İçinde bulunduğumuz çağda savaşlar, çatışmalar, yalnızlık ve güvensizlik dünyanın pek çok yerinde insanların hayat sevincini zayıflatmıştır. Oysa İslami kaynaklarda yer alan rivayetler ile Tevrat ve İncil’deki bazı açıklamalar, ahir zamanda sevginin, merhametin, kardeşliğin ve huzurun yeryüzüne hâkim olacağı kutlu bir dönemi haber vermektedir. Hz. Mehdi’nin vesile olacağı bu dönem, insanlara ümit veren büyük bir müjdedir.

İnsanlığın En Büyük İhtiyacı Sevgidir

Allah kainatı sevgi için yaratmıştır. İnsanın Allah’a duyduğu sevginin önemli bir göstergesi de O’nun yarattığı güzellikleri, insanları, hayvanları, bitkileri ve bütün canlıları sevmesidir. Sevgi; şefkati, merhameti, fedakarlığı, dostluğu ve barışı besler. İnsan ruhu ancak sevginin hâkim olduğu bir ortamda gerçek anlamda huzur bulabilir.


Günümüzde ise materyalist ve bencil anlayışların etkisiyle birçok insan sevgiden uzaklaşmış, manevi değerlerini ve yaşama sevincini kaybetmiştir. Savaşların, zulmün, çıkar çatışmalarının ve toplumsal yalnızlığın yaygınlaşması bu sevgisizliğin acı sonuçlarındandır. İnsanların sevgiye dair ümitlerini yitirmeleri, çağımızın en büyük manevi tehlikelerinden biridir.


Ancak bu karanlık tablo insanlığın değişmez kaderi değildir. Ahir zamanla ilgili haberlerde, Hz. Mehdi’nin vesilesiyle insanların birbirlerine sevgi ve şefkatle yaklaşacağı, kalplerin birlik içinde olacağı ve üzüntünün yerini sevincin alacağı bir dönem tarif edilmektedir.

Mehdiyet Döneminde Kalpler Sevgiyle Dolacaktır

Hz. Mehdi’nin gelişiyle birlikte yalnızca siyasi ve toplumsal şartlar değil, insanların ruh dünyası da büyük bir değişim yaşayacaktır. İman, güzel ahlak, merhamet ve kardeşlik güçlenecek; farklılıklar düşmanlık sebebi olmaktan çıkacaktır. İnsanlar birbirlerine güvenle yaklaşacak, sevgilerini açıkça ifade edecek ve Allah’ın yarattığı her güzelliğe şükürle bakacaklardır.


İslami kaynaklarda bu güzel dönemin manevi atmosferi şöyle haber verilmektedir:

İmam-ı Zaman’ın Hz. Mehdi’nin bereketiyle insanların kalpleri karşılıklı sevgi ve birlikle dolacaktır. (Biharü’l-Envar, c. 53, s. 187; Mikyalü’l-Mekarim, c. 1, s. 52

Hz. Mehdi zamanında sevgi ve şefkat dünyanın köşe bucak her yerine hâkim olacaktır. (İkbalü’l-A’mal, s. 507; Biharü’l-Envar, c. 21, s. 312)

Ey Ümmü Hani! Sonra karanlık gecedeki nur gibi zahir olur. Eğer sen o zamanda Hz. Mehdi’nin zamanında yaşarsan, sevinçten gözlerin parlar. (Şeyh Muhammed b. İbrahim en-Numani, Gaybet-i Numani, s. 171)

O, şiddetli sıkıntılardan, belalardan, korku ve açlıktan sonra kalplerdeki üzüntüyü giderecektir. Onun zamanında yaşayanlara ne mutlu! (Şeyh Muhammed b. İbrahim en-Numani, Gaybet-i Numani, s. 95–96)

Bu rivayetlerde tarif edilen sevinç, geçici ve yüzeysel bir mutluluk değildir. İnsanların Allah’a iman etmelerinden, vicdanlarına uymalarından ve birbirlerine samimi sevgiyle yaklaşmalarından doğan derin bir huzurdur. Korkunun, açlığın ve sıkıntının ardından kalplerdeki üzüntünün giderilmesi, Mehdiyet döneminin insan ruhunda meydana getireceği büyük ferahlığa işaret etmektedir.

