logo HARUN YAHYA

Sonuç: Tesadüf Teorisinin Büyüsü Kalkmaktadır

Sonuç: Tesadüf Teorisinin Büyüsü Kalkmaktadır

altın sülün tüyü

Altın sülün tüyü

Önyargısız, hiçbir ideolojinin etkisi altında kalmadan, sadece aklını ve mantığını kullanan her insan, bilim ve medeniyetten uzak toplumların hurafelerini andıran, zaman, tesadüf ve çamurun biraraya gelerek "yaratıcı bir ilah" oluşturduğunu iddia eden evrim teorisinin, inanılması imkansız bir iddia olduğunu kolaylıkla anlayacaktır.

Baştan bu yana belirtildiği gibi, evrim teorisine inananlar, dünyanın ilk dönemlerinden itibaren tesadüflerin ince ince çalıştığına ve zamanın da yardımı ile arazide birikmiş çamur karışımından düşünen, akleden, buluşlar yapan profesörleri, üniversite öğrencilerini, Einstein, Hubble gibi bilim adamlarını, Frank Sinatra, Charlton Heston gibi sanatçıları, bunun yanı sıra ceylanları, limon ağaçlarını, karanfilleri çıkardığına inanmaktadırlar. Üstelik, bu saçma iddiaya inananların bir kısmı bilim adamları, profesörler, kültürlü, eğitimli insanlardır. Bu nedenle evrim teorisi için "dünya tarihinin en büyük ve en etkili büyüsü" ifadesini kullanmak yerinde olacaktır. Çünkü, dünya tarihinde insanların bu derece aklını başından alan, akıl ve mantıkla düşünmelerine imkan tanımayan, gözlerinin önüne sanki bir perde çekip çok açık olan gerçekleri görmelerine engel olan bir başka inanç veya iddia daha yoktur. Bu, Afrikalı bazı kabilelerin totemlere, Sebe halkının Güneş'e tapmasından, Hz. İbrahim'in kavminin elleri ile yaptıkları putlara, Hz. Musa'nın kavminin altından yaptıkları buzağıya tapmaları veya Hıristiyanların taşıdığı teslis inancı kadar vahim hatta daha da akıl almaz bir körlüktür. Peygamber Efendimiz (sav)böyle insanlar için "Gözü kör olan değil basireti kör olan kimse kördür."(Ramüz El-Hadis, s. 362) diye buyurmuşlardır. Bu durum, Allah'ın Kuran'da da işaret ettiği bir akılsızlıktır. Allah, bazı insanların anlayışlarının kapanacağını ve gerçekleri görmekten aciz duruma düşeceklerini birçok ayetinde bildirmektedir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:

Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için fark etmez; inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azap onlaradır. (Bakara Suresi, 6-7)

altın sülün tüyü altın sülün tüyü

Altın sülün tüyü

Altın sülün tüyü

…Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

Allah başka ayetlerinde ise, bu insanların mucizeler görseler bile inanmayacak kadar büyülendiklerini şöyle bildirmektedir:

Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de, mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir. (Hicr Suresi, 14-15)

Bu kadar geniş bir kitlenin üzerinde bu büyünün etkili olması, insanların gerçeklerden bu kadar uzak tutulmaları ve 150 yıldır bu büyünün bozulmaması ise, kelimelerle anlatılamayacak kadar hayret verici bir durumdur. Çünkü, bir veya birkaç insanın imkansız senaryolara, saçmalık ve mantıksızlıklarla dolu iddialara inanmaları anlaşılabilir. Ancak dünyanın dört bir yanındaki insanların, şuursuz ve cansız atomların ani bir kararla biraraya gelip; olağanüstü bir organizasyon, disiplin, akıl ve şuur gösterip kusursuz bir sistemle işleyen evreni, canlılık için uygun olan her türlü özelliğe sahip olan Dünya gezegenini ve sayısız kompleks sistemle donatılmış canlıları meydana getirdiğine inanmasının, "büyü"den başka bir açıklaması yoktur.

Allah Kuran'da, inkarcı felsefenin savunucusu olan bazı kimselerin, yaptıkları büyülerle insanları etkilediklerini Hz. Musa ve Firavun arasında geçen bir olayla bizlere bildirmektedir. Hz. Musa, Firavun'a hak dini anlattığında, Firavun Hz. Musa'ya, kendi "bilgin büyücüleri" ile insanların toplandığı bir yerde karşılaşmasını söyler. Hz. Musa, büyücülerle karşılaştığında, büyücülere önce onların marifetlerini sergilemelerini emreder. Bu olayın anlatıldığı ayet şöyledir:

(Musa:) "Siz atın" dedi. (Asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmiş oldular. (Araf Suresi, 116)

