Cennette de hep onlar sultan gibidir. Cennetin en büyük nimetidir kadınlar.
Allahın aklının hakim olduğu bir yerdir cennet.
Onlar cennetten getiriliyor yine cennete götürülüyor, o kadar.
Kan revan içinde. Uzun saçlıydı. Sakalı da vardı. İsa Mesih zannettiler onu. Yuda İzaryot.
Yani mesela bu tespihin her tarafında Allahın ruhu vardır. Her yerinde. İçinde taşın.
Mesela Adn cenneti geçiyor Tevratta. İlk yaratılanların içinde.
Allah imanıyla inşaAllah cennete almıştır onu, inşaAllah şehit olmuştur.
Sevgiyi oluşturmak içindir. Burun sevgiyi oluşturmak içindir.
Allah onu bir nimet olarak yaratır.
Allah hepsine gani gani rahmet etsin. Cenab-ı Allah herkese nasip etmez.
Şehadet makamı, cennet makamına gidiştir demek yani cennetin kesinleşmesi.
Bir insanın cennete gidişinin kesinleşmesi çok büyük nimet. Öbür türlü durumu belli değil.
Allah ne diyor?
Şirk olunca Allahın hükmü imhadır, ezer Allah.
Çünkü Allahı haşa kıyamete zorluyorlar. Diyorlar ki madem haşa Allah var.
Allah müminler için dünyayı cennete çevirsin. İnsanlara hidayet versin.
Münafıkların içlerini yaksın Allah, kalplerine ızdırap versin. Allah akıllarını ellerinden alsın.
Ve acı içindeyken canlarını alsın ve cehennemine alsın Allah.
Zümer Suresi, 36; 3 ve 6 Allah, kuluna kafi değil mi? Tek de olsan Allah sana kafi.
demiyor Allah. Allah, kuluna kafi değil mi? Bir kişiye söylüyor bunu.
Allah, kimi saptırırsa Dalle yani deccaliyet içinde bırakırsa artık onun için bir yol gösterici (Mehdi
Cennete gidiyor yine Allaha inanmıyor.
ehli olmuş oldu.
Her iki tarafta da Allah korkusu, Allah sevgisi olması nedeniyledir o zaman Allah onlara bir lütuf olarak
Allah ayette, Onlar bir haber getirdiğinde inanmayın diyor Allah.
Zalimlik yapanlar var, Allah onlara söylüyor.
Allahın yarattığı bütün kullarını seviyorum.
Şehadet sevinçtir, nimettir. Allah seçtiği kullarına nimet olarak sunar. Cennet nimetidir.
Hep özlem içindeyiz Allah bizlere de nasip etsin diye.
O, zevk içinde, sefa içinde, güzellik içinde Allahın cennetinde sevinç içinde.
Cenab-ı Allah da tecelli etmeden önce bütün cenneti çok güzel bir koku sarıyor.
Mümin Cennetten Gelir, O Nedenle Ruhunda Cennete Bir Eğilim Vardır.
O tabii Allahın verdiği cennet nimetidir. Ancak yüksek müminler bunu elde edebilir.
Münafığın azgın bir niyeti nihai hedefi odur. Allahı anarak gelir. Hz.
Cennet modelinde olmamız lazım. Allah, dünyayı cennete benzetmemizi istiyor.
Allah oranın bereketini kapatıyor.
Dediğinde o zaten Allahın emri olarak görecek onu. Allah söylüyor diyecek.
Yani o kişiyi Allah olarak görecek.
Allah, O Mehdilere uyun. diyor, muhtedun diyor.
Cenab-ı Allah onu bir nimet olarak yaratıyor.
Beynin içinde doğrudan Allah tarafından birisine dinletiliyor, bir varlık dinliyor.
Dünyaya daldıkça Allah onları karartır. İçi de lağımdır yüzü de lağım olur.
Yüzeysel Gibi Görünen Şeylerin İçinde Allahın İşaretleri Vardır.
Bak, yer ve gök ehli.
Allahın birliğine, cennete cehenneme inanırlar.
Cennetin yolu Tahrandan geçse, İrandan geçse cennete gitmek istemem diyen bir adamdı, o kadar gözü dönmüştü
Kuranda Allah, mümin ve müminat kadınları eşit, erkekleri eşit görüyor Cenab-ı Allah, eşit olduğunu söylüyor
Allah bize göstermesin o dönemi inşaAllah.
Allah hepsine gani gani rahmet etsin. Allah şehadetlerini makbul etsin, kabul etsin.
Allah yaratmadı diyorsun çocuğa. İnsanlara Allah yaratmadı diyorsun.
Münafığın içinde hep bir gün gitme arzusu olur. Ama o tünelin içinde yaşar.
Çünkü Ehli Kitabın Cenab-ı Allah yemeğini yiyin diyor.
Allah diyor ki, Evlenebilirsiniz Ehli Kitaptan. diyor Yani sevgilin oluyor ömür boyu.
Kardeşim içten içe o şizofren derinlik genişliyor demektir.
Ama en yüksek şerefle Allahın Katına alınmış. Bu çok büyük bir nimet.
Hayatı, ölümü, dirimi, her şeyi Allah içindir.
Allahın onlara bir imtihanı. Önce yani hakikaten bir şey oldu zannettiler.
İlham Aliyev Hazretleri Azerbaycan için Allahtan büyük bir nimettir. Çok çok büyük bir nimettir.
Bir de ne güzel Allah bize böyle büyük bir nimeti, büyük bir eğlenceyi tek hedef haline getirmiş.
İman eden çok çok makbuldür, gerçekten iman eden dünyadaki en büyük nimet, cennet arkadaşın muhteşem.