pisliği hemen anlar. En pislik kim bakar, satılmış, ahlaksızlık yapmaya müsait, aciz, kompleksli, oynak, iradesiz, havadan nem kapan tipleri tespit eder, onları “gel bize” diye çağırır. O pislik gittiğinde de müminlerde ferahlık olur. Her giden münafık, münafıklar için ise çok büyük beladır. 2, 4, 8, 16 olarak katlamalı olarak pislikleri artar, pislik yığıldıkça o pislik içinde boğulurlar.
Adnan Oktar
Münafık gittikten sonra, Müslümanların ortamı çok daha kaliteli hale gelir. Pislik koleksiyoncusu olur münafıklar. Pislikten oluşan koleksiyonlarına yeni eklemeler yaparlar. Koleksiyonlarına ruh hastalarını, pislik, çıkarcı insanları ekleyerek lağım ortamlarını daha da genişletirler. Müslümanlar bu temizliğe sevinirler ve ferahlık duyarlar. Münafıklar da o lağım ortamlarında pislik içinde yüzmeye devam ederler. Münafıklar ayrılmamış olsa ortaya çıkacak görüntü kirliliğini tahmin dahi edemeyiz. Kabus gibidir, cehennem gibidir. Onların olduğu ortamın dehşet vericiliği tahmin edilemez. Allah’ın “müminler tahirdir” demesi budur. Allah pislik, aşağılık, karaktersiz, haysiyetsiz münafıkları müminlerden temizliyor. Böylece müminleri beladan korumuş oluyor. Onların yerine çok dindar, sadık, güzel, sağlıklı, dinç, tevazulu, akıllı, çalışkan, sevgi dolu insanlar gönderir.
Adnan Oktar
Münafık kendini başı boş zanneder. Her adımının Allah’ın yaratmasıyla olduğunu anlamaz. Münafık, Müslümanların elektrik süpürgesi gibidir. Müslümanın yanında ne kadar pislik varsa süpürüp alır. Ne kadar alçak, karaktersiz, haysiyetsiz, akılsız, her şeyden şüphelenen ruh hastası varsa münafık toplar, yanına götürür. Ahmak olduğu için kendi yanına yeni pislikler gelmesine sevinir. Pislikleri toplar gider en içine oturur, “ne çok pislik var” diye de ahmakça sevinir. Tam bir lağım vidanjörü gibi çalışır, orada buradaki pislikleri toplar ve münafıklar bu vidanjörlük görevinde de çok gayretlidirler. Bu da müminler için nimettir. Pislikler temizlendikçe müminlerin yanına sürekli yeni yeni, zinde insanlar gelir. O sirkülasyon içinde mükemmel bir yapı oluşur. Her gelen daha imanlı, daha sadık, daha güçlü, daha dinç, daha güzel, daha kalitelidir. Gidenler ise hastalıklı, pis, kokuşmuştur. Dolayısıyla müminlerin sürekli nur gibi tertemiz kalmasında münafıkların pislik temizliği çok önemlidir.
Adnan Oktar
Alparslan Türkeş’i unutturmaya çalışanlara karşı, tam aksi bir tavır gösterilmesi gerekiyor. Sayın Bahçeli’nin soyadına bir Türkeş ilave ettirmesi çok güzel olur. Devlet Bahçeli Türkeş. Aslında her MHP genel başkanına Türkeş soyadı çok yakışır. Ayrıca, Sayın Bahçeli gibi MHP’nin başına geçen her değerli şahsa –Allah ömürlerini uzun etsin inşaAllah- Başbuğ lakabının verilmesi Sayın Türkeş’in de Başbuğlar Başbuğ’u olarak anılması çok muhteşem olur. Böylece Sayın Türkeş’in ismi de ruhu da kıyamete kadar etkili bir şekilde devam eder. Çünkü tanımayan bilmez, Türkeş hakikaten çok değerli bir insan. Onun verdiği eğitimin Türkiye’de bu kadar etkili olması çok büyük bir mucize. Şu an polis, özel harekat, jandarma, ordu, mit gibi yerlerde hep ülkücülük ruhu hakim. Bizim gençler de o ruhu çok seviyorlar. Ben MHP’li değilim, ülkücü de değilim. AK Partili de değilim, bütün partileri kucaklıyorum. Hem Ak Partiliyim, hem CHP’liyim, hem Saadet Partiliyim, hem Büyük Birlik Partiliyim hepsini çok seviyorum. Ama ülkücü ruhunu devam ettirmek gerek. Gençlerin çok sevdiği bir inanç ülkücülük. Her genç seve seve ülkücü olmak istiyor. Hakikaten bir kahramanlık ruhu, bir yiğitlik ruhu üzerlerinde hakim oluyor. Çok güzel bir terbiye şekli, çok güzel bir eğitim şekli, güzel bir ekol, güzel bir ideal ülkücülük. Çok daha ciddiye alınmalı ve çok daha önem verilmeli. Türkeş’in unutturulmaya çalışması riski çok çok vahim, ama biz buna asla müsaade etmeyiz zaten. Bunca emek, bunca çile bir kalemde asla silinemez. Milli görüşteki, milli duruştaki değerli, yüce bir insanın kıymetinin bilinmemesi diye bir şey olamaz. Unutturmaya çalışanlar kendileri unutulurlar. Ülkücüler Türkiye’nin bölünmesine karşı çelik mevziidir. Ülkücülerin olduğu bir yerde asla ve asla kimse Türkiye’ye oyun oynayamaz. Muhteşem bir akıl, muhteşem bir kararlılık, muhteşem bir azim, cesaret ve yücelik hakimdir ülkücülerde. Yolları çok güzel. O çoşkuyu bütün güzelliği ile yaşatmak lazım.
