Ölüm, Kuran ahlakından uzak yaşayan insanların düşünmekten ve konuşmaktan kaçındıkları bir konudur. Bu kişiler, ölümün ardından dünya hayatlarında bağlandıkları herşeyden uzaklaşacaklarını, Allah (cc)'a hesap vereceklerini, cennetin ve cehennemin varlığını akıllarına getirmek istemezler. Çoğu zaman ölümün hep belirli bir yaştan sonra başlarına geleceğine ve o yaşa ulaşana kadar da önlerinde çok uzun bir vakit olduğuna kendilerini inandırırlar. Etraflarındaki pek çok şey bu insanlara sürekli ölümü hatırlattığı halde tüm bunları anlamazlıktan gelirler. Oysa ölüm her insanın bir adım ilerisindedir. İnsan bir an "yaşıyorum" derken göz açıp kapama vakti kadar kısa bir süre sonra karşısında canını almak üzere gelmiş ölüm meleklerini bulabilir. İşte o andan itibaren sonsuz yaşamını kurtarmak için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Gaflet içinde geçirdiği bir ömrü telafi etmesi mümkün değildir.
İnsanlar ölüme karşı birtakım tedbirler alarak ondan kaçabileceklerini sanırlar. Fakat insan nerede olursa olsun, yanında kimler bulunursa bulunsun, ne kadar korunaklı bir yapıda yaşarsa yaşasın ölümden kaçması mümkün değildir. Allah (cc) bu gerçeği Kuran'da şöyle haber vermiştir:
"De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçmakta olduğunuz ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8)
İnsanın etrafında her an gelişen ölüm olayları, yakınlarının yavaş yavaş dünyadan ayrılması, ölümden kimsenin kaçamadığının açık bir delilidir. Genç, yaşlı, zengin, fakir, güzel, çirkin demeden ölümün insanı her zaman ve her yerde bulduğunu bilmek ise, insanın bu dünyaya bağlanmamasını ve asıl olarak ölümden sonraki sonsuz yurda hazırlık yapması gerektiğini anlamasını sağlamalıdır.
Değerli İslam büyüğümüz İmam Gazali de ölümün gerçek yüzünü şöyle tarif etmiştir:
Şunu kesin bir şekilde bil ki: Ölüm ve ölüm sonrası diriliş tıpkı uyku ve uyku sonrası uyanma gibi senin iki konumunu yansıtır. Yakin gözü ve basiret nuruyla bu hakikatleri görecek istidatta değilsen bari söylenenlere kalben inan, zamanlarını, soluklarını denetim altında tut, göz açıp kapayacak kadar bir süre bile Allah'tan gaflet etme, bütün bunları yapsan bile yine de büyük bir tehlike içinde olduğunu unutma. Ya bunlara dikkat etmezsen halin nice olur? (İhya'u Ulum'id-Din, 4. Cilt, İmam Gazali, s. 360)
Ölüm, insanların dünyada yaptıkları herşeyin hesabını verip, sonsuz hayatlarını sürdürmek için yerleşecekleri mekana bir geçiştir. İnsanların sadece bedenleriyle ve dünya ile bağlantılarının kesildiği an olan ölüm, asla herşeyin sonu değil, aksine herşeyin ve asıl hayatın başlangıcıdır.
Allah (cc) dünyada insanlara ölümü sürekli hatırlatmış, dünyanın geçiciliğini göstermiş, sonsuz hayatın varlığını ve bu hayata hazırlık yapılması gerektiğini anlatan elçilerini ve herşeyin bir açıklayıcısı olarak Kuran'ı göndermiştir. Rabbimiz insanların da yaşamlarını tüm bu uyarılara ve hatırlatmalara göre düzenlemelerini istemiştir. İşte ölüm anı, hesap gününün başlangıcıdır. Bu gerçeği düşünmek, her insanı sonsuz hayatında hesabını rahatlıkla verebileceği bir ahlakı yaşamaya yöneltir. İnsanın kurtuluşunu sağlayacak olan Allah (cc)'ın rızası da ancak böyle bir şuur açıklığıyla kazanılabilecektir.
