logo HARUN YAHYA

Önsöz: Çağımızın En Büyük Çıkmazı: Evrim Aldatmacasına İnanmak

Önsöz: Çağımızın En Büyük Çıkmazı: Evrim Aldatmacasına İnanmak

Yeryüzünde yaşayan milyonlarca canlı türünün her birinin birbirinden mucizevi özellikleri, birbirine hiç benzemeyen davranış şekilleri, birbirinden kusursuz fiziksel yapıları vardır. Bu canlıların her biri benzersiz incelikler ve güzelliklerle yaratılmıştır. Bitkiler, hayvanlar ve en başta da insan, dış görünümlerinden gözle görülmeyen hücrelerine kadar büyük bir bilgi ve sanatla var edilmiştir. Bugün canlıların her detayını araştıran, bu detaylardaki mucizevi yönleri keşfeden, tüm bunların nasıl meydana geldiği sorusuna cevap arayan çok sayıda bilim dalı ve bu bilim dallarında görev yapan onbinlerce bilim adamı vardır.

Bu bilim adamlarının bir kısmı, inceledikleri yapılardaki mucizevi yönleri ve bunların meydana getirilmesindeki aklı keşfettikçe, bunlara hayranlık duymakta ve tüm bunların sonsuz bir akıl ve bilgi ile yaratıldığına tanık olmaktadırlar. Ancak bir kısmı da, şaşırtıcı bir şekilde, tüm bu mucizevi özellikleri var edenin şuursuz tesadüfler olduğunu iddia etmektedir.

Söz konusu bilim adamları, evrim teorisine inananlardır. Bu kişilere göre canlıları meydana getiren proteinler, hücreler ve organlar, sadece tesadüflerin art arda sıralanmasıyla var olmuşlardır. Yıllarca eğitim görmüş, uzun araştırmalar yapmış, gözle görülmeyen tek bir hücredeki tek bir organelin mucizevi işlevleri üzerine kitaplar yazmış insanlar, hayret verici bir şekilde, bu olağanüstü yapıları kör tesadüflerin meydana getirdiğini savunabilmektedirler.

Söz konusu profesörlerin inandıkları tesadüfler zinciri o kadar akıl almazdır ki, içinde bulundukları durum, dışarıdan bakanları hayretler içinde bırakmaktadır. Bu profesörlere göre, önce birçok tesadüf meydana gelerek basit kimyasal maddelerin içinden - gerçekte tesadüfen oluşması "rastgele saçılan harflerin kusursuz bir şiir oluşturmaları" kadar imkansız olan 2 - bir protein oluşturmuşlardır. Bu iddia sahipleri, sonra başka tesadüflerin başka proteinleri meydana getirerek, yine tesadüfen bu proteinleri bir araya topladığını ve onları uygun şekilde organize ettiklerini öne sürerler. Onlara göre, sadece proteinler değil, DNA, RNA, enzimler, hormonlar, hücre organelleri gibi her biri son derece kompleks olan hücre içi yapılar da, güya hep tesadüfen ve yan yana oluşmuştur. Bu milyonlarca tesadüf sonucunda ise sözde ilk hücre meydana gelmiştir. İddiaya göre, kör tesadüflerin marifeti olan mucizeler burada son bulmamış, bu hücre tesadüflerin yardımı ile çoğalmaya başlamıştır. Söz konusu iddiaya göre bir başka tesadüf, hücreleri organize etmiştir ve bundan ilk canlıyı meydana getirmiştir. İşte evrim teorisyenleri, bilimsel hiçbir kanıt ile desteklenmeyen bu trajikomik hikayeyi, küçük düşme pahasına, canla başla savunmaktadırlar.

Bir canlıdaki tek bir gözün oluşması için dahi, meydana gelmesi imkansız milyonlarca olayın bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Darwinistlere göre, işte burada da tesadüf denen kör süreç devreye girmiş; önce, yine sözde tesadüfen oluşan kafatasında en uygun yerlere en uygun büyüklükte iki delik açmış ve sonra buraya tesadüfen gelen hücreler, yine tesadüfen gözü inşa etmeye başlamışlardır. Görüldüğü gibi, Darwinistlere göre tesadüfler, sonuçta ne elde etmek istediklerini bilerek hareket etmekte olan müthiş yetenekli varlıklardır. Daha en baştan, "görmek, işitmek, nefes almak" ne demektir bilen, yeryüzünde hiçbir örneği olmadığı halde bunlardan haberdar olan "tesadüf", Darwinistlere göre büyük bir bilinç ve akıl göstererek, son derece ileri görüşlü davranarak, canlılığı adım adım inşa etmiştir.

İşte, insanların büyük saygı duyarak isimlerini andığı, fikirlerini benimsediği bu profesörler, bilim adamları, araştırmacılar, bu denli akıl dışı bir senaryoya körü körüne bağlanmışlardır. Halen de çocuksu bir inatla, bu masallarına inanmayanları dışlamakta, onları bilimsel olmamakla ve bağnazlıkla suçlamaktadırlar. Kuşkusuz bunun, Ortaçağ'da dünyanın düz olmadığını iddia edenleri yargılayarak cezalandıran, tutucu, yobaz ve cahil anlayıştan hiçbir farkı yoktur.

Üstelik bu insanlar içinde Allah'a iman ettiğini, Müslüman olduğunu söyleyenler de vardır. Bu insanlar "tüm canlılığı Allah yarattı" demeyi bilimsel bulmamakta, bunun yerine "milyonlarca mucizenin tesadüf denen şuursuz bir süreçle oluştuğunu" söylemenin bilimsellik olduğuna inanabilmektedirler.

