logo HARUN YAHYA

Neden Devlet Hakkında Bir Kitapçık?

Neden Devlet Hakkında Bir Kitapçık?

Devlet müessesinin önemini, görevlerini ya da işlevlerini anlatan kitaplar genellikle siyaset bilimi kitaplarıdır. Bu kitaplar çoğunlukla öğrencilere bilgi aktarmak amacını güderler. Ama elinizde tuttuğunuz kitapçık, bunlardan farklı bir kitapçıktır. Çünkü temel amacı, toplumda zaman zaman görülen bir kısım "devlet karşıtı" akım ya da fikirlerin ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduklarını göstermek ve Türk Milleti'nin her ferdini devletine sahip çıkmaya çağırmaktır.

atatürk

Sözünü ettiğimiz devlet karşıtı akım ya da fikirler, farklı kaynaklardan doğmaktadır. Bu kaynakların başında, Marksist ideoloji gelir. Bu ideolojinin bağlıları, devletin ortadan kaldırılması gereken zararlı bir kurum olduğu yanılgısına körü körüne inanmışlardır. Bu nedenle devlete ve devleti temsil eden her türlü sembole karşı koyu bir düşmanlık içindedirler. Bu düşmanlık, kimi zaman şiddete de dönüşmekte ve sol terör örgütlerini doğurmaktadır.

Öte yandan Marksist ideolojiden büyük ölçüde etkilenmiş olan bir kısım aydınlar ise, her ne kadar bugün Marksizm'i terk etmiş olduklarını söyleseler de, benzer bir çizgiyi sürdürmektedirler. Söz konusu aydınlar genellikle "68 Kuşağı" olarak bilinen solcu bir geçmişin bugünkü temsilcileridir. Eski Marksist eylem günlerini terk etmiş ve hatta "biz artık liberaliz" demiş olsalar bile, Marksizm'in devleti düşman gibi gösteren telkinlerinin etkilerini hala taşımaktadırlar.

Bu Marksist kökenli aydınlara paralel olarak, toplumdaki bazı kesimler ise, demokrasi kavramını yanlış anlayarak devlete karşı tavır almaktadırlar. Demokrasinin ancak devletin zayıflaması halinde mümkün olacağı gibi tümüyle yanlış bir fikre kapılmışlardır. Bu yanlış fikrin etkisiyle her türlü devlet kurumunu hedef almakta, devletin toplum yararını gözeterek uyguladığı politikaları gözü kapalı bir biçimde haksız olarak eleştirmektedirler.

Konunun en garip yönü ise, temelinde sol ideolojinin yer aldığı tüm bu devlet aleyhtarı söylemlerin, bir kısım muhafazakar çevreleri de zaman zaman etkilemesidir. Bu çevreler, devletin ülke güvenliği, huzuru ve birliği için uyguladığı bazı sosyal politikaları "dine karşı tavır" zannetmekte ve sonra da bu zan dolayısıyla devlete cephe almaktadırlar. Oysa gerçekte Devletimiz hiçbir zaman dine karşı bir politika uygulamamış, aksine Büyük Önder Atatürk'ün "Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur" sözünün ışığında, her zaman için manevi değerlerin muhafazasının Türkiye'nin bekasının temel bir şartı olduğu idrakiyle hareket etmiştir. Nitekim toplumumuzun manevi değerlere en çok bağlı olan kesimleri, tarihte her zaman için devlete en çok sadakat gösteren kesimler olmuştur.

Sonuçta bu kitapçıkta ortaya koyacağımız tablo, devlete karşı tavır alan kesimlerin ne kadar büyük bir yanılgı içinde oldukları ve Türk Milleti'nin geleceği için güçlü, etkili bir devlet yapısının ne kadar çok gerekli olduğu gerçeğidir. Vatanını ve milletini seven herkesin, bu gerçek üzerinde düşünmesi ve siyasi düşüncelerini buna göre düzenlemesi yerinde olacaktır.

"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve herşeyden önce Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine, milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada, uluslararası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara sahip olmayan kişiler ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur. Çocuklarımızı aynı eğitim derecesinden geçirerek yetiştireceğiz. Kesinlikle bilmeliyiz ki iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır.

Çocuklarımıza vereceğimiz öğrenim sınırı ne olursa olsun onlara esas olarak şunları öğreteceğiz;

Milletine, Türkiye Devleti'ne, TBMM'ne, düşman olanlarla mücadele; bu mücadelenin sebep ve vasıtaları ile donatılmayan millet için yaşama
hakkı yoktur."

(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, 1952, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları)

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, devletin toplumsal huzur ve beka için taşıdığı hayati önemi vurgulamaktadır. Devletin zayıflatılması gerektiği yönündeki Marksist kökenli fikirlerin ve yanlış demokrasi algılarının neden büyük bir yanılgı olduğu analiz edilmektedir. Ayrıca, Atatürk'ün devlet anlayışı ışığında manevi değerlerin korunması ile devlet sadakati arasındaki güçlü bağ üzerinde durulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Devlet yapısı, toplumun güvenliği, huzuru ve milli birlik için vazgeçilmez bir kurumdur.
  • Devlet düşmanı akımlar genellikle Marksist kökenli yanılgılardan ve yanlış demokrasi tanımlarından beslenmektedir.
  • Manevi değerlere bağlılık ile devlet sadakati birbiriyle bütünleşmiş, vatanın bekası için gerekli unsurlardır.
  • Atatürk'ün ifadesiyle, milli değerlere ve devletin bağımsızlığına düşman unsurlarla mücadele etmek hayati bir sorumluluktur.

Sıkça Sorulan Sorular

Devlet karşıtı fikirlerin temel kaynağı nedir?

Bu tür fikirlerin temelinde genellikle Marksist ideoloji ve bu ideolojiden etkilenen kesimlerin devletin zararlı bir kurum olduğu yönündeki yanlış inanışları yer almaktadır.

Demokrasi ile devletin zayıflaması arasında bir bağ var mıdır?

Hayır, demokrasi ancak güçlü bir devlet yapısı altında korunabilir ve yaşatılabilir; devletin zayıflamasının demokrasiyi getireceği düşüncesi tamamen hatalı bir yaklaşımdır.

Manevi değerler ile devlet sadakati arasında nasıl bir ilişki vardır?

Toplumun manevi değerlerine en çok bağlı olan kesimler, tarihte devlete en büyük sadakati gösteren kesimler olmuştur; zira manevi değerler devletin bekasının temel şartlarından biridir.

Atatürk devletin sürekliliği konusunda neyi esas almıştır?

Atatürk, dinsiz milletlerin devamına imkan olmadığını belirterek manevi değerlerin korunmasını, Türkiye'nin bağımsızlığı ve bekası için temel bir şart olarak görmüştür.