logo HARUN YAHYA

Kendini Kandırmak Yerine Samimiyet

Kendini Kandırmak Yerine Samimiyet

Sonsuzluk içinde insan yalnızca bir kere denenir ve bu deneme süresi onar senelik ortalama 6-7 dilimden oluşur. Ve kişinin sonsuz yaşamını bu deneme süresi içindeki tavrı belirler. Bu kısacık, ama son derece ehemmiyetli süreyi de insan kendisini kandırarak geçirirse imtihanı kaybeder. İşte gerçek olan budur; insan kendini kandırarak ne gerçeği değiştirebilir, ne de sorumluluktan kurtulabilir.

Tam tersine insanın dünyada gerçeklerden kaçması yalnızca kendi aleyhinedir. Bu kişi vicdanını örterek kendini aldattığı, türlü bahane ve gerekçelerle rahatlatmaya çalıştığı her an aslında korkunç bir kayıp içindedir. Ahirette ise bu akılsızlığı nedeniyle -Allah'ın dilemesi dışında- telafisi asla mümkün olmayacak bir pişmanlık içinde olacaktır.

Durum böyleyken insanın değil kendisini kandırması, son derece açık bir şuurla ve dikkatle kulluk görevini yerine getirmesi gerekir. Bu da, kişinin her an vicdanının sesini dinlemesi ve Allah'ın kitabına uyması ile mümkündür. Samimi olarak iman eden bir insan için başka bir yol yoktur. İnsanın dünyada yaşadığı süre boyunca her geçen saniye ölüme ve hesap gününe biraz daha yaklaştığını, yaptığı her davranışın, aklından geçen her düşüncenin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğunu ve bunlardan sorumlu tutulacağını düşünmesi, kendisi için en güzel ve kazançlı olan yoldur. Dikkat edin, Allah'a karşı samimi olmaya yönelten bu yol, insan için en kolay olanıdır. Bir anlık düşünmenin ve karar almanın ardından insan tüm yaşamı boyunca bu kararın getirdiği şuur açıklığı ile yaşayabilir. Bu şuur açıklığını kazandığında ise hiçbir konuda kendini kandırarak, kendi kendini ebedi bir zarara uğratmaz.

Unutmayın; kendini kandırmak insan için, bir nevi ateşle oynamaktır. Kişi, bu şekilde oyalanırken ve tam da dünyaya dalmışken bir anda canını teslim almaya gelen melekleri yanında bulabilir. Melekler canını, bir ayetin ifadesiyle "ta derinden acı ile sökerlerken" acaba aynı oyunu ve kandırmacayı sürdürebilecek midir?

"Ne iyi ettim, dünyadaki hayatım boyunca yedim, içtim, gezdim, eğlendim, sorumluluklarımı, kulluk vazifemi göz ardı ettim, hiç düşünmedim" diyebilecek midir? Kuşkusuz ki hayır. Bu, en gafil insanın bile aklından geçiremeyeceği bir düşüncedir. Tam tersine o anda tarifsiz bir korku, dehşet ve panik yaşayacaktır. Ama bu daha başlangıçtır, cehennemin kapılarından içeri girdiğinde bu korku ve pişmanlık dayanılmaz boyutlara varacak, ruhu sonsuz bir yıkıma uğrayacaktır. Bu, bütün insanların aklından bir an bile çıkarmaması gereken bir gerçektir. Allah bu gerçeği ayetlerinde hatırlatırken, kendilerini kandıran insanların pişmanlıklarını ve çaresizliklerini de şöyle bildirmektedir:

Azab size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azab apansız size gelip çatmadan evvel. Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): "Allah yanında (kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana) doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim." Veya: "Gerçekten Allah bana hidayet verseydi, elbette muttakilerden olurdum" diyeceği, ya da azabı gördüğü zaman: "Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da, ihsan edenlerden olsaydım" (diyeceği günden sakının). (Zümer Suresi, 54-58)

"Bir İnsan Samimi Olursa, En Güzel, En Doğru Tavrı Allah O Kişinin Vicdanına İlham Eder"

