logo HARUN YAHYA

Kuran'da tarif edilen iki farklı yönetim

Kuran'da Tarif Edilen İki Farklı Yönetim

Yönetim şekilleri hakkında Kuran'da haber verilen iki önemli örnek vardır. Bunlardan biri Sebe Melikesi'nin ülkesindeki yönetim, diğeri ise Firavun'un baskıcı yönetimidir.

Hz. Süleyman (as)'ın Güneş'e tapan Sebe Ülkesi'ni iman etmeye çağıran bir mektup yollamasının ardından gelişen olaylar, bu devletin yapısı hakkında bazı fikirler vermektedir.

nehir manzarası

Böylelikle Biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık. (Şuara Suresi, 57)

Sebe Melikesi'nin yanında kavmin önde gelenlerinden oluşan bir grup bulunmaktadır. Sebe Melikesi Hz. Süleyman'dan gelen mektubu okuduktan sonra bu gruba danışmaktadır. Yani bu devlette tek bir hükümdarın karar hakkı söz konusu değildir, hükümdarla birlikte devletin yönetiminde söz sahibi olan bir grup da vardır. Sebe Melikesi, yanındakilerin fikrine önem vermekte, onlar da Melike'nin otoritesine ve kişiliğine saygı göstermektedirler. Bu yönüyle, Sebe Devleti'nde demokrasi benzeri bir yönetim şekli uygulanmış olması mümkündür.

Firavun'un yönetim tarzı ise ilk bakışta Sebe Devleti'ndekine benzer gibi gözükür. Onun yanında bulunan önde gelenlerin de yönetimde çok büyük bir etkiye sahip oldukları görülmektedir. Ancak bu kişiler Firavun'u yanlış yönlendirmekte, ona, fitne ve zulme sebep olacak emirler vermektedirler. Araf Suresi'nde Firavun'a şu şekilde hitap ettikleri bildirilir:

Dediler ki: "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver (vereceğin cezayı ertele), şehirlere de toplayıcılar yolla." (Araf Suresi, 111)

Firavun dönemindeki yönetim tarzını oligarşi olarak tanımlamak mümkündür. Oligarşi, "azınlık yönetimi" demektir. Bir sistemde, siyasi güç sadece sınırlı bir grubun elinde ise, o sistem bir oligarşidir. Oligarşinin gücü ise çoğu zaman askeri veya maddi gücün miktarı ile doğru orantılıdır. Oligarşide yönetici kadrosu birkaç kişiden oluşabileceği gibi daha geniş kapsamlı da olabilir. Ancak her koşulda halka oranla bu küçük bir azınlıktır. Bu kişiler halkı kendi menfaatlerine göre, keyfi olarak yönetirler. Firavun düzeni de ayetlerden görüldüğü gibi bir oligarşidir.


Kuzey Afrika, 12. yy. Londra, Spink Koleji Neml Suresi, 36-39. ayetler arası Neml Suresi'nde, Sebe Melikesi ile Hz. Süleyman arasındaki görüşme haber verilir. Bu görüşmede Sebe Melikesi Hz. Süleyman'ın zenginliğine ve gücüne şahit olmuştur.

"Firavun'a ve ileri gelen çevresine; fakat onlar büyüklendiler. Onlar, 'büyüklenen-zorba' bir topluluktu." (Müminun Suresi, 46) ayetinde bildirildiği gibi, Firavun ve çevresi de kendi isteklerini zorbalıkla yaptıran bir topluluktu. Firavun'un yanındaki danışmanlar, büyücüler ve askerlerden oluşan oligarşik sınıf, halkın Firavun sistemine bağlı kalması için onu fikri yönden egemenlik altına almış, kitlelere Firavun'un üstün bir varlık olduğu yalanını telkin etmişti. Firavun ve yakın çevresi halka zulmetmekteydi. Bunu haber veren ayet şöyledir:

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı. (Yunus Suresi, 83)

Firavun sisteminin zalimliğini gösteren çok açık başka bir kanıt da, ülkedeki insanları, ırk veya inançlarına göre "fırkalara" (zümrelere) ayırması ve bir kısmına kasıtlı olarak zulmetmesidir. Özellikle İsrailoğulları'nı hedef alan bu zulümden bir ayette şöyle söz edilir:

Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı. (Kasas Suresi, 4)

Araf Suresi'nin 127. ayetinde ise Firavun'un, "kahir bir üstünlüğe" sahip olduğu bildirilir. Bu kahredici üstünlük Firavun'un güçlü ordusundan kaynaklanmaktadır. Bu sistemin ne kadar gelişmiş ve gücün ne kadar büyük olduğunu Firavun'un askerlerine verdiği emirlerden anlayabiliriz:

