logo HARUN YAHYA

Sonuç

Sonuç

Kitabın başından bu yana müminlerin dini nasıl büyük bir şevkle yaşadıklarına, bundan nasıl büyük bir haz aldıklarına ve hayırlarda şevkle yarışıp öne geçmelerinden dolayı Allah Katında nasıl üstün ve şerefli bir karşılık alacaklarına değindik. Şevkin müminlere nasıl bir irade, kararlılık ve cesaret vediğine dikkat çektik. Allah'ın, "... eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz" (Al-i İmran Suresi, 139) ayetinin şevkli insanlar üzerinde nasıl tecelli ettiğini anlattık.

Aynı şekilde Allah'ın ve ahiretin hak olduğunu bildikleri halde gevşeklik göstererek geride kalan kimselerin şevksizliklerine de değindik. Onların nasıl bir kayıp içerisinde olduklarını göstererek, hesap günü ne kadar büyük bir pişmanlığa kapılacaklarını izah ettik. "Çalışıp boşa yorulanlardan" olabileceklerini hatırlatarak, vakit varken onları "gönülden" iman etmeye davet ettik. İman edenlerin arasında yaşadıkları ve Kuran'ı bildikleri halde müminlerden farklı bir karakter gösteren kimseleri, müminlerden hem de "en önde yarışıp, takva sahiplerine önder olanlardan" olmaya çağırdık. Allah'ın din ahlakını yaşama konusunda şevkli kullarını nasıl rahmetiyle müjdelediğini anlatarak onları harekete geçmeye teşvik ettik. "Uyarılanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak." (Saffat Suresi, 73) ayetiyle, müminlerin arasında, Kuran ahlakının mükemmelliğine yakından şahit olarak uyarılanların sonunun azap olabileceğini hatırlattık.

Kitabın sonuna geldiğimizde ise tüm vicdan sahibi kimselere, vicdanlarının sesini dinleyip Allah'ın Kuran’daki davetine büyük bir şevkle icabet etmelerini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Çünkü insan, dünyaya bir kez gelir, bir kez imtihan olur ve öldükten sonra bir daha bunun geri dönüşü mümkün değildir.

Dünya hayatı, Kuran'da da bildirildiği gibi "göz açıp kapayıncaya kadar" geçer. İnsan burada vicdanını, iradesini belki bir süre kullanacak ama sonsuza kadar Allah'ın rahmetiyle rahat edecektir. Fakat sadece "burada nefsimin tutkularını tatmin edeyim" diye kendini kandırarak hak dinden yüz çevirecek olursa, eksikliklerle dolu kısa bir dünya hayatı için sonsuz ve mükemmel ahiret hayatını- Allah'ın dilemesi dışında- kaybeder. Oysa bu, asla değmeyecek bir alışveriş ve değmeyecek bir seçimdir.

Akılcı olan ise dünya hayatında nefsinin peşine düşmeyip cenneti kazanmaktır. Çünkü insan ölüm melekleri ile karşılaştığında dünya hayatında tattığı ve önemli gördüğü zevkleri aklından geçirmeye bile vakti olmayacaktır. Sonrasında ise hesap gününün dehşeti yaşanacaktır.

Ama eğer insan ömrünü Allah'a adamışsa, şevkle dine sarılmışsa, bu dehşetten yana korkacak hiçbir şeyi olmayacak, içi rahat ve huzurlu olacaktır. Çünkü amel defteri temizdir. Hiçbir endişeye kapılmadan "... Alın kitabımı okuyun." (Hakka Suresi, 19) diyecektir. Öyleyse böyle güzel bir sonla karşılaşmak varken neden aksi olsun, neden insan ahirette amel defterini korkuyla versin, neden pişmanlık duysun? Güzel bir sona kavuşmak için insanın yapacağı tek şey, vicdanını kullanıp samimiyetle ve şevkle Kuran ahlakını yaşamaktır. Zaten insanın asıl rahat edeceği, dünyadan gerçek anlamda keyif alacağı hayat şekli de budur. Aksine yani "dünya hayatını daha iyi yaşayayım" diye hırs yaptığında zaten dünyadan da bir zevk alamadığını görecektir.