Görüldüğü gibi Firavun'un büyücüleri yaptıkları "aldatmacalar"la - Hz. Musa ve ona inananlar dışında- insanların hepsini büyüleyebilmişlerdir. Ancak, onların attıklarına karşılık Hz. Musa'nın ortaya koyduğu delil, onların bu büyüsünü, ayetteki ifadeyle "uydurduklarını yutmuş" yani etkisiz kılmıştır:

arpa bulutlar gökyüzü

Biz de Musa'ya: "Asanı fırlatıver" diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp yutuyor. Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı. Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler. (Araf Suresi, 117-119)

Ayetlerde de bildirildiği gibi, daha önce insanları büyüleyerek etkileyen bu kişilerin yaptıklarının bir sahtekarlık olduğunun anlaşılması ile, söz konusu insanlar küçük düşmüşlerdir. Günümüzde de bir büyünün etkisiyle, bilimsellik kılıfı altında son derece saçma olan bu iddialara inanan ve bunları savunmaya hayatlarını adayanlar, eğer bu iddialardan vazgeçmezlerse gerçekler tam anlamıyla açığa çıktığında ve "büyü bozulduğunda" küçük duruma düşeceklerdir. Nitekim, yaklaşık 60 yaşına kadar evrimi savunan ve ateist bir felsefeci olan, ancak daha sonra gerçekleri gören Malcolm Muggeridge evrim teorisinin yakın gelecekte düşeceği durumu şöyle açıklamaktadır:

"Ben kendim, evrim teorisinin, özellikle uygulandığı alanlarda, geleceğin tarih kitaplarındaki en büyük espri malzemelerinden biri olacağına ikna oldum. Gelecek kuşak, bu kadar çürük ve belirsiz bir hipotezin inanılmaz bir saflıkla kabul edilmesini hayretle karşılayacaktır." (Malcolm Muggride, The End of Christendom, Grand Rapids: Eerdmans, 1980, s.43)

Bu gelecek, uzakta değildir aksine çok yakın bir gelecekte insanlar "tesadüfler"in ilah olamayacaklarını anlayacaklar ve evrim teorisi dünya tarihinin en büyük aldatmacası ve en şiddetli büyüsü olarak tanımlanacaktır. Bu şiddetli büyü, büyük bir hızla dünyanın dört bir yanında insanların üzerinden kalkmaya başlamıştır. Artık evrim aldatmacasının sırrını öğrenen birçok insan, bu aldatmacaya nasıl kandığını hayret ve şaşkınlıkla düşünmektedir.

Sen Yücesin,
bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, cansız atomların ve tesadüflerin bilinçli, akıllı varlıkları oluşturduğu iddiasının mantıksal bir imkansızlık olduğunu vurgulamaktadır. Söz konusu iddiaların bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığı ve insanların bu yanılgı karşısında adeta büyülenmiş gibi gerçekleri göremediği ifade edilmektedir. Bölümde, bu büyük aldatmacanın sona ereceği ve gelecekte bir komedi malzemesi olarak görüleceği dile getirilmektedir.

Önemli Noktalar

  • Tesadüflerin bir ilah gibi görülmesi, dünya tarihindeki en büyük akıl ve mantık kaybı olarak tanımlanmaktadır.
  • Allah'ın yaratma sanatının kusursuzluğu karşısında, tesadüf teorisinin savunduğu iddialar bilimsel açıdan geçersizdir.
  • Bazı insanların gerçekleri görmekten aciz kalması, Kur'an'da belirtilen basiretin bağlanması durumuyla açıklanmaktadır.
  • Hz. Musa ve büyücüler kıssası, hakikatler ortaya çıktığında batıl iddiaların nasıl yok olup gittiğine dair bir örnek teşkil etmektedir.
  • Yakın gelecekte tesadüf teorisinin dünya tarihinin en büyük aldatmacası olarak kabul edileceği öngörülmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tesadüf teorisinin bir büyü olarak nitelendirilmesinin temel nedeni nedir?

Akıl ve mantıkla düşünmeye imkan tanımayan, gözlerin önüne bir perde çekerek çok açık gerçeklerin görülmesini engelleyen sahte bir inanç olduğu için büyü olarak tanımlanmaktadır.

Hz. Musa kıssası sahte inançların çöküşü hakkında ne öğretmektedir?

Hakikat ortaya çıktığında batıl iddiaların bir sahtekarlık olduğunun anlaşılacağını ve bunu savunanların küçük düşeceğini gösteren ibretli bir örnektir.

İnsanların açık gerçekleri görmesini engelleyen basiret körlüğü ne anlama gelir?

Gözlerin görmesine ve kulakların işitmesine rağmen kalbi olarak kavrayamamak ve yaratılış gerçeği karşısında akılsızca davranmak anlamına gelir.

Malcolm Muggeridge evrim teorisinin geleceği hakkında hangi öngörüde bulunmuştur?

Teorinin geleceğin tarih kitaplarında en büyük espri malzemelerinden biri olacağını ve bu kadar çürük bir hipotezin nasıl bu kadar saflıkla kabul edildiğinin hayretle karşılanacağını ifade etmiştir.