Bu sonuca varmak için sayısız deney yapılmış, ama hiç birinde istenen sonuca varılamamıştır.
bulunmuştur: Kimyasal ve moleküler evrim alanlarında, yaşamın kökeni konusunda otuz yılı aşkın bir süredir
yürütülen tüm deneyler, yaşamın kökeni sorununa cevap bulmaktansa, sorunun ne kadar büyük olduğunun
Bilimsel olarak tanımlayamayacakları bir doktrini savunmak için bir araya gelen bilim adamlarının zorlukları
Bu soru, asıl konunun sonucu olarak ortaya çıkan bir yan konudur.
ve canlılar birbirlerinden evrimleşmiş olsalar bile bu yaratılış olamaz mı şeklindeki mantık, bu soruyla
bire takı, müzik ve heykel gibi sanatsal uğraşlar da edinmişti.
Büyük zeka patlaması böylece ilk kez bundan 40.000 yıl önce gerçekleştiğinde, insanoğlu birden bire ince
CBTde konu edinilen Neandertal insanı da bu örneklerden biridir.
Ne varki evrimciler, ellerindeki tek sözde delili de harcamak istemedikleri için bu açık bulguları görmezden
formu bulunması gerektiğini yazmıştı, oysa 150 yıldır aradınız, bir tane bile yok denildiğinde, verdikleri
Doğanın da takdir edeceği gibi, bu kadar muazzam bilginin oluşturulması, daha sonra gözle görülmeyecek
protein molekülünün kuruluşunun o olağanüstü özgünlüklerine bakınca, bunu, hepsi doğru ve gerekli bir sıra
Ve bu sıralamadaki türlerin her birinin, bir sonrakinin atası olduğu izlenimini verirler.
Ve bu sıralamadaki türlerin her birinin, bir sonrakinin atası olduğu izlenimini verirler.
Spoor un vardığı sonuç, Australopithecus un dört ayaklı olduğudur.
Bugüne kadar evrimcilerin delil gibi sundukları sözde ara geçiş formlarının her birinin geçersizliği
(Bu örnek, ünlü İngiliz matematikçi ve astronom Sir Fred Hoyleun, 12 Kasım 1981 de Nature dergisine verdiği
Hatta, uzaydan dahi istediklerini getirtip bu varile koyabilsinler.
Çünkü ne yukarıda bazı davranış örneklerini verdiğimiz kunduzları, penguenleri veya arıları, ne de karınca
örümcek, termit gibi böceklerin insanlar gibi akıl ürünü işler yapmaları evrim açısından çok büyük bir sorundur
şöyle itiraf eder: Fiziksel anlamda, insanın evrimi hakkındaki herhangi bir teorinin, güçlü çeneleri ve iri
, bilgi, yetenek ve teknoloji sahibi insanlar tarafından bir plan ve tasarıma uyularak yapıldığı takdirde
bulgular, evrim teorisini kanıtlamamıştır, aksine Yaratılış gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermiştir
Bu sorunun cevabı, Darwin in evrim teorisi bilim dünyasına hakim olmadan önce verilmiştir.
Nitekim Hürriyet gazetesinin söz konusu haberinde içaçıcı olmayan sonuçlar olarak verdiği anket sonuçlarında
Sayın Demirsoy un verdiği bilgilerde ise bazı yanılgılar ve açıklanması gereken noktalar bulunmaktadır
Sayın Demirsoy un verdiği bilgilerde ise bazı yanılgılar ve açıklanması gereken noktalar bulunmaktadır
Bu durumda akıl ve mantık sahibi her insan şöyle bir soru soracaktır: Eğer canlılar, davranışlarının
İddiaya göre, suya dökülen zeytinyağının bir süre sonra küçük kürecikler halinde ayrışması gibi ilkel
Biyoloji hakkında hiçbir bilgisi olmayanların kafasında belki soru işareti bırakabilecek bu görsel senaryonun
Buna rağmen yazıda tek bir cümleyle, sanki bu moleküller zaten kendiliğinden var olmuş, bunun yanı sıra
karıştırıcı olayı, Mezozoik Çağı nın, yani sürüngenler devrinin, memeliler devrine aniden değişmesi dir
paleoantropolog Elwyn Simons bu konuda şöyle der: Son bulgulara rağmen, primatların kökeninin yeri ve zamanı sır
Bilim ve Ütopya daki makalede de olduğu gibi bilmiyoruz, belki gelecekte bir gün anlarız cevabını verirler
bilinçli olarak kovalar, avı yön değiştirdiğinde o da onun ardından yön değiştirir, bu takibi uzun süre
(Hud Suresi, 56) İşte Kuran da açıklanan bu sır, canlılardaki gizemli bilincin kaynağıdır.
sorusuna evrimcilerin doğru yanıtı verdikleri konusunda yanılmaktadırlar Yazıda çeşitli sorular sorulmuş
Yani bu soruların doğru cevaplarını evrim teorisinden almayı beklemeyiz.
Bu sorunun cevabı, çok açık olarak üstün bir Yaratıcının varlığını göstermektedir.
en fazla 130 cm.) ve aynı günümüz maymunlarındaki gibi erkek Australopithecus dişisinden çok daha iridir
St W573 . incelemeye yetkili tek kadın araştırmacının vardığı sonuçlar, insanın atalarıyla ilgili güncel
Çünkü, bu bilim adamlarının verdikleri bilgiye göre Milenyum adamı dik yürüyebilmekte, çene ve diş yapısı
tüylerinin olması, evrimcileri heyecanlandırmış olacak ki, hemen bunun kuşların atası olduğunu ileri sürmüşlerdir
Bu iddialardan birinin sahibi olan Yale Üniversitesi Jeoloji Kürsüsü profesörü John Ostrom, kendi iddiasının
, New Scientist , 1 Tubat 1997, s.28) Ne varki, bazı evrim propagandacıları bu hayali varsayımları bilimsel
çıkarcı ve sadece kendisini çoğaltarak varlığını korumaya çalışan genlerden ibaret olduğunu ileri sürmüştür
(Stephen Jay Gould, Ever Since Darwin, s. 223) Böyle bir zihniyetle yetişen veya çeşitli yayın organlarında
Ancak, Allahın kendisine verdiği ruhu taşıdığını bilen, akıl ve vicdan sahibi insan her türlü durumda