-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Peygamberimiz döneminde münafıklar çıkar umuduyla Resulullah’ın yanına gelip kahpece faaliyet yapıyor, herkesin görmediğini anlamadığını sanıyorlardı. 20 yıl, 175 bin 200 saat boyunca İslam için hizmet ediyorlardı. Bir çok kabileden çok sayıda insan getiriyor, evini, atını, parasını, malını veriyorlardı. Peygamberimiz’i ve Müslümanları sürekli zenginleştiriyorlardı. Bunların karşılığında da çok büyük menfaat bekliyorlardı. “Peygamber vefat edecek her şey kendilerine kalacak” sanıyorlardı. Ama baktılar ki asıl kendileri çöküyorlar, her şeyleri bitmiş duruma geliyorlar. Peygamber ise her geçen gün daha da dinçleşiyor, güçleniyor. O zaman “biz ayrılalım” dediler. Ama tüm malını, mülkünü, ömrünü İslam için verdikten sonra, yaşlanıp çöküp tirit olduktan sonra defolup gidiyor. İşte bu, tarih boyunca tüm münafıkların enayiliğidir.
Adnan Oktar
Bar ortamı estetik olarak güzel bir ortam. Evlerde dekorasyon olarak da güzel, Casablanca gibi filmlerdeki ortam da güzel. Alkol, uyuşturucu vs olmayan bir ortam olduğunda hiçbir mahsuru yok. Bara gelen sıhhat bulup gitmeli, ama hepsinden önce bu mekanlarda kadınlara sevgi, saygı ve hürmetin en yüksek düzeyde olması lazım. Yüzlerce çeşit içecek türü olabilir, bol proteinli üzüm suyu, portakal suyu, ananas suyu, akla hayale gelmeyecek her meyvenin suyu olabilir, içlerine süt karıştırılabilir. Proteini ve minerali yükseltilmiş içecekler olabilir. Çok güzel pratik yiyecekler olabilir. Müzik ve vale sisteminin de mükemmel olması sağlandıktan sonra, barlarda gençler çok güzel eğlenip mutlu olurlar.
Adnan Oktar
Türkiye’nin solu gerici soldur, çok gerici bir kafaya sahiptir. Stalin Devri’nin soludur. Dolayısıyla hepsi olmasa da büyük bir bölümü; bağnaz, tutucu ve gelenekçidir. Çok katıdırlar. Kılık kıyafeti bile, Stalin bıyığı. Stalin tarzında konuşuyor. Stalin’in kültüründe kalmışlar, 2017’lerin insanı değil. Adam 1920’ler, 1930’ların kafasında. Geliştirememiş kendisini. Onun için kadınlara karşı da katıdır. Mesela; solcu kadınlarına bakın erkek gibidirler. Makyaj yapmazlar, askeri kıyafetler giyerler. Hepsi olmasa da birçoğu bakımsızdır. Kötü bir görünüm vardır. Serttirler, sevgisizdirler. Gelenekçi Ortodoks kesimde de yine öyle kadınların bir çoğu bakımsız, çoğunlukla güzel bir koku hissedemezsin. Güzel bir bakım hissedemezsin. Hepsi için demiyorum, bir kısmı için diyorum çünkü çok iyi olan, çok değerli olan insanlar da var. Ama kadın karşıtlığı onlarda da çok şiddetlidir. Onlar zaten kendileri savunuyorlar kadınların akılsız olduğunu, yarım akıllı olduğunu, sopa yemesi gerektiğini erkeklerden daha kapsamlı anlatıyorlar. Kadının dediğinin tersinin yapılması gerektiğini su gibi ezberlemiş onlar. Kadınlara ait hükümler diye o konuda alim olmuş kadınlar var. Kendi kendine hakaret ediyor ve bunu takva adına yapıyor, Allah'ın hükmü bu, zaten böyle olması lazım diyor. Bundan sonra bu münasebetsizliğe yol vermeyeceğimizi biz gösterttikten sonra Türk gençliğinde muazzam bir uyanma oldu. Bakın 150.000'in üstünde insanla görüştük. Hepsinin pozitif, son derece hür, aydın, Kuran Müslümanı olduğu, aklı başında, şefkatli ve merhametli olduğu, yardımsever, nezih, savaşlara karşı, kan dökülmesinden nefret eden, dostluk ve sevgiden çok zevk alan, sanatı, estetiği, bilimi coşkuyla savunan, demokrat, hür düşünceyi savunan, cumhuriyetçi akla sahip kaliteli gençler olduğunu, kadın özgürlüğünü savunduklarını görüyoruz. Dolayısıyla yaptığımız ilmi mücadele elhamdülillah meyvelerini verdi ve vermeye devam ediyor meyvelerini.
