logo HARUN YAHYA

Renk nedir? Nasıl oluşur?

Renk Nedir? Nasıl Oluşur?

Bazı detaylar insan hafızasında önemli yer tutarlar ve hiç değişmezler. Örneğin en tanıdık cisimler olan ağaçlardan başlayalım. Ağaçların rengi hep yeşil ve tonlarıdır. Sonbahar gelince bu renklerin değiştiği herkes tarafından bilinir. Gökyüzünün rengi de ya mavinin ya da grinin tonlarındadır.

Meyvelerin renkleri de hiç değişmez, örneğin kayısının rengiyle, kirazın rengi hep bellidir, tanıdıktır. Kısacası ışık altında bulunan her canlının, her cismin bir rengi vardır. Etrafınızdaki şeylere dikkatli bir şekilde bakın. Neler görüyorsunuz? Masa, sandalyeler, pencerenizden gözüken ağaçlar, gökyüzü, evinizin duvarları, çevrenizdeki insanların yüzleri, yediğiniz meyveler, şu anda okuduğunuz kitap. . . Bunların hepsi ayrı birer renge sahiptir. Bütün bu renklerin neye göre belirlendiğini, nasıl düzenlendiğini ve nasıl oluştuğunu hiç düşünmüş müydünüz?

Manzara

Canlı yaşamında son derece önemli bir rolü olan renklerin oluşması için neler gereklidir genel olarak inceleyelim. (Bu maddeler daha sonra detaylı olarak ele alınacaktır. ) Tek bir rengin, örneğin sadece kırmızının ya da sadece yeşilin oluşması için aşağıda maddelendirilmiş olan işlemlerin her birinin bu sıralamaya göre gerçekleşmesi gerekmektedir.

1-Rengin oluşması için gerekli olan ilk koşul ışığın varlığıdır. Bu nedenle öncelikle Güneş’ten gelen ışınların nasıl bir özelliğe sahip olması gerektiğini inceleyerek başlamakta fayda vardır. Renklerin oluşabilmesi için Güneş’ten yeryüzüne gelen ışığın, renkleri meydana getirebilecek şekilde, belirli bir dalga boyuna sahip olması gerekmektedir. Güneş’in yaydığı bütün ışınların içinden sadece "görünür ışık" olarak adlandırılan bu ışığın yeryüzüne gelme ihtimali 1025'te bir ihtimaldir. Bu inanılması güç ihtimal gerçekleşir ve renklerin oluşması için gerekli olan ışınlar Güneş’ten Dünya’ya ulaşır.

2-Güneş’ten gelip uzaya yayılan ışık gerçekte göze zarar verecek özelliklere sahiptir. Bu yüzden Dünya’ya ulaşan ışığın gözün rahatlıkla algılayabileceği ve zarar vermeyeceği duruma gelmesi gereklidir. Bunun için ışınların bir süzgeçten geçmesi gereklidir. Bu dev süzgeç Dünya’yı çevreleyen "atmosfer"dir.

3-Atmosferden geçen ışık yeryüzüne dağılır ve rastladığı maddelerin hepsine çarparak yansır. Işığın çarptığı maddelerin, ışığı yutmayıp yansıtacak özelliklerde olması gereklidir. Görüldüğü gibi maddelerin yapısal özelliğinin de yeryüzüne ulaşan bu ışıkla renkleri oluşturacak şekilde uyumlu olması gereklidir. Bu şart da gerçekleşir ve Güneş’ten gelen ışığın çarptığı maddelerden kolaylıkla yeni bir ışık dalgası yayılır.

Manzara

İnsan yaşamında renklerin varlığının önemi tartışılmazdır. Çünkü her cisim rengiyle birlikte anlam kazanır. Resimde görmüş olduğunuz renklerin (siyah ve beyaz da dahil olmak üzere) hiçbirinin olmadığını düşünün. Elbette ki bu resimdeki cisimlerden hiçbirini göremezdiniz. Bu cisimlerde var olan çok sayıdaki rengin tek bir tanesinin oluşması için bile çok fazla şartın aynı anda ortaya çıkması gereklidir. Allah renklerin ortaya çıkmasını çok detaylı bir sistemin varlığına bağlamıştır.

