Denizdeki Tuz, Denizde Beslenen Canlıları Neden Etkilemiyor?

Transkripsiyon

Dünya… yüzeyinin yaklaşık yüzde yetmişi suyla kaplı. Fakat bu devasa su kütlesinin neredeyse tamamı tuzlu. Ve insanlık, giderek büyüyen bir krizle karşı karşıya: temiz içme suyu ihtiyacı... Peki insanlık, okyanusların sonsuz gibi görünen su kaynağını içme suyuna dönüştürebilir mi? Bugün bu işlem, buharlaştırma ve ters ozmoz gibi yöntemlerle gerçekleştirilebiliyor. Ancak yüksek enerji tüketimi, kimyasal kullanımı ve çevresel etkiler bu teknolojiyi tartışmalı hale getiriyor. Filtreleme sırasında birçok deniz canlısı zarar görebiliyor. Ortaya çıkan yoğun tuzlu atık ise ekosistemler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Fakat dikkat çekici bir gerçek var: Doğada bunun çözümü en başından beri yaratılmıştır. Bazı kuşlar fazla tuzu burunlarındaki özel bezlerle dışarı atar. Deniz kaplumbağaları gözyaşıyla tuz atar. Bazı memeliler ise yoğun tuz içeren idrar üretebilir. Mangrov ağaçları da adeta doğal bir arıtma tesisi gibi çalışır. Bazı türler tuzu köklerinde filtrelerken, bazıları yapraklarından kristal olarak dışarı atar. Bilim insanları bugün bu mekanizmalardan ilham alarak, doğadaki protein kanallarını taklit eden biyomimetik arıtma teknolojileri geliştiriyor. Görüldüğü gibi canlılardaki özellikler çok geniş bir alanda insanlara fayda sağlamaktadır. Allah Kuran’daki bir ayette hayvanlardaki faydalara şöyle dikkat çeker: “Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders vardır… ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var.” Müminun Suresi, 21

Kobralara Tekme Atan Sekreter Kuşu