Darwinistler teorilerini "tesadüf" gibi çürük bir mantık üzerine kurgulamışlardır. Tesadüfleri şuurlu süreçler gibi gösterme yanılgısı Darwinistleri sürekli küçük düşürmektedir. Keza, tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşması imkansızdır.

Bu insanların karşısına taştan, tahtadan yontulmuş bir put konsa ve "bakın bu odayı ve içindekileri bu put meydana getirdi" dense, bunun son derece saçma olduğunu söyleyecek ve buna asla inanmayacaklardır. Ama buna rağmen "bakın bu dünyayı ve içindeki birbirinden harika milyonlarca canlıyı tesadüf denen şuursuz süreç büyük bir planlama yaparak, zaman içinde oluşturdu" şeklinde ifade edilen bir hurafeyi, "en büyük bilimsel açıklama" gibi halka duyurmaktadırlar.

Kısacası bu insanlar, tesadüfleri ilah olarak kabul etmekte, tesadüflerin tüm evrendeki hassas sistemleri ve canlıları yaratabilecek kadar akıllı, bilinçli ve güçlü olduğunu iddia etmektedirler. Onlara, tüm canlıları yaratanın, sonsuz akıl sahibi Allah olduğu açıklandığında, bu gerçeğin kabul edilemez olduğunu söyleyen evrimci profesörler, şuursuz, akılsız, güçsüz ve iradesiz milyarlarca tesadüfün yaratıcı gücü olduğunu kabul edebilmektedirler.

Eğitimli, zeki ve bilgili insanların, toplu olarak, tarihin en saçma, en akıl ve mantık dışı iddiasına böyle büyülenmişcesine inanıyor olmaları, gerçekte çok büyük bir mucizedir. Allah, bir mucize olarak nasıl hücre gibi olağanüstü bir organizasyona ve özelliklere sahip bir varlığı yaratıyorsa, bu insanları da yine bir başka mucize olarak, çok açık gerçekleri göremeyecek kadar kör ve kavrama yeteneğinden yoksun olarak yaratmaktadır. Evrimciler, Allah'ın bir mucizesi olarak, küçük çocukların dahi çok kolay görebildikleri gerçekleri, kendilerine defalarca anlatılmış olmasına rağmen anlayıp kavrayamamakta ya da kavradıkları halde büyüklenerek gerçeklerden yüz çevirmektedirler.

Bu kitabı okuduğunuzda bu mucizeye siz de tanık olacaksınız. Siz de göreceksiniz ki; Darwinizm, bilimsel deliller karşısında tamamen çökmüş bir teori olmasının yanı sıra, akıl ve mantıkla da hiçbir şekilde bağdaşmayan, kendisini savunanları son derece küçük duruma düşüren büyük bir aldanıştır.

Dipnotlar

2 Bu benzetme, moleküler evrim teorisinin kurucusu sayılan Rus biyokimyacı Alexander Oparin tarafından yapılmış ünlü bir itiraftır. (A. I. Oparin, Origin of Life, s. 132-133)

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, canlıların sahip olduğu kusursuz ve karmaşık yapıların tesadüflerle açıklanmaya çalışılmasının mantıksal imkansızlığını ele almaktadır. Bilimsel verilerin Allah'ın üstün yaratma sanatını apaçık gösterdiği vurgulanırken, evrim teorisinin temel iddialarının tutarsızlıkları ve bu aldanışın kökenleri üzerinde durulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Canlıların her biri hücre seviyesinden itibaren Allah'ın sonsuz bilgi ve sanatıyla kusursuz olarak yaratılmıştır.
  • Darwinistlerin canlılığın kökenine dair iddia ettikleri tesadüfler dizisi, bilimsel olarak tamamen geçersiz ve akıl dışı bir kurgudur.
  • Tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşması imkansız olup, canlılıktaki bilinçli tasarımın tek kaynağı Allah'ın yaratma sanatıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Canlılardaki karmaşık yapıların tesadüfen oluşması neden imkansızdır?

Hücre organelleri, proteinler ve DNA gibi son derece kompleks yapılar, sadece tesadüflerin bir araya gelmesiyle oluşamayacak kadar büyük bir bilgi ve düzen içermektedir. Bu yapıların rastlantısal süreçlerle meydana gelmesi, rastgele saçılan harflerin kusursuz bir şiir oluşturması kadar imkansızdır.

Darwinistlerin tesadüf kavramına yükledikleri anlamdaki temel çelişki nedir?

Darwinistler, tesadüflere adeta şuurlu, akıllı ve plan yapabilen varlıklar gibi özellikler atfetmektedirler. Birbirinden bağımsız milyonlarca imkansız olayın sanki bir amaç doğrultusunda hareket ediyormuş gibi organize olması, mantıkla bağdaşmayan büyük bir yanılgıdır.

Canlılıktaki üstün sanat ve tasarım neyi kanıtlar?

Canlıların dış görünümlerinden en küçük hücrelerine kadar barındırdıkları bilgi ve uyum, her birinin sonsuz akıl ve bilgi sahibi olan Allah tarafından yaratıldığını gösterir. Bu durum, Allah'ın kusursuz yaratma sanatının bir tecellisidir.

Evrim teorisinin bilimsel olarak desteklenmediği nasıl ifade edilir?

Evrim teorisi herhangi bir bilimsel kanıtla desteklenmemekte, bunun yerine her aşaması imkansız olan bir senaryo üzerine kurulmaktadır. Bilim adamlarının bu teoriyi savunması, delillerden ziyade körü körüne bir bağlılık ve ideolojik bir ısrar olarak nitelendirilmektedir.