ADNAN OKTAR: ...Mü'minun Suresi; "İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler." Demek ki biz hayırlarda yarışacağız. En iyisini yapmaya çalışacağız. En vicdanlı, en güzel tavrı yapmaya çalışacağız. En sevecen, en güzel tavır Allah tarafından bize ilham edilir. Vicdanımızı eğer baskı altına almazsak en güzeli zaten rahatça buluruz. "Hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz." Ne kadar büyük bir mucize bu. Hiçbir insan tahammül edemeyeceği bir şeyle karşılaşmıyor dünyada, dünya tarihinden bu yana olmamış. Tahammül edemeyeceği, güç yetiremeyeceği bir şeyle karşılaşmıyor. "Elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar." Bu kitap, kader kitabı. Bizim ne yapacağımızın, ne edeceğimizin hepsinin yazılı olduğu kitap. "Onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar." İnsanların çoğu Allah'ın insanları haksızlığa uğrattığını düşünür. Birçok insan ondan sapıtır. Allah hiçbir şekilde insanları haksızlığa uğratmaz. Sadece insan derin düşünemediği için; sathi, yüzeysel düşündüğü için bu hakikatleri göremiyor... (Adnan Oktar'ın 3 Şubat 2011, Samsun AKS TV röportajından)

Sen Yücesin,
bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, insanın dünya hayatındaki sınırlı imtihan sürecini nasıl geçirmesi gerektiğini ve vicdanını örtmenin getirdiği manevi kayıpları incelemektedir. Kişinin kendini bahanelerle kandırmasının ahirette telafisi mümkün olmayan bir pişmanlığa yol açacağı vurgulanırken, Allah'a karşı samimi olmanın ve vicdanın sesini dinlemenin insana kazandırdığı şuur açıklığı üzerinde durulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • İnsan dünya hayatındaki imtihanında kendini kandırarak sorumluluklarından kaçamaz ve bu durum sadece kendi aleyhine bir kayıptır.
  • Allah'a karşı samimi olmak, insanın vicdanının sesini dinlemesi ve Kur'an'a uymasıyla mümkün olan en doğru ve kazançlı yoldur.
  • Dünya hayatının geçiciliği ve hesap gününün yakınlığı düşünülerek, samimiyetle kulluk vazifesini yerine getirmek esastır.
  • Allah hiçbir insana taşıyabileceğinden fazlasını yüklememekte ve kader kitabında yazılanlar çerçevesinde kimseye haksızlık etmemektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Dünya hayatındaki imtihan sürecinde insanın kendini kandırması ne gibi sonuçlar doğurur?

Kişi kendini bahanelerle avutarak sorumluluklarından kaçmaya çalışsa da, bu durum ahirette telafisi imkansız bir pişmanlığa ve derin bir dehşete yol açar. İnsanın vicdanını örtmesi veya gerçekleri göz ardı etmesi, sadece kendi ruhunun sonsuz bir yıkıma uğramasına neden olur.

Allah'a karşı samimi bir kul olmak için izlenmesi gereken yol nedir?

İnsanın vicdanının sesini her an dinlemesi, yaptığı her davranışın ve aklından geçen her düşüncenin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğunu bilerek hareket etmesi gerekir. Allah'ın kitabına uymak ve hesap gününün yakınlığını hatırda tutmak, samimiyeti korumanın temelidir.

İnsanın tahammül edemeyeceği bir durumla karşılaşmaması ne anlama gelir?

Allah'ın yaratma sanatında hiçbir insan gücünün yettiğinden fazlasıyla imtihan edilmez. Bu, dünya tarihi boyunca geçerli olan bir mucizedir ve Allah'ın kullarına karşı hiçbir haksızlık yapmadığının en açık delilidir.

Vicdanın sesini duymak ve doğru tavrı belirlemek neden önemlidir?

Vicdan, Allah'ın insana verdiği en temel rehberdir. Kişi vicdanını baskı altına almaz ve samimiyetle doğruyu ararsa, Allah ona her durumda en güzel ve en doğru tavrı ilham eder.