ADNAN OKTAR: Canımın içi imanları
Mesela bombalar patlıyor, insanlar makinalı tüfeklerle taranıyor falan çok sıradan gö
” Fakat işin acayip yanı ve acı yanı da Müslümanlar da buna ikna olmuş birçoğu
Ferdi Tayfur’lar şunlar bunlar hepsi hep acının içinde, mesela Orhan Gencebay da ç
Dolayısıyla acı insanı olgunlaştırır, güzelleştirir, derinleştirir, sevgiyi çok iyi bilir
hale getirir ve tamahkar olmaz, egoist bencil olmaz acı çeken insan.
ADNAN OKTAR: Delicesine yani büyük bir şevkle, dünyadaki
Kadınların mutluluğu için gayret ederken kendi mutluluğunu sağlarsın.
, özen göstermek, iyi yetişmeleri huzurlu yaşamaları için gayret etmek yüksek bir
SORU: Kendini ağırdan alan insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Kendini ağırdan alan insanlar tabi akıllı bir insanın yapacağı bir
Aklı zayıf insanlar yapar. Onu çok iyi bir keşif gibi görüyor.
Biçimi en mükemmeldir.
Hayvanları insanlara benzettiği için onlar da tatlı şeker oluyorlar.
Ama imana dayalı olursa sevginin bir anlamı olur.
Ben çocukluğumda falan duyardım, adam “abov” falan derlerdi Kızılbaş. Hz.
Rezalete bak utanmıyor da hayasız insan. Kürt olmak şereftir, onurdur, asalettir.
Adem (as)’ın, Hz. Nuh (as)’ın evlatlarıdır.
Kalbiyle kendi kalbimizin bağlantıya geçmesi lazım.
Çünkü kalbine hitap edeceksin, kalbi ile bağlantıya geçmeden bir şey anlatamazsın
Samimiyet bir sekinet verir ve o ona da geçer hemen sakinleşir insan, rahatlar ve bağlantıyı tam
ADNAN OKTAR: Mehdi (as)’ın ömrü uzun görülüyor hadislerde
Çünkü Mehdi (as)’a bütün güçlerine abanacaklar ama köpek gibi kaçışacaklar.
Mehdi (as)’a hiçbir şey yapamayacaklar.
O dönemde peygamber vardı Hz. Adem (as).
Normal beyne sahip bir insan mutlaka Allah’a inanır.
Normal muhakeme yargıya sahip bir insan inanır. Anlaşılmayacak ne var?
Ruh sahibi derken beden gibi görünen ruhu kastediyorsun sen.
Yani insan ölmeden önce ruhu alınır mı onu diyorsun, evet.
Yani Azrail (as) tabir edilen melek, yakışıklı güzel bir delikanlı olarak gelir.
Selda İnal'ın Atatürk Konferansı İle İlgili Görüşleri SELDA İNAN
olan bir insan.
Çünkü hiçbir zaman onu tek başına bırakmayı vicdanım bana müsaade etmedi.
Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz.”