Bunun üzerine Firavun da şehirlere (askerler) toplayıcılar gönderdi. (Şuara Suresi, 53)

Dediler ki: "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver, şehirlere de toplayıcılar yolla." (Araf Suresi, 111)

Yukarıdaki ayetlerin de işaret ettiği gibi, Firavun çok baskıcı bir devlet mekanizmasına ve özellikle istihbarat sistemine sahipti. Öyle ki; belli bir hiyerarşi içinde ülkenin en ücra köşelerini bile denetleyebiliyordu. Bu denetim, Firavun yönetiminin katı disiplinini ve baskıcı uygulamalarını da göstermekteydi.

Sebe Melikesi'nin Hz. Süleyman ile görüştükten sonra, Allah'a iman ettiğini ve Hz. Süleyman (as)'a tabi olduğunu belirtmesi ise, Sebe Ülkesi'nde bu tarz bir baskının söz konusu olmadığına bir işaret olabilir. Sebe Melikesi'nin bu sözleri Kuran'da şöyle bildirilir:

... Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml Suresi, 44)

Sebe Devleti'nin yönetim şekli, ayetlerden de anlaşıldığı gibi, dönemin şartlarına göre "demokratik" ruha sahip bir sistemdir. Firavun sisteminin aksine, insanlar üzerinde bir baskı mevcut değildir. Devlet yönetiminde en önemli kararların dahi istişare ile alındığı, devlet kademeleri arasında uyum ve işbirliğinin sağlandığı, karşılıklı hoşgörünün, vicdan özgürlüğünün yaşandığı, hakların gözetildiği bir modeldir. Allah bizlere Firavun ve Sebe kıssalarındaki farklı sistemleri açıklayarak, hem din ahlakına şiddetle karşı olan bir sistemi, hem de din ahlakına yatkın bir toplum yapısının temel esaslarını öğretmektedir.

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, Kuran'da örnek verilen iki farklı yönetim biçimini ele almaktadır. Sebe Melikesi'nin halkın önde gelenleriyle istişare ederek yönettiği demokratik ruha sahip model ile Firavun'un baskıcı, zalim ve oligarşik düzeni arasındaki temel farklar ortaya konulmaktadır. Okuyucu, bu kıssalar üzerinden din ahlakıyla şekillenen toplum yapısı ile zulme dayalı sistemlerin karşılaştırmalı analizini öğrenecektir.

Önemli Noktalar

  • Sebe Devleti'nde devlet işleri tek bir kişinin keyfi kararlarıyla değil, istişare kültürüyle yürütülmekteydi.
  • Firavun yönetimi, halkı zümrelere ayıran ve askeri güç ile baskı kuran bir oligarşi örneğidir.
  • Kur'anî değerler, toplumsal yönetimde hoşgörü, vicdan özgürlüğü ve ortak akla dayalı işbirliğini teşvik eder.
  • Firavun'un kurduğu sistemde istihbarat ve korku mekanizmaları üzerinden toplumsal bir zulüm uygulanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sebe Devleti'ni demokratik bir ruha sahip kılan özellikler nelerdir?

Sebe Melikesi, önemli kararları tek başına almayıp kavmin önde gelenleriyle istişare etmektedir. Melike'nin danışmanlarına değer vermesi ve karşılıklı saygıya dayalı bir otorite kurması, yönetimde demokratik bir işleyişin varlığına işaret eder.

Firavun sisteminin oligarşik bir yapı olarak nitelendirilmesinin sebebi nedir?

Oligarşi, siyasi gücün sadece küçük bir azınlığın elinde toplandığı yönetim biçimidir. Firavun döneminde de yönetim, halkın genel menfaatinden ziyade Firavun ve çevresindeki küçük bir zümrenin çıkarlarına göre şekillenmiştir.

Kur'an'da anlatılan Firavun'un baskıcı yönetiminin temel araçları hangileridir?

Firavun, halkı fırkalara bölerek birbirine karşı düşman etme, askerî güç kullanma, istihbarat ağıyla tam denetim sağlama ve insanlara korku salarak itaat ettirme gibi yöntemlerle baskıcı bir otorite kurmuştur.

Sebe Melikesi'nin Hz. Süleyman ile görüşmesi yönetim tarzı hakkında neyi gösterir?

Melike'nin Hz. Süleyman'ın zenginliğine şahit olduktan sonra Allah'a iman etmesi, Sebe Ülkesi'nde vicdan özgürlüğünün var olduğunu kanıtlar. Bu durum, toplumda baskıcı bir zorbalık mekanizmasının bulunmadığını göstermektedir.