Allah insana Katından sayısız nimetler verir, ona nasıl davranması gerektiğini bildirir ve onun bu nimetler
(Nahl Suresi, 18) ayetinde bildirildiği gibi, Allahın nimetlerini tek tek sayabilmek değil, nimetleri
Allahı anmasında, tefekküründe eksiklik olan kimseler gaflet içinde oldukları için, bu nimetlerin değerini
Allah bir ayetinde birçok insanın içinde bulunduğu bu amaçsızlığa şöyle dikkat çekmektedir: Onları bırak
Allah Kuranda insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım.
Bu dünyada yaşadığı hayatın amacı ise, gerçek hayatında Allahın hoşnut olduğu ve cennetinde ağırladığı
Şeytan ise insanların Allaha yakınlaşmalarını, Allahın dinini şevkli ve kararlı bir biçimde yaşamalarını
Zira Allah ayetinde müminlere, ... Allahın rahmetinden umut kesmeyin.
kazanır, hem de Allahın bir nimeti olarak dünyada da sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürer.
ADNAN OKTAR: Yok yakışıklım, öyle bir imkanları olmaz, o Allah'ın
O halde insanın Allahın bu emrine uyarak, -Allah rızası için- şeytanı etkisiz hale getirmeyi kendisi
Ancak Allah, insanın şeytanın şerrinden kurtulmasını da çok kolay kılmıştır.
Allahın şeytanı, ancak inkar edenler için bir saptırıcı olarak yarattığını; Allahı seven, Allahın beğendiği
Allah tüm varlıkları yaratan tek ve mutlak güçtür.
Allaha iman eden insanlar üzerinde şeytanın hileli düzeninin etkisi yoktur.
Allaha sığınıp, Ona yönelerek bunlara uymaz: (Allahtan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde
ADNAN OKTAR: Hafif etkisi aslında, bir iç telkin şeklinde.
İç telkin ama sessiz bir telkin. O duyulacak bir ses değil. Ona uyarsa vicdansızlık yapmış olur.
Allah insanların içine düştükleri bu durumu Kuranda şöyle bildirmektedir: ...
Oysa Allah, rahmeti ve şefkati ile insanlar için dünyada birçok nimet yaratmıştır.
Akıl ve vicdan sahibi müminler bunları hemen fark edip, nimetlerin sevinci ile Allaha şükrederler.
Bu sistem, bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan diğeri olamaz.
Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allahın izniyle kuş
(Allah) Dedi ki: Onu at, ey Musa.