| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Sabah Gazetesi, 31 Ocak 2009 ![]() Milliyet Gazetesi, 31 Ocak 2009 ![]() Timetürk, 30 Ocak 2009 ![]() ![]() ![]() ![]()
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Sabah Gazetesi, 31 Ocak 2009 ![]() Milliyet Gazetesi, 31 Ocak 2009 ![]() Timetürk, 30 Ocak 2009 ![]() ![]() ![]() ![]()
| ||
Türk-İslam Birliği, Filistin sorununa kökten bir çözüm olarak görülmektedir. Bu birliğin oluşmasıyla İsrail derin devletinin etkisi ortadan kalkacak, bölgede barış ve huzur tesis edilecektir. Böylece Filistin'de yaşanan acıların son bulacağı düşünülmektedir.
Başbakan Erdoğan, Gazze'de yaşananları kınayan sözleri ve lider duruşu nedeniyle takdir edilmektedir. Kendisi Fatih Sultan Mehmet ve Abdülhamid gibi Osmanlı padişahlarına benzetilerek, İslam dünyasının başını kaldırmasını sağlayan bir lider olarak tanımlanmaktadır.
Türk-İslam Birliği'nin oluşmasıyla bölgede barış, zenginlik ve bolluk sağlanacaktır. Museviler sinegoglarda, Hıristiyanlar kiliselerde, Müslümanlar ise camilerde özgürce ibadet edebileceklerdir. Bu durum, bölgeyi bir cennet haline getirecek ve huzuru bozmaya çalışan ateist Siyonistlerin etkisini kıracaktır.
Ateist Siyonistler ve Masonlar, Filistin ve Kudüs'teki huzuru bozan temel unsurlar olarak gösterilmektedir. Onların varlığı, bölgenin cennet gibi olması gereken huzur ortamını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum ancak Türk-İslam Birliği'nin gücüyle engellenebilir.
Osmanlı döneminde Filistin, Kudüs ve çevresi bir çavuş ve bir tabur er ile huzur içinde yönetilmekteydi. Filistinliler, Osmanlı idaresi altında barış ve kardeşlik içinde yaşamışlardır. Bu dönem, bölgedeki huzurlu günlerin bir örneği olarak anılmaktadır.