4-Renklerin oluşumundaki diğer bir aşama da ışık dalgalarını algılayabilecek bir algılayıcıya, yani göze ihtiyaç olmasıdır. Işık dalgalarının görme organlarıyla da uyum içinde olması zorunludur.

5-Güneş’ten gelen ışınlar gözümüzün tabakalarından geçip retina bölgesinde elektrik sinyaline dönüştürülmelidir. Daha sonra bu elektrik sinyalleri insan beyninde görüntüyü algılamakla sorumlu olan görüntü merkezine ulaştırılmalıdır.

6-Bizim herhangi bir rengi gördüğümüzü ifade edebilmemiz için gerçekleşmesi gereken son bir aşama daha vardır. Renklerin oluşmasındaki son aşama görme merkezine gelen elektrik sinyallerinin, burada bulunan sinir hücreleri tarafından "renk" olarak algılanabilmesidir.

Görüldüğü gibi tek bir rengin oluşması için oldukça detaylı ve birbirine bağlı bir sıralama izleyen işlemler gereklidir.

Renkle ilgili olarak edinilen tüm bilgiler rengin meydana gelmesi sırasında oluşan her işlemin çok hassas dengeler üzerine kurulmuş olduğunu gösterir. Bu hassas dengeler olmadığı takdirde renkli bir dünya yerine bulanık ve karanlık bir dünya içinde kalmamız hatta görme yeteneğimizi kaybetmemiz kaçınılmazdır. Yukarıda sayılan maddelerden sadece retina bölgesindeki elektrik sinyallerini algılayacak olan hücrelerin bulunmadığını düşünelim. Ne gelen güneş ışığının yeterli özelliklere sahip olması, ne gözün diğer parçalarının tam olması, ne de atmosferin varlığı yeterli olmayacaktır.

Yeryüzü

Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı?
Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok. . .
(Kaf Suresi, 6)

Görme İşleminde Retinanın Rolü

Retinayı daha yakından inceleyerek biraz daha detaya inelim. Retinada görev alan "rodopsin" adlı pigment maddesinin olmadığını varsayalım. Rodopsin yoğun ışıkta özelliğini yitiren, karanlıkta tekrar oluşan bir maddedir. Gözde yeteri kadar rodopsin oluşana kadar göz karanlıkta net göremez. Rodopsinin özelliği ışıktan alınan verimin yükseltilmesidir. Bu madde tam gerektiği anda ihtiyaç duyduğu kadar üretilir. Rodopsin dengesi kurulduğunda ise şekiller belirginleşmeye başlar. Görme işleminde son derece önemli bir madde olan rodopsin olmasaydı ne olurdu? Bu durumda insan yalnızca aydınlıkta gören bir canlı olurdu. 2 Görüldüğü gibi gözde en ince detayına kadar düşünülmüş kusursuz bir sistem vardır.

Peki bizi karanlıklardan kurtarıp, bize renkli bir dünya sunan bu sistem kimin eseridir?

Göz

Retina tabakasının genel yapısı ve rodopsin maddesi.

1. Çomak
2. Iki Kutuplu Hücre
3. Ganglion Hücresi
4. Koni
5. Retina Yüzeyi
6. Iris

7. Ön Boşluk
8. Kornea
9. Korneadaki Ilk Odaklama
10. Göz Bebeği
11. Lens
12. Camsı Bölme

13. Lens Tarafından Düzenlenen Merkez
14. Göz Çukurundaki Görüntü
15. Optik Sinir
16. Kör Nokta
17. Retina
18-19. Göz Akı