Bu nedenle elinizdeki kitapta, tüm insanlar bu vicdan muhasebesini yapmaya, ahiretten yana yaptıklarını hiçbir zaman için yeterli görmemeye ve kendilerine peygamberlerin şevkini, coşkusunu, onların çabasını hedef almaya davet edilmektedir.

İman edenler gelmiş geçmiş tüm Müslümanlar arasında Allah'a en yakın insan olabilmek ve eni göklerle yer kadar olan cennete kavuşmak için yarışmalıdırlar. Çünkü Allah ayetlerinde iman edenleri Kendi rahmetine kavuşabilmeleri için büyük bir şevkle hayırlarda yarışıp öne geçmeye çağırmaktadır.

Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, Allah dine şevkle sarılanları ahiretteki dereceleri bakımından üstün tutmuş ve onlara nimetlerle donatılmış cennetlerini vaat etmiştir. Vakıa Suresi'ndeki ayetlerde sonsuz şefkat sahibi olan Rabbimiz iman edenleri şöyle müjdelemektedir:

Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde; Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, birazı da sonrakilerden. 'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler. Karşılıklı yaslanmışlardır. (Vakıa Suresi, 10-16)

 

Sen Yücesin,
bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, müminlerin dini yaşarken sahip olmaları gereken şevkin, iradenin ve kararlılığın üzerinde durmaktadır. Kur'an ahlakının gereği olarak hayırlarda yarışmanın önemi vurgulanırken, dünya hayatının geçiciliği ve ahiretteki sonsuz yaşam için hazırlık yapmanın gerekliliği hatırlatılmaktadır. Okuyucu, vicdanını kullanarak Allah'ın rızasına uygun bir yaşam sürmeye ve iman ahlakında derinleşmeye davet edilmektedir.

Önemli Noktalar

  • Müminler dünya hayatının geçiciliğinin bilincinde olarak her anlarını Allah'ın rızasına uygun bir şevkle geçirmelidir.
  • Hayırlarda yarışmak ve takva sahipleri arasında öne geçmek, Allah'ın vaat ettiği cennet nimetlerine kavuşmanın anahtarıdır.
  • Dünya hayatındaki nefsi tutkuların aksine Kur'an ahlakını yaşamak, insana dünyada ve ahirette gerçek huzuru ve rahatı kazandırır.
  • Hesap gününde korku ve pişmanlık yaşamamak için insanın vicdanını kullanarak samimiyetle iman etmesi en temel sorumluluktur.

Sıkça Sorulan Sorular

İman edenlerin hayırlarda yarışması neden önemlidir?

Hayırlarda yarışmak, müminin Allah'a olan yakınlığını ve O'nun rızasına duyduğu derin arzuyu gösterir. Bu çaba, ahiretteki derecenin yücelmesine ve cennetin en üst makamlarına ulaşmaya vesile olan önemli bir iman göstergesidir.

Dünya hayatı neden sadece geçici bir imtihan alanı olarak görülmelidir?

Dünya hayatı, Kur'an'da bildirildiği üzere göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısa bir süredir. Bu sürenin nefsi tutkularla heba edilmesi yerine, sonsuz ve mükemmel olan ahiret hayatını kazanmak için kullanılması asıl amaç olmalıdır.

Şevkli bir imanın mümin üzerindeki etkileri nelerdir?

Şevkli bir iman, kişiye güçlü bir irade, sarsılmaz bir kararlılık ve cesaret kazandırır. Bu ruh hali, müminin karşılaştığı zorluklar karşısında gevşememesini, daima canlı ve aktif bir vicdanla Allah'a yönelmesini sağlar.

Hesap gününde huzurlu olabilmenin yolu nedir?

Hesap gününde endişe ve korkudan uzak olabilmek, dünya hayatında yaşamı bütünüyle Allah'a adamış olmaya ve Kur'an ahlakını şevkle uygulamaya bağlıdır. Amel defteri temiz olan bir mümin, ahirette büyük bir huzur ve güven içinde olacaktır.