logo HARUN YAHYA

Münafık Neden İbadet Eder, Neden Müminlerlebirlikte Olur?

Münafık Neden İbadet Eder, Neden Müminlerlebirlikte Olur?

Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahitlik eder.
(Münafikun Suresi, 1)

Münafıkların şeytanla ortak özellik gösterdikleri 'sapkın ve esrarengiz isyan' konusunu önceki bölümde inceledik. Ayrıca münafıkların -dinsizlerden biraz daha farklı olarak- Allah'ın varlığını bilen ama O'nun emirlerine uymayan, üstelik bunu yaparken de kendilerini deşifre etmemeye çalışan ve inananlardan gerçek karakterlerini saklayıp, onlara kendilerini dindar olarak tanıtmaya uğraşan 'garip' mantıklı kişiler olduklarını gördük.

Bu aşamada şu soru akla gelmektedir. Gerçekte imanı kalplerinde yaşamadıkları halde neden iman etmiş gibi görünürler?

Çünkü münafıkların konumu diğer inkarcılardan farklıdır. Münafık Kuran'da anlatılanları yeterli derecede anlamıştır. Allah'a kulluk vazifesini yerine getirmek için, ayetlere tam olarak uyması gerektiğini öğrenmiştir. Bunu da kendi diliyle tasdik eder. Ancak kalbindeki, dilindekiyle bir değildir. Kalbinde inançsızlığı, isyanı, fıskı barındırdığı halde, dilinde Allah'ın adını taşıması münafıklığının en büyük göstergesidir.

Aslında inançlı bir insanın münafıkların bu karanlık ruh halini tam olarak kavraması pek mümkün değildir. Çünkü Allah korkusu olan bir insanın, söyledikleriyle yaptıkları her zaman birdir. Dolayısıyla münafıkların ikiyüzlülükleri, sahtekarlıkları inananları ancak şaşırtır. Fakat yine de Kuran'da müminlere bildirildiği kadarıyla münafıkların bu karanlık ruh halleri ile ilgili bazı sebepler sayılabilir.

1)Maddi Menfaat Sağlamak İsterler

Münafığın müminlere dost gibi görünmesinin en büyük nedenlerinden biri, kendisine maddi çıkar sağlama arzusudur. Müminler Allah'ın kendilerine verdiği lütuf sayesinde manevi olduğu gibi, maddi bir güç ve iktidara da sahiptirler. Bunun örneği tarihte çok görülmüştür. Kuran'daki birçok ayette Hz. Süleyman (as)'ın, Hz. Muhammed (sav)'in, Hz. Davut (as)'ın, Hz. Zülkarneyn (as)'ın ve daha pek çok elçinin sahip oldukları maddi güç ve iktidardan bahsedilmektedir. Örneğin Hz. Süleyman (as)'la ilgili olarak bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. 'Ey Davut ailesi, şükrederek çalışın' kullarımdan şükredenler azdır. (Sebe Suresi, 13)

Hz. Süleyman (as)'ın sahip olduğu kaleler, heykeller, büyük çanaklar ve kazanlar, hiç şüphesiz dönemin ihtişamını ve zenginliğini ifade etmektedir. Bir başka ayette de Hz. Süleyman (as)'ın, ileri bir teknoloji kullanılarak zemini saydamlaştırılmış bir köşke sahip olduğundan ve büyük bir mülkün sahibi olan Sebe Melikesi Belkıs'ın bu köşkten son derece etkilendiğinden şöyle bahsedilmektedir:

Ona : 'Köşke gir' denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman) Dedi ki: 'Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir.(Neml Suresi, 44)

Kehf Suresi'nde ise, ilim ve iktidar sahibi bir mümin olan Hz. Zülkarneyn (as)'ın sahip olduğu güç şöyle anlatılmaktadır:

Gerçekten, Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona herşeyden bir yol (sebep) verdik.(Kehf Suresi, 84)

Nisa Suresi'ndeki başka bir ayette de, Kuran'da güzel ahlakıyla çok övülen Hz. İbrahim (as)'ın ve ailesinin büyük bir mülkün sahibi olduklarından bahsedilmektedir. Bunlardan başka, Allah'ın iman edenlere, onları daha önce 'ayak basmadıkları' yerlere varisçi kılacağına dair vaadi vardır. Ayette şöyle bildirilir:

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra küfre saparsa, işte onlar fasık olanlardır. (Nur Suresi, 55)

Allah vaadini her zaman gerçekleştirmiştir. Kuran'da şöyle buyrulmaktadır:

Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır.) (Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp yok oldu gitti.(İbrahim Suresi, 14-15)

Allah'ın müminleri her zaman desteklemesi münafıklara müminlerle birlikte olduklarında bir menfaat sağlayabileceklerini düşündürtür. İşte bu nedenle -din ahlakıyla gerçek anlamda alakaları olmadığı halde- müminlerle olmak hoşlarına gider.

Fakat müminler, sahip oldukları mal ve mülk zenginliğini, münafığın yapmak istediği gibi, asla kendi çıkarları doğrultusunda harcamazlar. Zira onlar bütün malın ve mülkün Allah'ın olduğunu ve ancak O'nun yolunda harcanması gerektiğini bilirler. Bunu er geç fark eden münafık, müminlerin zenginliğinden kendine bir pay elde edemeyeceğini iyice kavradığında, onlardan ayrılma kararını almıştır bile...

