Mezarınızdan Bu Dünyadaki Hayatınıza Hiç Bakıyor musunuz?
Her beden, dünyanın en güzel insanının vücudu da dahil, mezarda darmadağın olacak. Bedeni hırsla sahiplenmenin manası yok.
En ala en güzel vücut bile toprağın altında paramparça olacak. Hayat çok kısa. Halihazırda Allah’ın verdiği şekle hamd ederiz, şükrederiz ama o vücuda insanın bağlanması olmaz. Dünya güzeli insan, bir açılıyor mezarı bir iskelet, kafatası, kollar kemikler. Nice pehlivanlar nice aslanlar mezarda kemikleri çürümüş yatıyorlar.
İnsanın enaniyet yapacak hali yok ki; sen kandan, etten, kemikten, sinirden oluşmuş bir varlıksın, doğal ihtiyaçların var, ne havalara giriyorsun? Ölüp gideceksin, nereye poz yapıyorsun? Ve çok kısa sürede bitiyor hayat. Her cenaze mezarın içinde alenen şişip patlıyor. Havaya girecek bir hali yok insanın, zavallı bir varlık.
Şımarma, azıtma ve insanlara gösteriş yapma iç içedir. Gariban insanlara poz yapıyor. Sen de garibansın, insanlar da gariban. Ölüp gideceksin. Aklını başına al. Etten kemikten oluşmuşsun nihayet. Elbise giysen ne olur? Bilgisayarın olsa ne olur? Telefonun olsa ne olur? Et kemik olduğun için ölüyorsun, mezarın altına koyuyorlar, paramparça olup çürüyeceksin. Niye şımarırsın? Niye azıtırsın? Niye gösteriş yaparsın?
Bediüzzaman'ın mezarı Isparta'dan alınıp, Van'a, Horhor Medresesi'nin olduğu yere nakledilsin. Hükümetimiz orada güzel türbe şeklinde bir mezar hazırlasın ve korumaya alsın.
Mezar, güzel-çirkin demiyor, hepsini aynı şekle getiriyor. Bir estetik ameliyatı yapıyor toprak, bakıyorsun ki hepsi tebessüm eden kafataslarına dönüşmüş. Pırıl pırıl, toprak altı mahallesinde hepsi beraber yatıyor.