Adnan Oktar
Türkiye’nin Suriye politikasının Suriye devletinin ve topraklarının bütünlüğünün korunmasından yana olması gerekir. Suriye’deki devletin tanınmasına ve bu devletle birlikte, Rusya, İran, Türkiye ittifak ederek ortak hareket etmeye ihtiyaç var yoksa PKK legal hale gelir. Suriye Hükümeti toplanacak, Devletin Başı yani Esad Meclisi toplayacak, “gelin bana yardım edin” diyecek. Rusya, İran ve Türkiye ortak yardım edecekler. O zaman PKK’nın Suriye’yi bölme planı tamamen ortadan kalkar. Suriye Devletinin talebiyle de bu gerçekleştiği için BM, ABD vs kimse itiraz edemez. Eğer Türkiye, Suriye Devleti’yle böyle bir ittifak içine girmezse bölgede –Allah korusun- Komünist PKK devleti kurulmasına istemeye istemeye yardımcı olmuş olur. Bu ihtimalin tamamen ortadan kalkması için Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması bu korunmanın sağlanması için de Suriye Devletiyle bağlantı kurulması şarttır. Bu konuda Rusya, Türkiye’ye aracı olabilir. İran, Türkiye, Rusya ve Suriye yönetimleri bir araya gelir ortak karar alır. Suriye devletiyle bu konuda iş birliği yapmak vicdani olarak da siyasi olarak da doğru karardır. Hükümetimiz bu konuda cesur olsun çekinmesin. Suriye’nin cinayet işlediği doğru, bir zulüm olduğu doğru, ancak bu görüşme yapılması için bir engel değil. ABD, Rusya, İngiltere, Suudi Arabistan, Irak vs her ülkenin işlediği cinayetler var. Bu mantıkla yaklaşırsa Türkiye kimse ile diyalog kuramaz. Akılcı davranıp -PKK’nın bölgeden tamamen kazınması için- Suriye, Rusya, İran ve Türkiye’nin işbirliği yapmasını desteklemek gerekir.
Adnan Oktar
Samimiyetin istikrarlı ve kararlı olması lazım. Düşünürken dürüst olmak önemlidir. Samimi insan hep Allah’ın lehinde düşünür. Allah bazen insanın karşısına özel olarak, Allah’a eleştirel gözle bakan kişiler çıkarır. Bu özel bir denemedir. Onu görünce “aa ben de eleştirel bakayım” deyip hatanın içine düşüyorlar. İnsanın sağlıklı ve dürüst düşünebilmesi için, dünyaya dair bilgisini sık sık gözden geçirmesi gerekir. Gözsüz gören var. Sırf bu konuyu düşünmek Allah’ın varlığını anlamak için yeterlidir. İnsanın gördüğünün idrakında olması muazzam bir şey. Birinin sesi duyması, birinin dokunmayı hissetmesi, birinin kokuyu alması, birinin yemeğin tadını alması Allah’ın varlığı dışında açıklanabilecek bir konu değil. 5 duyu başlı başına Allah’ın varlığının delilidir. Ama Allah imtihan için kuşkular da oluşturur. Mesela çocuk ölümleri olur ya da kendi başına gelen hastalıklar, sıkıntılar olur. Allah hem varlığının delillerini çok güçlü yaratır hem de kuşkuya düşmenin delillerini verir. Dikkatli bakan, kuşkuya düşülecek şeylerin özel yaratıldığını anlar. Samimiyetten uzaklaşmamak için, Allah’ın varlığının delilleri ısrarla unutmamak, çok tekrar yapmak gerekir. Allah “Beni çok zikredin” diyor, çokça zikretmekte bu sır saklıdır. Çokça zikir bir kelimeyi sürekli tekrar etmek değildir. Allah’ın varlığını, varlığının delillerini şuurlu olarak, tekrar tekrar aklından geçirmektir.