Dünyada bu gerçekten gafil yaşayan insanların ahiretteki durumları Kuran'da şöyle bildirilir:
"Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin." "Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır. " (Müminun Suresi, 99-100)
İman eden her insan, ölüm gerçeğini samimi olarak düşünerek, pişmanlığın ve tevbenin fayda etmeyeceği hesap günü gelmeden önce Allah (cc)'ın razı olacağı bir insan olmak için daimi bir gayret göstermelidirler.
Ölümün Gerçek Yüzünü Bilerek Yaşamanın Önemi
Özet
Bu makale, ölümün Kuran ahlakından uzak yaşayan insanlar tarafından göz ardı edildiğini ve aslında sonsuz bir yaşamın başlangıcı olduğunu vurgulamaktadır. Ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğu ve insanların dünya hayatında yaptıkları her şeyin hesabını vereceği anlatılarak, ahiret hayatına hazırlıklı olmanın önemi ortaya konmaktadır.
Önemli Noktalar
- Ölüm, Kuran ahlakından uzak yaşayan insanların düşünmekten kaçındığı bir konudur.
- İnsanlar, ölümün her an gelebileceği gerçeğini göz ardı ederek gaflet içinde yaşayabilirler.
- Ölüm, dünya hayatının sonu değil, ahiret hayatının ve asıl yaşamın başlangıcıdır.
- Allah, insanlara ölümü ve dünyanın geçiciliğini Kuran ve elçileri aracılığıyla hatırlatmıştır.
- Hesap gününde pişmanlığın fayda etmeyeceği belirtilerek, dünya hayatında salih amellerde bulunmanın gerekliliği vurgulanır.
- İmam Gazali, ölümü uyku ve uyanma benzetmesiyle açıklayarak gafletten uzak durmanın önemini belirtir.
Sıkça Sorulan Sorular
Ölüm, Kuran ahlakından uzak kişiler için neden kaçınılan bir konudur?
Kuran ahlakından uzak kişiler, ölümün ardından dünya hayatında bağlandıkları her şeyden uzaklaşacaklarını, Allah'a hesap vereceklerini, cennetin ve cehennemin varlığını akıllarına getirmek istemezler. Bu düşüncelerden kaçınarak, ölümün hep belirli bir yaştan sonra başlarına geleceğine inanmaya çalışırlar.
Ölümün kaçınılmazlığı Kuran'da nasıl ifade edilmiştir?
Kuran'da Cuma Suresi'nin 8. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: 'De ki: Elbette sizin kendisinden kaçmakta olduğunuz ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.' Bu ayet, ölümden kaçışın mümkün olmadığını açıkça belirtir.
İmam Gazali, ölümü nasıl tarif etmiştir?
İmam Gazali, ölümü ve ölüm sonrası dirilişi uyku ve uyanmaya benzetir. Gafletten uzak durmayı ve her an Allah'tan gafil olmamayı öğütlerken, tüm bu çabalara rağmen büyük bir tehlike içinde olunduğunu unutmamak gerektiğini vurgular.
Ölüm, insanlar için neyin başlangıcıdır?
Ölüm, insanların dünyada yaptıkları her şeyin hesabını verip, sonsuz hayatlarını sürdürmek için yerleşecekleri mekana bir geçiştir. Sadece bedensel ve dünyevi bağlantıların kesildiği an olan ölüm, her şeyin sonu değil, aksine asıl hayatın başlangıcıdır.
Ahiret hayatına hazırlık yapmanın önemi nedir?
Ahiret hayatına hazırlık yapmak, hesap gününde pişmanlık yaşamamak için kritik öneme sahiptir. Dünya hayatında Allah'ın rızasını kazanacak salih amellerde bulunmak ve O'nun razı olacağı bir ahlakı yaşamak, sonsuz kurtuluşu sağlayacaktır.