Ayrıca zenginlik sahibi olan müminlerin ticari imkanları da çok geniştir. Bu imkanları da münafıkları derinden etkiler. Hatta birçok münafık, bazı ibadetleri (namaz, oruç, zekat gibi) yalnızca Müslümanlar arasında güvenilir bilinmek ve bu sayede onlar arasında geniş ticaret imkanı bulabilmek için uygular. Allah Kuran'da münafıkların ticaret konusundaki hırslarını ve bunun, onların en önem verdikleri konuların başında geldiğini şöyle haber verir:

Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: 'Allah'ın Katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır.' (Cuma Suresi, 11)

Elbette ki, bu riyakar davranışlarda bulunan münafıklar umduklarını bulamayacaklar, dünyada kazandıkları zararın yanı sıra, ahirette de hüsrana uğrayacaklardır.

2) Çevrelerini Ve Prestijlerini Artırmak İsterler

Ahlakları, kültürleri ve saygınlıkları dolayısıyla müminlerin çevresi geniştir. Aynı zamanda yaşadıkları toplumun ileri gelenlerine din ahlakını anlattıkları için onlarla yakın bağlantıları da vardır. Bunun yanında fikri mücadele içinde oldukları belli bir zümre hariç, halkın arasında da geniş kitleler tarafından çok sevilirler. Ve bu sevgi, inananların yeryüzü üzerindeki gücü ve hakimiyeti arttıkça çoğalır. Gittikçe artan destekle birlikte içinde yaşadıkları toplumda saygınlıkları, diğer insanlardan çok farklı bir 'kaliteye' sahip oldukları, çok üstün bir ahlakı yaşadıkları da açıkça anlaşılmaya başlar.

Müslümanlar güzel ahlakları ve görülmemiş kararlılıkları dolayısıyla haklı bir şöhrete de sahiptirler. Örneğin Kuran'da Hz. İbrahim (as)'ın kararlılığı ile genç yaşında halk arasında yayılan haklı ünü ve tanınmışlığı ayette şöyle bildirilir:

"Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler.(Enbiya Suresi, 60)

Yine başka ayetlerde Allah'ın elçileri için şu şekilde buyrulmaktadır:

Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?"(Saffat Suresi, 36)

Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi?(İnşirah Suresi, 4)

İşte tüm bu şan, şöhret ve tanınmışlıktan etkilenen zayıf karakterli münafıklar, müminlerle birlikte olarak bir şahsiyet kazanmaya çalışırlar. Onlarla beraber olurlarsa kendilerinin de çevrelerinde onlar kadar etkileyici ve şahsiyetli tanınacaklarını düşünürler.

Ancak elbette Allah onlara, inananlarla birlikte oldukları süre içinde çıkardıkları fitne ve bozgunculuk sebebiyle, umdukları şanı değil, hak ettikleri aşağılanmayı tattırır.

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, münafıkların kalplerinde iman taşımadıkları halde neden ibadet ettiklerini ve müminler arasında göründüklerini Kur'an'daki delillerle açıklamaktadır. Münafıkların temel motivasyonlarının maddi çıkar sağlama arzusu ve müminlerin sahip olduğu saygınlık üzerinden kendi prestijlerini artırma çabası olduğu vurgulanmaktadır. İkiyüzlü karakterlerinin arka planı ve bu sahte davranışların dünyevi hedefleri üzerinde durulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Münafıkların müminler arasında bulunmasının temelinde maddi menfaat ve dünyevi kazanç hırsı yatmaktadır.
  • Münafıklar, müminlerin toplumdaki saygınlığından yararlanarak kendilerine şahsiyet ve prestij kazandırmaya çalışırlar.
  • Allah müminleri yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacağını vaat etmiştir ve bu vaat münafıkların hırsını tetikler.
  • İbadetlerin ve dini görünümün münafıklar tarafından bir ticaret aracı gibi kullanılması, onların samimiyetsizliğini ortaya koymaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Münafıkların iman etmiş gibi görünmelerinin temel nedeni nedir?

Münafıklar kalplerinde gerçek bir inanç taşımadıkları halde, müminlerin maddi imkanlarından pay alma arzusu ve toplumsal prestijlerinden yararlanmak için iman etmiş gibi görünürler.

Münafıkların müminlerle birlikte olma konusundaki beklentileri nasıl sonuçlanır?

Münafıklar müminlerin sahip olduğu dünyevi gücü ve ticaret imkanlarını kullanarak çıkar sağlamayı umarlar ancak müminlerin malı Allah yolunda harcama anlayışını görünce hüsrana uğrarlar.

Kur'an'a göre münafıklar ticaret ve eğlence karşısında nasıl bir tavır sergilerler?

Münafıklar ticaret veya eğlence gibi dünyevi bir menfaat gördüklerinde, manevi değerleri ve Allah'ın rızasını ikinci plana atarak bu çıkarlara yönelirler.

Müminlerin toplumdaki şan ve şöhreti münafıkları nasıl etkiler?

Münafıklar, müminlerin sahip olduğu haklı şöhretten ve saygınlıktan etkilenerek, onlarla birlikte olduklarında kendi çevrelerinde de bir itibar kazanacaklarını düşünürler.