Adnan Oktar
Özellikle Ortadoğu ülkelerinde ve dünyanın bir çok yerinde kadına çok yanlış ve garip bir bakış açısı var. “Kadını bir şekilde tuzağa düşürürsün, eve götürür, namusunu lekelersin, ondan sonra da gıcık olur evine gönderirsin” anlayışı yaygın. Sonra yine canın isterse yine çağırırsın gelmezse ölümle tehdit edersin, dövmekle tehdit edersin diye çarpık bir mantıkları var. Bu çok büyük bir vicdansızlık ve zulüm. Kadın Allah’ın yarattığı en güzel, en kutsal varlıktır. Ve kadın aklıyla tutkusuyla imanıyla güzeldir. Kadını korkutuyorsun, aşağılıyorsun, merhametsizlikle yaklaşıyorsun, küçük düşürmek istiyorsun ondan sonra da kadından şikayet ediyorsun. Kadınların önce ahiretini korumak gerekir. Kadını 20-30 yıllığına değil sonsuza kadar seveceksin. Sonsuza kadar seveceğine göre önce imanına özen göstermen, cennete gitmesine gayret etmen gerekir. Onurlu, namuslu, şerefli yaşamasını sağlayacaksın. Kadının onurunu namusunu elinden alırsan saygı duymazsan hiçbir anlamı kalmaz. Kadının saygı duyulması gereken mübarek bir varlık olduğunu bilecek ve ona göre davranacaksın. O zaman kadının güzelliğini Allah sana açar.
Adnan Oktar
Bazıları monoton hayat istiyor. Gençler neşeli olsun, hayat dolu olsun istemiyor. Neşeden, sevinçten hoşlanmıyor. Hayatı grileştirmek, ölü hale getirmek, çekilmez hale getirmek istiyorlar. Bunlar sanata, kadın hürriyetine, özgürlüğe, sevecenliğe, dostluğa, arkadaşlığa her şeye karşılar. Herkes kendileri gibi olsun istiyorlar. Güleni azarladığı eğleneni mutsuz ettiği bir hayattan yanalar. Kendileri mutsuz oldukları için insanları da kendileri gibi yapmak istiyorlar. Tek kelime sevgiden, dostluktan, neşeden, sanattan bahsetmiyorlar. Dostluğu, arkadaşlığı bilmedikleri için herkese karşı oluyorlar. Böyle kişiler Ak Parti’yi de baskıcı, yasakçı, özgürlük karşıtı bir parti gibi göstermek istiyor, Ak Parti ve Tayyip Hocam’a da tuzak kuruyorlar. Tayyip Hocam özgürlük isteyen, gençlerin neşesinden yana olan, modern dindardır. Ama bu kişiler Ak Parti’yi güzelliğe, neşeye, sanata, bilime karşı gibi gösteriyorlar ve bu yüzden sahil kesimlerinde Ak Parti’nin oy kaybetmesine sebep oluyorlar.
Adnan Oktar
Müzik, eğlence, dekolte, sanat karşıtlığı özellikle sahil kesimlerinin Ak Parti’den uzaklaşmasına sebep oluyor. Tayyip Hocam moderndir, Başbakanımız modern ve aydındır. Ak Parti insanların yaşam tarzlarına saygılıdır, ama bazı çevrelerin üslupları Ak Parti aleyhine oluyor. Bunu insanları Ak Parti’den uzaklaştırmak için özel olarak yapıyor olabilirler. Müzik, dans, kadın özgürlüğü, fikir özgürlüğü, neşe, sanat, bilim Kuran ahlakına göre helaldir. Allah insanların özgür yaşamasını ister.
Adnan Oktar
İngiliz derin devleti bir ülkeyi yıkmak ya da parçalamak istediğinde önce o ülkede sanatın, bilimin, kültürün olmadığı, zevksiz, kirli, kavgacı, sevgiyi ve nezaketi bilmeyen insanlardan oluşan bir ortam meydana getiriyor. O zaman bu ülkeleri yıkmak çok kolay oluyor. “Bakın İslam’ı yaşayan bu ülkeler böyle bir felaketin içine sürükleniyor, bu ülkeleri yıkıp yeniden kuralım” diyorlar. Suriye’de ve Irak’ta hep aynı taktiği uyguladılar. Şimdi de Türkiye’ye aynı şeyi uygulamak istiyorlar. Sanatın, güzelliğin, kadın özgürlüğünün, neşenin, bilimin olmadığı, insanların yaşama sevincinin kalmadığı, içine kapalı bir ülke oluşturmak istiyorlar. Biz buna ilimle irfanla müsaade etmedik ve etmeyeceğiz. Kuran’ın aydınlık, modern, kaliteli, nezih, sevgi ve hayat dolu ruhunu yaşantımızla gösteriyoruz ve tüm Türkiye’ye, dünyaya bu güzel Kuran ahlakının hakim olmasını istiyoruz.
