

Evrim teorisi, canlı türlerinin birbirlerinden aşamalı olarak evrildiğini ve bu süreçte ara geçiş formlarının bulunduğunu iddia eder. Fosil kayıtlarının bu ara formları göstermesi gerektiğini savunur.
Archaeopteryx, hem kuşlara özgü tüylere hem de sürüngenlere özgü dişlere ve pençeli kanatlara sahip olduğu için, kuşlar ile sürüngenler arasında bir geçiş formu olduğu düşünülerek evrimciler tarafından uzun süre ara form olarak sunulmuştur.
Archaeopteryx'ten 70 milyon yıl önce yaşamış, tamamen kusursuz bir kuş olan Longisquama'nın bulunmasıyla, Archaeopteryx'in ilkel bir kuş veya ara form olmadığı, aksine kendi başına özgün bir kuş türü olduğu kesin olarak anlaşılmıştır.
Fosil kayıtları, canlı türlerinin aniden, eksiksiz ve kusursuz formlarda ortaya çıktığını göstermektedir. Canlıların kademeli değişimlerle evrildiğine dair ara formlar bulunmaması, yaratılışın açık bir delili olarak kabul edilmektedir.
95 milyon yıllık Cichlidae fosili, günümüzdeki Cichlidae türleriyle neredeyse aynı özelliklere sahip olup, milyonlarca yıl boyunca hiçbir evrimsel değişim geçirmediğini kanıtlamaktadır. Bu durum, türlerin yaratıldığı gibi kaldığını gösteren önemli bir yaratılış delilidir.