logo HARUN YAHYA

Allah'ı Anmada Gevşeklik Göstermemek

Allah'ı Anmada Gevşeklik Göstermemek

Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir. (Haşr Suresi, 19)

İnsanın, Allah'ı anmada gösterdiği gevşeklik O'na olan yakınlığını azaltır. Din ahlakını yaşamayan insanlar Allah'ı hiç anmadıkları, günlerce akıllarına bile getirmedikleri için helal-haram demeden günahın her türlüsünü işlemeyi, Allah'ın emirlerine riayet etmemeyi bir yaşam biçimi haline getirmişlerdir.

Müminler ise gerek sözleriyle gerekse zihinlerinden geçirdikleri düşünceleriyle hayatlarının her anında Allah'ı anıp zikretmelidirler. İnsanın kimi zaman gafletle Allah'ı aklından çıkarması, imanlı bir kişinin dahi bilerek ya da bilmeyerek çeşitli hata ve günahları işlemesine sebep olabilir. Çünkü Allah'tan gafil olarak geçirilen bir süre içinde, insanın olayları doğru algılayıp değerlendirmesinde, iyiyi kötüden ayırt etmesinde, hareket, davranış ve konuşmalarında Kuran'ın sınırlarını gözetecek bir bilinci korumasında önemli aksaklıklar meydana gelir.

Kuran ahlakına uygun olmayan her türlü tavır bozukluğunun altında yatan neden Allah'ı anmada gösterilen gevşekliktir. Allah'ın hükümlerine karşı duyarlılığını yitiren kişi bazen öyle olmayacak hatalar yapar ki, sonradan durumunu düzeltince, bunları nasıl yaptığına kendisi de şaşırır. Bu tür olmadık hatalar, Allah'ı unutmanın önemini hatırlatan uyarı ve işaretlerdir. Gafletin süresi ve derecesi arttıkça yapılan yanlışların sayısı ve büyüklüğü de artar. Allah'ı anma konusunda gösterilen gafletin sıklığı ve sürekliliği ise kişinin imanı için büyük bir tehdittir.

Oysa, Allah'ı her an akılda tutmak, O'nun ayetlerini tefekkür etmek insanın aklının ve şuurunun sürekli açık olmasını sağlar. Böyle olunca da, kişi Kuran'ın emirlerine ve yasaklarına uymada büyük titizlik gösterir. Allah'ı sürekli zikreden bir insan kendi aczini daha iyi idrak eder, hiçbir konuda kendine ait bir güce ve iradeye sahip olmadığını daha iyi fark eder. Bunun sonucu olarak, Allah'a sürekli dua eder ve talep içerisinde olur. Yalnızca Allah'tan ister, her konuda Allah'a başvurur, kendini tamamen Allah'a teslim eder. Hiçbir konuda kendine müstakil ve bağımsız bir kişilik verip, büyüklenmez. Hareketleri, davranışları, konuşmaları Allah'ın koruması altında olur. Böylece Allah ona her an nasıl, ne şekilde davranması gerektiğini, en doğru hareketi, en güzel sözü ilham eder. Ona, "insanlar arasında yürüyeceği bir nur verir." (Hadid Suresi, 28) Güzel bir ahlaka kavuşmasını sağlar.

Bunun tersine insan Allah'ı anmaktan uzaklaştıkça, kendi başına, yapayalnız ve yardımcısız kalır. Doğru düşünebilme, doğru karar verebilme yeteneğini kaybeder. Yaptığı işler başarısız olmaya başlar. Çünkü Allah'ın yardımı, desteği olmadan hiç kimse hiçbir sorunun üstesinden gelemez. Hiçbir sorunu Allah'tan bağımsız olarak kendi gücü ve iradesi ile çözemez. Kuran'da övülen, takva sahibi bir mümin haline gelemez. Çünkü o daha başta Allah'ı unutarak en büyük hatayı yapmış ve gafillerden olmuş olur.