Adnan Oktar
Lideri yalnızlaştırmak taktiği Osmanlı’dan bu yana gelen çirkin bir oyundur. Aynı oyunu bir süredir Tayyip Hocam’a karşı da uygulamak istiyorlar. Tayyip Hocam’ı ve Hükümeti, içeride ve dışarıda en etkili olarak savunanları bir şekilde engellemeye çalışıyorlar. Aynı yöntem Abdülhamit’e, Abdülaziz’e, Menderes’e de uygulanmıştı. Şimdi de “Bakın Erdoğan’ı savunan hiç kimse güvencede değil, siz de dikkatli olun” imajı vermek istiyorlar. Diğer yandan da Tayyip Hocam’ı herkesi gözaltına aldıran, haşa hak hukuk tanımayan, katı biri gibi göstermeyi hedefliyorlar. Bu, İngiliz derin devletininin ve piyonlarının en ana yöntemi. Özellikle son dönemlerde bu oyunu organize eden özel bir yapı olduğu görülüyor. Bunların ortak özelliği İngiliz derin devletine yancı olmaları, özenti karakterine sahip olmaları, halkın değerlerini beğenmemeleri ve halka tepeden bakmaları, tüm bunlara rağmen halk adına ortaya çıktıklarını iddia etmeleri. Bunların tüm oyunlarını milletçe görüyoruz ve hiçbir zaman amaçlarına ulaşmalarına kanunla hukukla izin vermeyiz. Tayyip Hocam’ın yanındayız, asla yalnız bırakmayız.
Adnan Oktar
Cumhuriyetin ilk yıllarından beri devam eden ve çoğu zaman açıkça ifade edilmeyen bir “halkı ikiye bölme” hareketi vardır. Bir tarafta Atatürkçü, aydın, resmi, müziği, dansı, heykeli, sanatı seven, hayat dolu bir kesim. Diğer tarafta Atatürk’ten hoşlanmayan, içine kapalı, müzikten resimden sanattan da haz etmeyen, eğlenceye neşeye karşı bir kesim. Bu Türkiye’de eskiden beri devam eden, adı konulmamış bir ayrışmadır ve iki taraf da bir şekilde birbirine öfke duyar ve uzlaşamaz. Genellikle darbelerde de bu ayrışma bahane gösterilir. 60’da, 71’de, 80’de hep böyle olmuştur. Darbelerin anatomisi incelendiğinde bu durum açıkça görülür. İşte biz bu uzlaşmazlığı ortadan kaldıran bir anlayışa sahip olduğumuz için hedef oluyoruz. Biz anlatımlarımızla hem iki kesimin birbirine öfkesini ortadan kaldırıyoruz, hem de bu iki kesimin hayatlarının birbiriyle uzlaşmasını sağlıyoruz. Atatürkçü aydın kültürlü bilgili resimden sanattan hoşlanan kesimle dindarlar arasında bir mesafe olmasına gerek olmadığını gösteriyoruz. Aydın, modern, neşeli, hayat dolu, sanatı müziği güzelliği seven, kaliteye önem veren, Kuran’a sadık, Kuran’a mutabık sünneti uygulayan bir arkadaş topluluğu olarak varlığımızla çok önemli bir fitneyi izale ediyoruz. Hem iki kesim arasında uzlaşma sağlıyoruz hem de iki kesimin birbirine olan öfkesinin yersiz olduğunu gösteriyoruz. Böylece milletin ve vatanın birliğine yönelik çok önemli bir hizmet veriyoruz. Çoğu kişi bunun farkında değil ama İngiliz derin devleti farkında ve bu yüzden var gücüyle bizim üzerimize geliyor.
Adnan Oktar