logo HARUN YAHYA

Giriş

Giriş

Dünyanın barışa, dostluğa ve kardeşliğe belki de en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerden birini yaşamaktayız. 20. yüzyıla damgasını vuran çatışmalar ve gerilimler, yeni yüzyılda da tüm hızıyla devam ediyor. Dünyanın dört bir yanında masum insanlar bu çatışma ve gerilimlerden dolayı acı çekiyor.

Dayanışmanın ve yardımlaşmanın güçlenmesine duyulan acil ihtiyaca rağmen, bazı çevrelerin halen çatışmayı -özellikle de dünyanın iki büyük ve köklü medeniyeti arasında çatışmayı- körüklüyor olmaları, üzerinde durulması gereken önemli bir sorundur. Bu kişilerin talep ettiği gibi bir medeniyetler çatışması yaşanmasının tüm insanlık için büyük bir felakete neden olacağı ise açıktır. Böyle bir felaketin engellenmesinin en önemli yollarından biri, medeniyetler arasında dayanışmanın ve iş birliğinin güçlendirilmesinden geçmektedir. Üstelik bu hiç de zor değildir. Çünkü İslam medeniyeti ve Batı dünyası arasında, bazılarının iddia ettiği gibi derin farklılıklar yoktur. Tam tersine -bu kitapta delilleri ile ortaya koyacağımız üzere- İslam medeniyeti ve Batı medeniyetinin temelini oluşturan Musevi-Hristiyan kültürü arasında pek çok ortak yön bulunmaktadır. Bu ortak yönler temel alınarak, dünyadaki sorunlara el birliği ile çözüm bulmak hiç de zor olmayacaktır. Özellikle de, içinde bulunulan şartlar göz önünde bulundurulduğunda...

Bugün, dünya üzerinde büyük bir fikri mücadelenin devam ettiği ve dünyanın iki kutuba bölündüğü bir gerçektir. Ancak bu iki kutbun tarafları Müslümanlar ve Museviler-Hristiyanlar değildir. Bu iki kutbun bir tarafında, Allah'ın varlığına ve birliğine iman edenler diğer tarafında ise inkarcılar; diğer bir deyişle bir tarafında İlahi dinlere inananlar diğer tarafında da bu dinlere karşı olan ideolojileri savunanlar yer almaktadır. Dini ve ahlaki değerleri hedef alan güç merkezlerinin, ellerindeki geniş imkanları birleştirdikleri ve dindar insanlara karşı ittifak halinde hareket ettikleri yaşanan bir gerçektir. Bu ittifakı fikri anlamda etkisiz hale getirmek, Darwinist, ateist, dinsiz materyalist telkinlerin olumsuz, yıkıcı sonuçlarını ortadan kaldırmak, güzel ahlakın, mutluluğun, huzurun, güvenliğin, refahın hakim olduğu toplumları meydana getirmek için yegane bir yol vardır: Yeryüzündeki vicdan sahibi insanların, samimi olarak iman eden Hristiyanların, dindar Musevilerin ve Müslümanların bu ortak amaç doğrultusunda biraraya gelmesi.

Geçmişte üç İlahi dinin mensupları arasında çeşitli bahanelerle bazı çatışmalar, anlaşmazlıklar olmuş olabilir; bu tarihi bir gerçektir. Ancak bunlar, Musevilik, Hristiyanlık ve İslam'ın özünden değil, devletlerin, toplulukların ve bireylerin hatalı karar ve düşüncelerinden, çoğu zaman da ekonomik veya siyasi çıkar ve beklentilerinden kaynaklanmıştır. Yoksa, her üç İlahi dinin ortak amaçlarından biri, tüm insanların barış, huzur, güvenlik ve mutluluk içinde yaşamalarıdır ve bu amaca aykırı olan ve çatışmayı öngören her türlü düşünce her üç dine göre de yanlıştır.

Dolayısıyla dinler arasında kurulacak olan iş birliği ve ittifak, Hristiyanların, Müslümanların ve Musevilerin adalet ve barış arayışlarının, insanlığa faydalı olma isteklerinin doğal bir sonucudur. Üç dinin mensuplarının arasındaki ittifak, sadece toplantılarla ve konferanslarla sınırlı kalacak bir ilişki değil, ortak değerleri savunan, aynı amaç için fikren mücadele eden, ortak sorunlara köklü çözümler getirmeyi hedefleyen inançlı insanların birlikteliğidir. Ve bu birliktelik, Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne ikinci kez gelişini beklediğimiz, Hz. Mehdi (as)'ın yeryüzünde bulunduğu, bu dönemde dünyayı aydınlığa ve huzura kavuşturacak en önemli vesilelerden biri olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, günümüz dünyasındaki çatışma ortamına karşı İslam ve Batı medeniyetlerinin temelini oluşturan İbrahimi dinler arasındaki ortak paydalara dikkat çekmektedir. İlahi din mensuplarının ateist ve materyalist ideolojilere karşı ortak hareket etmesinin gerekliliği ele alınarak, barış ve huzur ortamının tesisi için inançlı insanların birlikteliği vurgulanmaktadır.

Önemli Noktalar

  • İslam, Hristiyanlık ve Musevilik arasındaki benzerlikler temel alınarak küresel düzeyde kalıcı bir barış ve dayanışma ortamı oluşturulması hedeflenmektedir.
  • Dünyadaki asıl kutuplaşma dinler arasında değil, Allah'a iman edenler ile materyalist ve ateist ideolojiyi savunanlar arasında yaşanmaktadır.
  • Din mensupları arasındaki tarihsel çatışmalar dinlerin özünden değil, bireysel ve siyasi hatalardan kaynaklanmıştır.
  • İnananların ortak bir amaç doğrultusunda birlik olması, dünyayı aydınlığa ve huzura kavuşturacak en önemli vesilelerden biri olarak tanımlanmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Medeniyetler arasındaki çatışma riski nasıl önlenebilir?

Farklı medeniyetler arasında dayanışma ve iş birliğini güçlendirmek, çatışma riskini engellemek için en etkili yoldur. Özellikle İbrahimi dinlerin sahip olduğu ortak değerler temel alınarak toplumsal sorunlara çözüm üretilmesi hedeflenmelidir.

Dünyadaki temel fikri kutuplaşmanın tarafları kimlerdir?

Dünyadaki temel kutuplaşma dinler veya medeniyetler arasında değil, Allah'ın varlığına ve birliğine iman edenler ile inkarcı veya materyalist ideolojileri savunanlar arasındadır.

Dinler arası iş birliği sadece toplantılarla mı sınırlı kalmalıdır?

Üç dinin mensupları arasındaki ittifak, sadece yüzeysel konferanslarla sınırlı kalmamalıdır. Bu birliktelik, ortak değerleri savunan, aynı gaye için fikren mücadele eden ve ortak sorunlara köklü çözümler getirmeyi hedefleyen inançlı insanların aktif beraberliğini ifade eder.

Ahir zaman sürecinde dünyayı huzura kavuşturacak temel faktör nedir?

Hz. İsa'nın ikinci kez gelişi ve Hz. Mehdi'nin yeryüzündeki varlığı beklentisinin yaşandığı bu dönemde, İlahi din mensuplarının adalet ve barış arayışı doğrultusunda kuracakları ittifak dünyayı aydınlığa kavuşturacak en önemli vesiledir.