Buraya kadar sıraladığımız her aşama bir akıl, irade ve güç gerektiren işlemlerdir. Böyle bir sıralamanın ve uyumun tesadüfen oluşma ihtimalinin olmadığı ise çok açık bir gerçektir. Böyle bir sistemin zaman içinde oluşması da imkansızdır. Bu işlemlerin tesadüfen oluşması için milyonlarca hatta milyarlarca yıl beklense de sonuç hiçbir şekilde değişmeyecektir. Bekleyerek ya da tesadüflerle renkli bir dünyayı oluşturacak sistemler asla oluşamaz. Bu mükemmel sistem ancak özel bir tasarımın sonucunda ortaya çıkabilir ki bunun anlamı da yaratılmış olduğudur. Allah bütün evreni kaplayan sonsuz bir gücün ve aklın sahibidir. Evrendeki düzenin tümünde Allah'ın benzersiz yaratma sanatının örnekleri vardır. Renklerin oluşumundaki eşsiz sanat da Allah'ın benzersiz yaratmasıyla ortaya çıkmıştır. Allah her şeye güç yetirendir.

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Dipnotlar

2. Jillyn Smith, Sense and Sensebilities, Willey Science Edition, s.60-61

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, dünyadaki renklerin algılanması için gereken ışık, atmosfer, göz yapısı ve beyindeki sinirsel süreçlerin birbirine nasıl kusursuz bir uyumla bağlandığını incelemektedir. Tek bir rengin bile algılanabilmesi için gereken bu çok aşamalı düzenin tesadüfen oluşmasının imkansızlığı vurgulanmaktadır. Bölüm, bu karmaşık sistemin Allah'ın benzersiz yaratma sanatının bir sonucu olduğunu gözler önüne sermektedir.

Önemli Noktalar

  • Renklerin oluşumu Güneş ışığının özel dalga boyu, atmosferin süzme işlevi ve gözün biyolojik yapısı gibi birbirine bağlı hassas dengelere dayanır.
  • Retinada bulunan rodopsin maddesi gibi detaylar, görme işleminin ne kadar kompleks ve kusursuz bir tasarım ürünü olduğunu ispatlar.
  • Böylesine mükemmel ve ardışık bir sistem, tesadüflerle değil, ancak Allah'ın üstün bir yaratma sanatıyla var olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

Renklerin oluşumu için güneş ışığının hangi özelliğe sahip olması gerekir?

Renklerin oluşabilmesi için Güneşten gelen ışığın, renkleri meydana getirebilecek şekilde belirli bir dalga boyuna sahip olması zorunludur. Görünür ışık olarak adlandırılan bu özel ışınların Dünya'ya ulaşması, son derece hassas ve düşük ihtimalli bir dengenin sonucudur.

Gözdeki rodopsin maddesinin görme işlemindeki rolü nedir?

Rodopsin, ışığın görme organında verimli bir şekilde algılanmasını sağlayan hayati bir pigmenttir. Bu madde sayesinde insan gözü farklı ışık yoğunluklarında, özellikle düşük ışıkta dahi görme yeteneğini koruyabilmekte ve karanlıkta net bir görüntü elde edebilmektedir.

Renklerin algılanmasında atmosferin işlevi nedir?

Atmosfer, Güneş'ten gelen ve doğrudan göze zarar verebilecek nitelikteki yoğun ışınları süzerek, onları gözün güvenle algılayabileceği ve işleyebileceği bir forma dönüştürür. Bu süzme işlemi olmaksızın renkli bir dünyayı algılamak imkansız hale gelir.

Tesadüf iddiaları renklerin oluşumunu neden açıklayamaz?

Renk algısı, ışığın fiziksel özelliklerinden başlayıp retina ve beyindeki sinirsel süreçlere kadar uzanan çok detaylı ve ardışık bir sistem gerektirir. Bu kadar hassas ve birbirine bağlı aşamaların zamanla veya tesadüfen meydana gelmesi mümkün değildir, bu ancak özel bir tasarımın eseridir.