Adnan Oktar
Münafıkların sürekli ahlaksızlık ve pislik planlamaları, onlarda muazzam stres yapar. Vücut hücreleri o sevgisizliğe, o strese dayanamaz ve kendi kendilerini yemeye başlar. O nedenle münafıklar çok hızlı çökerler, yaşlanırlar ve kısa sürede tanınmayacak hale gelirler. Hiçbir zaman mutlu olamazlar, akıl almaz bir gerilim içinde yaşarlar, ama bir yandan da mutlu taklidi yaparlar, tiyatro oynarlar, o tiyatro da onları çok yorar ve yıpratır. Münafıklar sonunda kahırdan perişan olur ölüler. Allah ayetinde öfkenizle ölün diye bildiriyor. (Ali İmran Suresi, 119: De ki: “Kin ve öfkenizle ölün.”) Allah başka bir ayetinde de münafıklara sıkıntılı bir geçim vereceğini söylüyor. Bu durum da onları çökertir. (Taha Suresi, 124: “Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.”)
Adnan Oktar
Münafık dünyada ayrı yanar, ahirette ayrı yanar, dünyada ayrı aşağılanır, ahirette ayrı aşağılanır. Münafık yalnızlığa mahkumdur. Bütün toplum bunları dışlar, insanlar bunlardan nefret eder, çünkü küfür bile münafıkların ahlaksızlıklarını, pislik karakterlerini hemen anlar. Münafıklar Müslümanlara karşı atak yaptıkça, Müslümanların ufku genişler, mücadele azimleri ve yetenekleri, şevkleri artar, güzelleşirler, neşelenirler. Münafıkların da bir o kadar çökme hızları ve rezillikleri artar.
Adnan Oktar
Şehitlerimizin varlığı milletimiz için onurdur. Şehit vermek fütur verilecek bir konu değildir. Biz Çanakkale’de 200 bin şehit vermiş milletiz. Tek bir meydan muhaberesinde on binlerce şehit verdik. Bizim için vatan, devlet, bayrak, millet kutsaldır. Allah’a, vatana, devlete, millete söz ettirmeyiz, el uzattırmayız. Bu vatandan tek bir karış toprak, tek bir çakıl taşı vermeyiz. Kilometrelerce toprak istemeleriyle bir karış istemeleri arasında bizim için fark yoktur. Gerekirse 83 milyon şehit olur ama bu vatanı böldürmeyiz. Şehit sayısını konu edinerek Hükümeti yıpratmaya çalışmak fitnedir. Gerekirse on binlerce şehit veririz ama Türkiye’yi böldürmeyiz. “Şehit sayısı çok, bu mücadeleden vazgeçelim” diyeceğimizi sanıyorlarsa yanılıyorlar. Vatanın, bayrağın, devletin, milletin korunması için gerekirse tüm millet şehit oluruz.
Adnan Oktar
Şehitlerin arkasından ağlamak, üzülmek olmaz, Allah Kuran’da ayetlerde şehitliği hep bir müjde konusu olarak anlatıyor. (Bakara Suresi, 154: Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.) (Ali İmran Suresi, 169-170-171: Allah yolunda öldürülenleri sakın ‘ölüler’ saymayın. Hayır, onlar, Rableri Katında diridirler, rızıklanmaktadırlar. Allah’ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki, onlara hiçbir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir. Onlar, Allah’tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah’ın mü’minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.)
Adnan Oktar
Her fikre, her düşünceye saygılı olmak gerek. Hristiyana, Museviye, Aleviye, Sünniye, ateiste, eğlenen, gülene, gülmeyene, kadınlara herkese saygı göstermek gerek. İnsanlara müdahale etmek çok gereksiz, isteyen istediği gibi yaşayabilmeli.
Adnan Oktar