Bir mümin için Allah'ı anmak önemli bir ibadettir. İman eden bir insan günlük hayatın hiçbir anında Allah'ı asla aklından çıkarmaz, Allah ile olan manevi bağlantısını bir an bile koparmaz. Böyle bir durumu vicdanı kabul etmez, Allah'a olan sevgisi ve bağlılığına asla bunu yakıştırmaz.

Kuran'da bildirilen Allah'ın Hz. Musa (as)'a olan hatırlatması şu şekildedir:

Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin ve Beni zikretmede gevşek davranmayın. (Taha Suresi, 42)

Allah, Firavun'a giderek onu hak dine davet edecek olan Hz. Musa (as) ve kardeşi Hz. Harun (as)'a Kendisi'ni zikretmede gevşek davranmamalarını bildirmiştir. Zira yukarıda da anlatıldığı gibi onları Firavun'un karşısında asıl başarılı kılacak olan Allah'tır.

Bunun yanında Allah'ı az anmak münafıkların bir özelliğidir. Bu durum Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar. (Nisa Suresi,142)

Allah'ı anmanın iman edenlerin önemli bir ibadeti olduğu bazı ayetlerde ise şöyle haber verilmektedir:

... Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük(ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir. (Ankebut Suresi, 45)

Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin. (Bakara Suresi, 152)

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, insanın Allah'ı anmada gösterdiği gevşekliğin iman üzerindeki olumsuz etkilerini ve gafletin sonuçlarını ele almaktadır. Allah'ı sürekli zikretmenin insana kazandırdığı şuur açıklanırken, müminlerin hayatlarında Allah ile olan bağlarını koparmamalarının önemi vurgulanmaktadır. Bölümde, Kur'an ayetleri rehberliğinde Allah'ı unutmanın getirdiği manevi kayıplar ve zikrin mümin için taşıdığı hayati değer üzerinde durulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Allah'ı anmada gevşeklik göstermek, kişinin olayları doğru algılama ve Kur'an sınırlarını koruma yetisinde aksaklıklara yol açar.
  • Sürekli zikir ve tefekkür, insanın aczini idrak etmesini sağlayarak kibrin önüne geçer ve Allah'a olan teslimiyeti güçlendirir.
  • Allah'ı anmaktan uzaklaşan insan kendi başına ve yardımcısız kalır, bu durum doğru karar verme yeteneğini zayıflatır.
  • Allah'ı çok az anmak Kur'an'da münafıkların bir özelliği olarak tanımlanırken, O'nu zikretmek en büyük ibadetlerden biri kabul edilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Allah'ı anmak neden en büyük ibadet olarak kabul edilir?

Allah'ı sürekli anmak, kişinin şuurunun açık kalmasını sağlar ve her an O'nun denetiminde olduğunun bilincini pekiştirir. Bu zikir, müminin aczini anlamasına ve her işinde Allah'a yönelerek O'nun yardımını dilemesine vesile olan temel manevi bir bağdır.

Allah'ı unutmak veya anmada gevşeklik göstermek insanı nasıl etkiler?

Gaflet içerisine giren insan, olayları doğru değerlendirme ve Kur'an'ın sınırlarını koruma konusunda ciddi eksiklikler yaşar. Bu durum, kişinin hata yapmasını kolaylaştırır ve manevi olarak Allah'tan uzaklaşmasına sebep olur.

Müminler hayatlarının her anında Allah'ı nasıl anabilirler?

İman edenler, zihinlerinden geçirdikleri düşünceleri ve günlük yaşamdaki tavırlarını Kur'an ahlakına uygun hale getirerek Allah'ı sürekli anabilirler. Yaşanan her olayı Allah'ın bir yaratma sanatı ve işareti olarak tefekkür etmek, manevi bağlantıyı korumanın bir yoludur.

Allah'ı anmak ile takva sahibi olmak arasında nasıl bir ilişki vardır?

Allah'ı sürekli zikreden insan, kendi iradesinin bağımsız olmadığını ve her şeyin Allah'ın takdiriyle gerçekleştiğini derinlemesine idrak eder. Bu bilinç düzeyi, kişinin büyüklenmesini engeller ve onu Allah'a tam teslimiyetle hareket eden takva sahibi bir kimliğe taşır.