MÜZEKKİ (Her kusur ve ayıptan, manevi kirlerden kullarını temize çıkaran, temizleyen) Kendilerini (övgüyle
sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman
ADNAN OKTAR: Tebliği Allah yapar ve kulu kullanır Allah.
Yani kul kendi aklıyla onu bulamaz. Mesela ben anlatıyorum, bunu Allah anlattırır.
“Ancak” diyor bak, “ancak samimi kullarım kurtulur.” Bu kadar.
“Ancak samimi kullarım kurtulur.”
Amr bin saddan: HALKI (ZAHİRDE) BENİM EVLADIMA DAVET ETSELER DE, BENİM EVLADIMDAN UZAK OLURLAR.
Allah kullarının yaptığı her şeyden haberdardır. Hiçbir şey Allahtan gizli kalmaz.
Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa, yani kalbinize şifa diyor Allah, ve müminler için bir hidayet
Bakıp duruyorlar sonra durumu anladıktan sonra Ahirete geldiklerini anlıyorlar.
Eyvahlar bize din günüdür anlıyorlar Ahirete geldiklerini. Bu sizin yalanladığınız ayırma günüdür.
Kendi ruhunu Kurandaki güzel ahlakla tamir eden mümin, zamanla diğer ruhlarla da dost olmayı, onlarla
Çünkü bilir ki Allahın rahmetini uman kişi, Allahın kullarına da rahmetle yaklaşmalıdır.
Ruhsal açıdan yaralanmış insanlar çoğu zaman içlerinde derin bir yalnızlık yaşarlar.
hikmet ve hayırları görmeye çalışarak, daima, kaderi yaratan sonsuz merhametli, şefkatli, adaletli, kullarını
yaşadıkları her şeyin önceden bir kitapta yazılı olarak bulunduğunu şu şekilde bildirmektedir: Yeryüzünde
güzelliği aramak ve bulunduğu ortamı güzelleştirmek Bunların hepsi aslında bir cennet arzusunun yeryüzündeki
Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun
Bu Allahın kullarına bahşettiği en büyük nimetlerden biridir.
Tevazu, insanın hem Allaha hem de kullarına karşı içtenlikle, edebini, haddini bilen bir ruh hali ile
Böyle bir kişi için her zaman kendi nefsi, benliği, istekleri ön plandadır.
Bu durumda Yüce Allah (cc) ın rahmetini ummamak, kişinin bütün bunları görmezlikten gelmesi anlamına
beğenmediği bir tavırdır: İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman