logo HARUN YAHYA

Giriş

Giriş

Güçlü Osmanlı idaresi altındayken bile üzerinde planların ve iç karışıklıkların eksik olmadığı Ortadoğu her zaman gözde bir coğrafya olmuştur. Aslında bu coğrafya doğru bir tanımla "doğu"dur. Onu Ortadoğu haline getiren ise deniz ticaret yollarıdır. Bu değerli denizler, Ortadoğu'yu bildiğimiz doğudan ayırmış ve paha biçilmez hale getirmiştir. Ortadoğu'nun petrolü, doğalgazı ve diğer zenginlikleri bu ticaret yolları ile Batı'ya ulaşmış, Batı'nın ticari malları ve silahları da yine bu limanlara uğramıştır. Değerli olan bu coğrafya üzerinde elbette ki kavga da çok olmuştur. Osmanlı'nın hakimiyeti bu kavgaları dizginlerken, kavgaları tetikleyen ise Osmanlı'nın yok oluşu olmuştur. Ortadoğu, Osmanlı hakimiyetinin sürdüğü zamanlarda bile Batılı güçler tarafından gizli anlaşmalarla paylaşılmış, üzerinde menfaat planları yapılmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında, henüz savaş bitmeden itilaf devletleri kendi aralarında Ortadoğu'ya sınır çizecek ve sınırları hakimiyet altına alacak kadar ileri gidebilmişlerdir. Ortadoğu parçalanırken yeni oluşan ülkelerin sınırları cetvelle çizilmiş, cetvelle çizilen bu suni sınırlara tüm Ortadoğu halkı riayet etmek zorunda kalmıştır.

O zamandan bu yana Ortadoğu gerçekte bir Batı hegemonyası altındadır. Batı, önceleri bu ülkeleri doğrudan yönetmek istemiş, bunun zorluklarıyla baş edemeyince diktatörler ve çeşitli aktörler kullanmıştır. Diktatörlüklerin bir kısmı halk ayaklanmalarıyla yıkılırken, bir kısmı çeşitli bahanelerle ABD ve koalisyon güçlerinin işgaline uğramış, milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan bu işgaller birer savaş bile sayılmamıştır. Batı hegemonyası nefreti beraberinde getirmiş, Batı'nın ilk başta Rusya'ya karşı desteklediği radikal güçler dallanıp budaklanmış ve bu defa Batı'ya karşı birer terör hareketi olarak bütün Ortadoğu'yu sarar hale gelmiştir. Şu anki manzaraya baktığımızda ise güzel Ortadoğu, bir kavga, nefret, öfke ve savaş alanı görünümündedir. Batı'ya kızan uluslar birbirine girmiş, birbiriyle ittifak edemeyen Müslümanlar birbirini katleder hale gelmiştir.

1- ÖNCESİ
2- SONRASI

İç savaş nedeniyle harabeye dönmüş olan Suriye sokakları.

İşin şaşırtıcı yönü ise, bu manzaranın çıkış noktasının yıllar önce tespit edilmiş bir planın parçası olmasıdır. Ortadoğu'da akan kan, tümüyle yanlış idare ve politikalardan kaynaklanan trajik bir sonuç değil, çoğunlukla özel olarak tasarlanmış ve halen işlemekte olan bir senaryonun parçasıdır. Ortadoğu'dan cenazelerin çıkması, insanların kindarlaşması, birbirlerinin şehirlerini yıkar hale gelmeleri bir kısım kişi ve çevreler tarafından zaten istenen ve beklenen bir sonuçtur. Ortadoğu üzerindeki planlar baştan itibaren bu esasa göre hazırlanmış ve uygulamaya geçirilmiştir.

Bu planın en büyük hedeflerinden biri parçalanmış ülkelerdir. Günümüzde, Suriye ve Irak, bu plana bağlı kalınarak paramparça edilirken, hedefteki diğer ülkeler üzerinde de farklı planlar bilindik yöntemlerle uygulanmaktadır. Osmanlı yıkıldığından beri, daha net bir ifade ile Sevr'den beri, üzerinde yüz yıldır plan kurulan bu ülkelerden biri ve belki de en başlıcası Türkiye olmuştur.

Bu kitap, Türkiye üzerindeki parçalama planlarının neden ve nasıl geliştiği, hangi yöntemlerle uygulandığı, PKK'nın neden bu senaryoda yer aldığı ve bunu bertaraf etmek için neler yapılması gerektiğini oldukça kapsamlı ve önemli belgelerle anlatmaktadır. Fakat önce, Ortadoğu üzerinde geliştirilen planların kaynağına gitmek gerekmektedir.

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, Osmanlı sonrası Ortadoğu coğrafyasında uygulanan parçalanma stratejilerini ve Batı'nın bölge üzerindeki uzun vadeli menfaat politikalarını incelemektedir. Bölgede yaşanan çatışmaların tesadüfi bir süreç değil, tasarlanmış bir senaryonun parçası olduğu üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, Türkiye'ye yönelik tehditler ve bu politikaların tarihsel arka planı analiz edilmektedir.

Önemli Noktalar

  • Ortadoğu'nun stratejik önemi, sahip olduğu zengin ticaret yolları ve enerji kaynaklarından kaynaklanmaktadır.
  • Bölgedeki yapay sınırlar Osmanlı sonrası dönemde Batılı güçler tarafından cetvelle çizilerek oluşturulmuştur.
  • Ortadoğu'daki iç savaşlar ve kaos ortamı, önceden hazırlanmış ve uzun süredir uygulanan bir senaryonun neticeleridir.
  • Türkiye, Osmanlı'nın yıkılışından bu yana benzer parçalanma planlarının ana hedeflerinden biri olmuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

Ortadoğu coğrafyasının tarih boyunca sürekli bir çatışma alanı olmasının temel sebebi nedir?

Bölge, sahip olduğu değerli deniz ticaret yolları ve zengin yer altı kaynakları nedeniyle tarih boyunca büyük güçlerin menfaat odağı olmuştur. Osmanlı hakimiyetinin sona ermesiyle birlikte, bu zenginlikler üzerindeki dış müdahaleler ve tasarlanmış siyasi planlar çatışmaları tetiklemiştir.

Ortadoğu ülkelerinin sınırları tarihsel süreçte nasıl belirlenmiştir?

I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında, bölge ülkelerinin sınırları yerel dinamikler dikkate alınmadan Batılı güçler tarafından cetvelle çizilmiştir. Bu suni sınırlar, halkların rızası dışında dayatılmış ve bölgedeki istikrarsızlığın başlıca unsurlarından biri haline gelmiştir.

Batı hegemonyası Ortadoğu'da nasıl bir yönetim stratejisi izlemiştir?

Batı, başlangıçta bölgeyi doğrudan yönetmeyi denemiş, ancak başarılı olamayınca yerel diktatörleri ve farklı aktörleri kullanma yoluna gitmiştir. İşgaller ve müdahalelerle sürdürülen bu süreç, bölgedeki nefret ve terör hareketlerinin büyümesine zemin hazırlamıştır.

Bölgedeki çatışmaların arkasında nasıl bir yapı bulunmaktadır?

Bölgede yaşanan acılar ve savaşlar, çoğu zaman sanıldığı gibi kendiliğinden gelişen süreçler değil, önceden planlanmış bir senaryonun parçalarıdır. Bu planlar, özellikle ülkelerin parçalanmasını ve istikrarsızlaştırılmasını hedefleyen stratejik kurgular içermektedir.