| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
|
Rotahaber, 24 Mayıs 2012
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
|
Rotahaber, 24 Mayıs 2012
| ||
Başbakan, MİT mensuplarının İmralı görüşmelerini, istihbarat teşkilatının doğası ve görevinin bir parçası olarak görmektedir. Bu tür adımlar, dünya genelindeki istihbarat örgütlerinin çalışma prensipleri doğrultusunda atılmaktadır.
İstihbarat teşkilatları, görevlerinin niteliği gereği operasyonel faaliyetlerde bulunurken farklı kimliklere bürünebilirler. Bu, bilgi toplama, tuzak kurma veya provokasyon gibi mücadele yöntemlerinin bir parçasıdır ve başka türlü mücadelenin mümkün olmadığı düşünülmektedir.
Medyanın terörle mücadelede hükümete lojistik destek sağlaması ve bu süreçte hükümetinin yanında olduğunu hissettirmesi gerektiği belirtilmektedir. Aksi takdirde, yazılı ve görsel medyanın bu işte vebalde olduğu ifade edilmektedir.
Hakan Fidan, dürüst, vatansever, milliyetçi ve dindar bir insan olarak tasvir edilmektedir. Ayrıca, Türk-İslam Birliği'ni isteyen bir kişilik olduğu ve alnının teriyle makamına yükseldiği belirtilmektedir.
MİT'in çalışma prensipleri arasında, görevinin gereği olarak zaman zaman yalan söyleme, tuzak kurma veya oyun oynama gibi yöntemler bulunmaktadır. Bu durum, istihbarat örgütlerinin özel yasaları ve mücadele stratejileriyle açıklanmaktadır.
Makalede, Hakan Fidan'ın Türk-İslam Birliği'ni isteyen bir insan olduğu vurgulanarak, bu vizyonun MİT'in üst düzey yöneticilerinde de bulunabileceği ima edilmektedir. Bu bağlamda, MİT'in faaliyetlerinin daha geniş ulusal ve manevi hedeflere hizmet edebileceği düşünülmektedir.