Tevrat’ta Haber Verilen Sevinç ve Huzur Ortamı

Tevrat’ın Yeşaya bölümünde gelecekte yaşanacak huzur ve sevinç ortamını tasvir eden dikkat çekici ifadeler bulunmaktadır. Bu sözlerde üzüntünün ve iniltinin sona ereceği, insanların yüzlerinde kalıcı bir sevincin belireceği ve yeryüzünün neşeyle dolacağı haber verilmektedir:

Yüzlerinde sonsuz sevinç olacak. Onların olacak coşku ve sevinç, üzüntü ve inilti kaçacak. (Yeşaya, 51:11)

Orada coşku, sevinç, şükran ve ezgi olacak. (Yeşaya, 51:3)

Ya Rab, halkın sevincini artıracaksın. Ekin biçenlerin neşelendiği, ganimet paylaşanların coştuğu gibi, onlar da sevinecek Senin önünde. (Yeşaya, 9:3)

Sevinciniz sonsuz olacak. (Yeşaya, 61:7)

Ey gökler, sevinçle haykırın; neşeyle coş, ey yeryüzü! Ey dağlar, sevinç çığlıklarına katılın; çünkü Rab ezilene merhamet gösterecek. (Yeşaya, 49:13)

Bu açıklamalarda sevincin şükürle, merhametle ve zulmün sona ermesiyle birlikte anılması son derece anlamlıdır. Gerçek mutluluk, yalnızca maddi imkanların artmasıyla değil; haksızlıkların ortadan kalkması, insanların güven içinde yaşaması ve Allah’a gönülden yönelmesiyle mümkün olur.

İncil’de Barışın ve Tesellinin Müjdelenmesi

İncil’de de merhametli, temiz yürekli, yumuşak huylu ve barışı sağlayan insanların övüldüğü; yaslıların teselli edileceği ve zulüm görenlerin karşılık bulacağı bildirilmektedir:

Ne mutlu ruhen desteksiz olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. Ne mutlu yaslı olanlara! Çünkü onlar teselli edilecekler. Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar. Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Allah’ı görecekler. Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Allah kulları denecek. Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. (Matta, 5:1–11)

Kurtarıcımız tek Allah, sizi düşmekten alıkoyacak, büyük sevinç içinde lekesiz olarak yüce huzuruna çıkaracak güçtedir. (Yahuda’nın Mektubu, 1:24)

Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ızdırap olacak. (Vahiy, 21:4)

Bu sözlerde öne çıkan merhamet, doğruluk, temiz kalplilik ve barış, Mehdiyet döneminde hâkim olacak güzel ahlakın temel özellikleridir. İnsanların acılarının sona ermesi ve teselli bulmaları, sevginin yalnızca sözle değil, adaletli ve şefkatli davranışlarla yaşanacağını göstermektedir.

 

Sevgi Dünyayı Baştan Sona Değiştirecektir

Hz. Mehdi’nin vesilesiyle yaşanacak değişim, yalnızca belirli bir bölgeyle ya da toplulukla sınırlı kalmayacaktır. Sevgi ve şefkat dünyanın her köşesine yayılacak; düşmanlıkların, ayrılıkların ve çıkar çatışmalarının yerini dostluk ve dayanışma alacaktır. İnsanlar birbirlerini ırklarına, dillerine veya ülkelerine göre ayırmadan Allah’ın yarattığı değerli varlıklar olarak göreceklerdir.


Böyle bir ortamda sanat, bilim, estetik ve güzellik de gelişecektir. İnsanlar korku ve baskı altında değil, güven ve huzur içinde yaşayacak; Allah’ın nimetlerinden sevinçle faydalanacaklardır. Yoksulluk, zulüm ve bereketsizlik ortadan kalkarken nimetler adaletle paylaşılacak, yaşlılar, çocuklar, ihtiyaç sahipleri ve bütün canlılar korunacaktır.


Mehdiyetin en önemli özelliklerinden biri de insanlara yeniden ümit kazandırmasıdır. Bugün yaşanan sıkıntılar ne kadar ağır görünürse görünsün, Allah’ın izniyle sevginin ve güzel ahlakın hâkim olacağı aydınlık bir dönem gelecektir. Bu nedenle müminler ümitsizliğe kapılmaz; iyiliği, sevgiyi, barışı ve kardeşliği savunmaya devam ederler.

Büyük Bir Müjde

İnsanların sevinç içinde olacakları, birbirlerine ve yaratılmış her şeye sevgiyle bakacakları bir dönemin yaklaşması, bütün insanlık için büyük bir müjdedir. Hadislerde ve önceki kutsal metinlerde yer alan bu haberler, kötülüğün ve sevgisizliğin sonsuza kadar sürmeyeceğini göstermektedir.


Hz. Mehdi’nin zuhuruyla yeryüzünde çok kapsamlı bir manevi değişim yaşanacak; insanlar Allah’a daha güçlü bir imanla bağlanacak, vicdanlı ve güzel ahlaklı bir hayat süreceklerdir. Kalplerdeki üzüntünün yerini sevinç, korkunun yerini güven, düşmanlığın yerini sevgi alacaktır.


Bu kutlu dönemi anlatmak, insanlara yalnızca geleceğe dair bir haber vermek değil, aynı zamanda bugünden sevgiye, merhamete ve kardeşliğe çağrıda bulunmaktır. Her insan öfke ve nefretten uzak durarak, affedici ve şefkatli davranarak, barıştan yana tavır alarak bu güzel ahlakın yayılmasına katkıda bulunabilir. Allah’ın izniyle yeryüzü sevgiyle dolacak ve insanlık uzun zamandır özlemini duyduğu huzura kavuşacaktır.